PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi’nin çağrısıyla Türkiye’nin farklı kentlerinden 60’ı aşkın kadın, Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeleri yerinde takip etmek ve kadınlarla dayanışmak amacıyla Dersim’e gitti. Heyette yer alan Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi üyesi Feride Eralp, Gülistan Doku dosyasının altı yıldır kadınların mücadelesi sayesinde gündemde kaldığını belirterek, üniversite içerisindeki suç ilişkilerine müdahale edilmediği sürece yeni Gülistan Doku vakalarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi’nin çağrısıyla Türkiye’nin farklı kentlerinden 60’ı aşkın kadın, Gülistan Doku dosyasındaki son gelişmeleri takip etmek ve kadınlarla dayanışmak amacıyla Dersim’e geldi. Heyette yer alan Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi üyesi Feride Eralp, yaklaşık 15 yıl sonra yeniden geldiği Dersim’de gözlemlerini ve Gülistan Doku dosyasına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
“BU ÜLKENİN KADINLARI ALTI YILDIR GÜLİSTAN DOKU’YU SORMAYI BIRAKMADI”
En son 2010 yılında Dersim’e geldiğini belirten Feride Eralp, o dönemin barış sürecinin etkilerinin hissedildiği farklı bir dönem olduğunu söyledi. Barış İçin Kadın Girişimi’nin kalekol protestolarını ve geri çekilme süreçlerini takip ettiğini hatırlatan Eralp, “Bu 15-16 yılda neler değişti? Özellikle 2015’te sürecin bitmesinden sonra yaşanan çatışmalı süreç, olağanüstü hal ve güvenlikçi politikaların bu kenti nasıl etkilediğini merak ediyordum. O yüzden Dersim’e biraz endişeli bir duyguyla geldim” dedi.
Güvenlik politikalarının, kalekolların ve askerileştirmenin kentte yarattığı değişimin Gülistan Doku dosyasında da görülebildiğini düşündüğünü ifade eden Eralp, bunları yıllardır duyduğunu ve okuduğunu ancak yerinde görmenin çok daha çarpıcı olduğunu söyledi.
Gülistan Doku dosyasının başından itibaren kadın hareketi açısından önemli bir duyarlılık yarattığını belirten Eralp, bunda Dersim’deki kadınların, öğrencilerin ve Gülistan Doku’nun ailesinin mücadelesinin belirleyici olduğunu söyledi.
“Altı yıl boyunca bu soruyu sormayı bırakmamak, unutulmasına engel olmak çok önemliydi” diyen Eralp, kadınların 8 Mart’larda, 25 Kasım’larda ve birçok eylemde Gülistan Doku’nun adını taşımaya devam ettiğini belirtti.
Eralp, “Bu kadar gün oldu ama Gülistan Doku’ya ne olduğunu hala bilmiyoruz diyerek altı yıldır sormayı bırakmadılar. Bunun bir nedeni var. Bir yandan Gülistan’ın başına gelenlere yönelik öfke var ama bir yandan da bunun münferit bir olay olmadığı gerçeği var” diye konuştu.
“GÜLİSTAN İÇİN SORULAN SORU BÜTÜN KADINLAR İÇİN SORULUYOR”
Türkiye’nin farklı kentlerinde benzer biçimlerde kaybedilen, öldürülen ya da akıbeti ortaya çıkarılmayan kadınlar olduğunu söyleyen Eralp, Karabük’te Dinay, Elazığ’da Yeldana Karman ve Ankara’da Nadira Kadirova örneklerini hatırlattı.
“Gülistan için sorulan soru aynı zamanda kaybedilen, öldürülen ve akıbeti ortaya çıkarılmayan bütün kadınlar için soruluyor” diyen Eralp, genç kadınların özellikle üniversitelerde çeşitli şiddet biçimlerine maruz bırakıldığını ve bunun ülke çapında yaygın bir sorun olduğunu vurguladı.
Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eralp, altı yıl boyunca dosyada bulunan birçok bilginin görmezden gelindiğini söyledi.
