PİRHA- Güney tabip odaları ortak açıklama yaparak,
Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye başta olmak üzere bölgemizde ve kıyılarında hızla artan mikroplastik kirliliğin deniz ekosistemini, tarımı, balıkçılığı, turizmi, gıda güvenliğini, bölge ekonomisini ve halk sağlığını tehdit ediyor.
Adana Tabip Odası, Adıyaman Tabip Odası, Gaziantep-Kilis Tabip Odası, Hatay Tabip Odası, Mersin Tabip Odası, Maraş Tabip Odası, Osmaniye Tabip Odası ortak açıklama yaparak, yetkilileri harekete geçmeye çağırdı.
“TÜM TOPLUMUN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”
“Bu konu acildir ve doğrudan bir halk sağlığı krizidir” denilen açıklamada, “Akdeniz’in, gıdamızın ve bölge halkının sağlığını korumak; hekimler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Akdeniz, dünya denizlerinin yalnızca yaklaşık %1’ini oluşturmasına karşın, bilimsel araştırmalara göre mikroplastik yoğunluğunun en yüksek olduğu denizlerden biridir. Yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle plastik atıklar uzun süre sistem içinde kalmakta ve birikmektedir” denildi.
UYARI!
İnsanlık tarihinde ilk kez, ürettiği sentetik bir maddeyi kendi kanında, organlarında ve çeşitli dokularında taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar dile getirildi:
“Birer hekim ve halk sağlığı savunucusu olarak uyarıyoruz: Mikro (5 mm’den küçük) ve hücresel zarları aşabilen nanoplastikler yalnızca çevresel bir birikim değildir. Deniz ürünleri, tarımsal ürünler, sofra tuzu, içme suları ve solunan hava aracılığıyla besin zincirine ve kan dolaşımımıza katılarak organlarımıza ulaşmaktadır.
Son bilimsel araştırmalar ve otopsi çalışmaları; mikroplastiklerin beyin, akciğer, karaciğer, böbrek, kemik iliği ve anne ile bebek arasındaki bağı sağlayan plasentada saptandığını ortaya koymuştur. Plasentadaki varlığı, henüz doğmamış bebeklerin dahi bu kirlilikle yaşamın en erken döneminde maruz kaldığını göstermektedir. Ayrıca son yıllarda yayımlanan çalışmalar, damar plaklarında saptanan mikroplastiklerin kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm riskinin artışıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir.”
“NESİLLER ARASI RİSK OLUŞTURAN HASTALIKLARI OLUŞACAK”
Açıklamada, plastiklerin yapısında bulunan veya ortamdan emdikleri fitalatlar, Bisfenol A (BPA), kalıcı organik kirleticiler (POPs) ve ağır metallerin, endokrin (hormon) sistemini bozduğuna, inflamasyon, oksidatif stres ve metabolik dengesizliklere yol açtığına, bağışıklık sistemini baskıladığına, üreme sağlığını olumsuz etkilediğine, gelişmekte olan organ sistemleri nedeniyle özellikle çocuklar, gebeler ve kırılgan gruplar üzerinde nesiller arası risk oluşturarak kanser dahil birçok kronik hastalık riskini artırdığına işaret edildi.
Plastik atık ithalatı, depolama alanları ve yasa dışı yakma tesisleri özellikle Çukurova Havzası’nda, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının çeperinde, yoksul ve dezavantajlı mahallelerde yoğunlaşarak ciddi bir çevresel adaletsizlik yarattığı belirtilen açıklamada, sorumluluğun bireysel tercihlere bırakılamayacağı; sorun yapısal, kamusal ve çok sektörlü olduğunun altı çizildi.
ACİL ÇAĞRI!
Türkiye’nin taraf olduğu Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunmasına İlişkin Barcelona Sözleşmesi, Basel Sözleşmesi ve Dünya Sağlık Örgütü ilkeleri doğrultusunda kurumları acilen göreve davet edilen açıklamada şunlar ifade edildi:
“-Plastik Atık İthalatı Derhal Yasaklanmalıdır. “Geri dönüşüm” adı altında yürütülen plastik atık ithalatı sonlandırılmalı; sınır denetimleri güçlendirilmeli ve mevcut tesisler bağımsız, şeffaf ve insan sağlığını esas alan kriterlerle denetlenmelidir.
-Düzenli Biyo-İzleme ve Veri Şeffaflığı Sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı koordinasyonunda; su, toprak, deniz canlıları, gıdalar ve okul ortamlarından düzenli örnekler alınmalı, insan doku maruziyetini izleyen biyo-izleme programları oluşturulmalı ve tüm sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
-Geri Dönüşüm Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri Eksiksiz Uygulanmalıdır. Sektörde çalışan tüm işçilerin toksik maruziyetleri düzenli olarak izlenmeli, uygun kişisel koruyucu donanımın sağlanması ve etkin kullanımı güvence altına alınmalı, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırma derhal engellenmelidir.
-Okullarda ve Kamu Kurumlarında Tek Kullanımlık Plastiklerin Kullanımı Kademeli Olarak Sonlandırılmalıdır.
-Halk Sağlığı Erken Uyarı ve Risk İletişim Sistemi Kurulmalıdır. Bölge halkı, tarım ve balıkçılık sektörü ile tüm ilgili paydaşlar toksik maruziyetler ve gıda güvenliği konusunda düzenli ve şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir.
-Doğu Akdeniz Bölgesel Mikroplastik Eylem Planı Hazırlanmalıdır. Üniversiteler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve meslek örgütlerinin katılımıyla düzenli çevresel izleme, kaynak azaltımı, kirlilik kontrolü ve halk sağlığı müdahalelerini içeren bölgesel bir eylem planı oluşturulmalıdır.”
PİRHA/MERSİN
Yoruma kapalı.