Alevi Haber Ajansi

Hamburg Hak-Evi kadınları: Alevilikte kadının yeri geriledi-VİDEO

PİRHA- Hamburg Hak-Evi kadınları PİRHA’ya Alevi kadın çalışmalarını, yaşadıkları zorlukları, geçmişteki Alevi ritüellerini ve günümüz çelişkilerini değerlendirdi. 

Hamburg HAK-EVİ, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalar yürütüyor. Kongresini de geçtiğimiz aylarda yaptı. Tabii yeni bir yönetimle, daha iyi çalışmalar yapmayı hedefliyor. Dolayısıyla kadın meclisine de yeni bir soluk kazandırmak istiyorlar. Kongrenin ardından yapılan ilk toplantılarına beni de davet ettiler. Bende ilk toplantılarına mihman oldum.

Sohbetimizin konusu Alevi kadın örgütlenmesi. Hem deneyimlerimi, hem de kendi bakış açımı aktardım onlara. Sonra karşılıklı sohbet başlıyor. Anlatımlarındaki yalınlık ve örneklemelerindeki ilginç detayları tek tek belleğime kaydediyorum. “Bu böyle olmayacak” deyip, kesiyorum bir konuşmayı. “Bu güzel örnekleri kayıt altına almak gerekiyor” dedikten sonra, konuşmak istemiyor, heyecanlanacaklarını söylüyorlar. Sonunda ikna ediyorum onları. Yarı heyecanlı olsalar da düşüncelerini tek tek alıyorum.

“ALEVİ KADINI ÖZGÜR DEĞİL”

Nazlı Gökduman’ın örneklerinden kestiğimiz için ilk sözü ona veriyoruz. Almanya’ya nasıl geldiğini anlatıyor: “Ben köyümde inek sağıyordum. Ev işleri yapıyordum. İki çocuğum vardı o zaman. Sonra Almanya’ya geldim. Dil bilmiyorum, yabancıyım. Sadece Guten Tag (iyi günler) demesini biliyordum. Dil kursuna gidecektim, okuyacaktım, meslek yapacaktım. Maalesef olmadı. 2 çocuğum bir de engelli eşim vardı. Para kazanmak zorundaydım. Kayınbabam bana harçlık veriyordu. Tuhafıma gidiyordu. Onun bunun eline bakmamak için çalıştım. Paralar kazandım ama kendime bir şey yapmadım. Çok iyi işler de yapabilirdim oysa. Kendimi eşime, çocuklarıma, çevreme adadım.”

Alevi kadınlarının “biz özgürüz” deyip mücadeleye mesafeli yaklaşmalarına kızıyor Gökduman. “Uygulamada öyle bir şey yok” diyor, sonra devam ediyor: “Alevi kadını özgür değil. Feodal toplum yapısının etkisinde kalıyorlar. Ben kendimde dahil buna. Toplum kuralı senin önüne koyuyor. Sen de uyuyorsun.”

“PİRLER GAZETE VE TELEVİZYONDU BİZİM İÇİN”

Eskiden Aleviliğin nasıl yaşandığına da değiniyor Gökduman. Eskiden televizyon ve gazetenin olmadığını, pirlerin  kendileri için gazete ve televizyon görevi gördüklerini söylüyor. “Pir anlatıyordu biz dinliyorduk” diyor. Günümüzde bir çok şeyin kaybolduğundan dert yansa da, Aleviliğin modern yaşama uygulanması gerektiğini düşünüyor.

“Şimdi günümüzde elbette evrensel hukuka inanıyorsun. Sürünerek dedenin ayaklarını öpmüyoruz, dedenin ayaklarını yıkamıyoruz. Yüz yüze, cemal cemale görüşüyoruz” diyor.

“HER TOPLANTIYI AYRI BİR KADIN YÖNETTİ”

Hatice Budak yıllardır Hamburg’ta kadın çalışmaları yürütüyor. Dergahın bünyesinde oluşturulan kadın meclisinin de başkanı aynı zamanda. Avrupa’da örgütlenmenin zorluklarına dikkat çekiyor. “Kırsaldan geliyorsun, dil bilmiyorsun. Buradaki kültüre ayak uydurmak isterken, bir de kendi kültürünü yaşamak istiyorsun. Bazen ikisini de yapamıyorsun” diye belirtiyor.

Kadın meclislerinde daha çok kadının katılımını sağlamak amacıyla farklı bir yöntem uygulamışlar. İlişki içerisinde oldukları bütün kurumlardaki kadınlarla kontağa geçerek, Alevi inancına yönelik düşüncelerini sormuşlar. Kendi yaşamları ve deneyimleri ile şu an derneklerde sürdürülen Aleviliğin birbiri ile çakıştığını söylemiş çoğu kadın. Sonra toplantılar düzenleyip önerileri almışlar. Ve en önemlisi de toplantı yönetimini her toplantıda ayrı bir kadın üstlenmiş. Dolayısıyla her kadın aktif olarak katılma şansı bulmuş. Ardından komiteler oluşturmuşlar. Komite sözcüleri de yönetim toplantılarına katılma fırsatı bulmuş. Kararları da ortak almışlar.

“BİRAZ YÜREĞİNE DOKUN…”

“Aslında bizim insanlara ulaşmak çok kolay” diyor Budak, sonra bir gerçeği dile getiriyor: “Biraz mantığına dokun, biraz yüreğine dokun. On kapıyı çal, 9’unu üye yaparsın. Özellikle Alevi çalışmaları için. Bakir bir alan. Yolun edebi erkanını biliyorsan seni dinlemeye ve ne varsa vermeye hazır.”