“Altı yıl sonra ne ortaya çıktı?” diye soran Eralp, yeniden incelenen kamera kayıtlarının yıllardır dosyada bulunduğunu hatırlattı. Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte ortaya çıkan tablonun yalnızca bir kayıp dosyasını değil aynı zamanda bir suçun nasıl örtüldüğünü de gösterdiğini belirtti.
“ÜNİVERSİTEDEKİ SUÇ İLİŞKİLERİ YERLİ YERİNDE DURUYOR”
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak farklı kentlerden gelen kadınlarla Dersim’de kadınlar, öğrenciler ve çeşitli kurumlarla görüştüklerini söyleyen Eralp, görüşmelerde en çok Munzur Üniversitesi’ne ilişkin kaygıları dinlediklerini anlattı.
“Rektör değişmiş olabilir ama bize anlatılan şey değişen hiçbir şey olmadığı” diyen Eralp, üniversite içerisinde isimleri çeşitli iddialara konu olmuş kişilerin görevlerine devam ettiğini belirtti.
“Bir yandan bazı soruşturmalar yürütülüyor gibi görünüyor ama üniversite içerisindeki yapıya gerçek anlamda dokunulmuş değil” ifadelerini kullanan Eralp, kadın öğrencilerin hala benzer risklerle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
“KENTTE CİDDİ BİR GÜVENSİZLİK HALİ VAR”
Kadınlarla yaptıkları görüşmeler sonucunda en büyük kaygılarının bu olduğunu belirten Eralp, “Bu kişiler işledikleri suçların cezasız kalacağı duygusuyla yaşamaya devam ettikçe yeni bir Gülistan Doku vakasının yaşanması an meselesi gibi görünüyor. Ne yazık ki Dersim’den böyle bir duyguyla ayrılıyoruz” dedi.
Dersim’de yaygın bir güvensizlik atmosferi gözlemlediklerini söyleyen Eralp, “Esnaf öğrencilere güvenmiyor, öğrenciler esnafa güvenmiyor, öğrenciler birbirine güvenmiyor, hocalarına güvenmiyor” dedi.
Bu ortamın kadın dayanışmasını da zorlaştırdığını belirten Eralp, kadınların şiddet ve taciz vakalarının peşine düştüklerinde faillerin değil, mücadele eden kadınların baskıya maruz kaldığını ifade etti.
“ÜNİVERSİTE BİR EĞİTİM KURUMU DEĞİL DE DEVLET KAMPÜSÜ GİBİ”
Kendilerine aktarılan bilgiler doğrultusunda üniversitenin giderek güvenlik kurumlarının ağırlık kazandığı bir yapıya dönüştüğünü söyleyen Eralp, “Deprem güçlendirmesi bahanesiyle üniversite içerisine valilik, adliye ve çeşitli resmi kurumlar taşınmış durumda. Dolayısıyla burası bir eğitim kurumu değil de devlet kampüsü gibi” dedi.
Üniversite içerisinde kadın örgütlerinin ve demokratik kurumların faaliyet yürütmekte zorlandığını ifade eden Eralp, buna karşılık çeşitli vakıf ve cemaat yapılarının daha görünür hale geldiğini söyledi.
“GERÇEK ADALET ANCAK KADINLARIN MÜCADELESİYLE MÜMKÜN”
Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan gelişmelerin kadınların yıllardır sürdürdüğü mücadelenin sonucu olduğunu vurgulayan Eralp, Bedriye Doku’nun, Aygül Doku’nun ve Dersimli kadınların mücadelesinin bunun en önemli örneği olduğunu belirtti.
“Karşımızda çok ciddi bir militer yapılanma ve arkasında devlet gücü bulunan erkekler var” diyen Eralp, buna rağmen kadınların bir arada olmaktan vazgeçmemesi gerektiğini söyledi.
“Korkmamıza rağmen, endişe etmemize rağmen bir arada olmaktan vazgeçmemeliyiz” diyen Eralp, gerçek adaletin kadınların ortak mücadelesiyle mümkün olacağını ifade etti.
Nuray ATMACA/DERSİM
Yoruma kapalı.