Yaşlılarının ise birer kitap olduğunu söylüyor ve nenesinin hep söylediği bir sözü hatırlatıyor. “Yol bilmeyen insanla yola çıkarsan varacağın menzil yolsuzların hanı olur.”

“KADINLAR YOLDA NAKIŞ OLMALI”

“Bu kadar ilmi derin olan, geniş bir felsefeye sahip, aydınlık olan, yeryüzünün tüm varlıklarına sonsuz hoşgörü gösteren bir inanç egemenler tarafından karanlığa batırılmış” eleştirisini yapan Budak, “Kendini her yerde pir olarak tanıtan ama felsefeyi içselleştirmeyen insanla yola çıkarsan varacağımız menzil belli. İnancımızı yeniden şekillendirirken, kadınların o yolda nakış olması gerekiyor” diye de öneriyor.

“DERSİM’İN KENDİNE AİT BİR HUKUKU VARDI”

Şadiye Küçük ise dergahın geçen dönemki eş sözcüsü. Özellikle Dersim’de yaşadığı Aleviliği aktarmak istiyor. Nenesinden çok şey öğrendiğini belirterek şöyle devam ediyor: “Aşiret reisleri, pirler ve rayberler cemaat olduğu zaman Aleviliğin özündeki gerçekleri insanlara yaşatıyorlardı. Nenem, “Biz pirleri o zaman eleştirebiliyorduk” diyorlardı. Hem pirle beraber otururlardı. Dersim’in kendine ait bir hukuku vardı. Kendi kendini yöneten bir yapısı vardı. Bu öz yönetimdir. Kadınla beraber yapılırdı her şey. Dersim’de sol hareketler inancı asimile etti bence. O dönemde ağalar bile her şeyi paylaşıyordu. Herkesle paylaşmıyorsa derlerdi ki “sen ağa değilsin.” İşte bu nedenle Dersim’e zulüm ettiler. Birine bir haksızlık olduğu zaman hemen cemaat toplanırdı. Devlet hukukunu tanımazlardı.”

“DERGAHIMIZ BİR OCAK, DAHA ÇOK SAHİPLENMELİYİZ”

Şerife Köylüce dergahın yeni eş sözcüsü. Önünde büyük görevler olduğunu söylüyor. Kafasındaki projeleri gerçekleştirmek isteği ona çalışmalara daha çok bağlanma hissi veriyor. Kadının arka planda olmasında en çok kadının suçlu olduğunu söylüyor. “Hep elini taşın altına koy diyorlar. Bence biz taş olarak gördüğümüz zaman elimizi altına koymayız. Burası özümüzü dara çektiğimiz, cemal cemale konuştuğumuz yerdir. Burayı da bir ocak olarak görüyorum. O nedenle daha çok sahiplenmeliyiz” diye belirtiyor.

“7 ALEVİ GENÇ IŞİD’E KATILDI”

Dışarıdaki tehlikelere de değinen Köylüce, radikal dincilerin özellikle Alevi çocuklarını hedef aldıklarını ve kazandıklarına işaret ediyor. Hamburg’ta 7 Alevi gencinin IŞİD’e katıldığını söylüyor.

Sonra Hatice Budak ekliyor, “7 bizim araştırmamıza göre savaşa giden. Hatta bir Dersimli yaşamını yitirdi. 80’in üzerinde de camilere giden var. Çok dikkat etmemiz gerekiyor.”

“ALEVİLİKTE KADININ YERİ GERİLEDİ”

Arife Çantay da birlik olmanın önemine vurgu yapıyor. Kadınları ise şöyle eleştiriyor: “Geçmiş yıllarda katıldığı kadın toplantıları ile şimdi katıldığım kadın toplantıları arasında bir fark yok. Biz geçmişte de şimdi de aynı konuları tartışıyoruz. Erkekler iki kimlik taşıyor. Dışarıda konuşmaları ve pratikleri evlerinde yapmıyorlar.”

Aynur Canbek ise Alevilikte kadının yerinin gerilediğini ifade ediyor. Kadınların eskiden cemaatlerde önde olduğunu, fakat günümüzde arka planda kaldığını kaydediyor. Sünni inancına mensup kadınların, Alevi kadınlara yönelik, “Siz Alevi kadınlar demokrat, modern, aydın, özgürsünüz” dediklerini kaydeden Canbek, “Görünüşte öyle ama içeride çok farklı”diyor.

FOLKLOR ÇALIŞMALARI 

Dergahta her hafta sonu folklor çalışmaları da yapılıyor. Zozan Yavuz ve Zilan Bilin pırıl pırıl iki genç kadın. Türkçe kendilerini ifade edemeyeceklerini söylüyorlar. Bir kaç denemeden sonra anlatmak istediklerini aktarmayı başarıyorlar.

Zozan Yavuz çocuklara kültürlerinin bir parçasını öğrettiklerini belirterek, bu çalışmalar sayesinde birliktelik ruhunun da geliştiğini söylüyor. Zilan Bilin ise, “Zaten kültürümüz ölmeye yakın ve biz bunu hayatta tutmaya çalışıyoruz. Gerçekten değer veriyoruz. Dileriz ki onlardan birisi bizim yaptığımızı başka gruplara yapar” diyor.

Elif SONZAMANCI/HAMBURG

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak