PİRHA- 24’üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Düzgün Baba Cemevi’nde düzenlenen panelin ardından mikrofon uzatılan yurttaşlar, Düzgün Baba’nın kendileri için yalnızca bir ziyaret yeri değil, inançlarının ve hafızalarının önemli bir parçası olduğunu dile getirdi. Yurttaşlar; kutsal mekanların korunması, ana dilin yaşatılması, doğanın tahrip edilmemesi ve barışın toplumsallaşması çağrısı yaptı.
24’üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Düzgün Baba Cemevi’nde gerçekleştirilen panelin ardından PİRHA mikrofonuna konuşan yurttaşlar, Düzgün Baba’nın Aleviler için taşıdığı manevi değeri anlattı. Farklı kentlerden festivale katılan ziyaretçiler, kutsal mekanların korunması, çevrenin temiz tutulması, ana dilin yaşatılması ve barışın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Festival için İstanbul başta olmak üzere birçok kentten geldiklerini söyleyen yurttaşlar, Düzgün Baba’ya her gelişlerinde huzur bulduklarını ifade etti.
“İnsan doğup büyüdüğü topraklara özlem duyar” diyen bir yurttaş, aylar öncesinden bu günü beklediklerini belirterek, “Metropolde yaşıyoruz ama aklımız da yüreğimiz de buralarda. Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklara gelmek bize huzur veriyor. Buralar bizim kökümüzdür” dedi.
“KUTSAL MEKANLAR TEMİZ BIRAKILMALI”
Konuşmalarda en çok öne çıkan başlıklardan biri çevrenin korunması oldu. Yurttaşlar, Düzgün Baba’nın yalnızca doğal bir alan değil aynı zamanda kutsal bir mekan olduğuna dikkat çekerek ziyaretçilere çevreyi kirletmeme çağrısı yaptı.
Bir yurttaş, “Buraya nasıl temiz geldiysek öyle temiz bırakmalıyız. Çöplerimizi geride bırakmamalıyız. Burası hepimizin kutsalıdır. İnancımıza sahip çıkmanın yolu doğamıza da sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.
“ANA DİLİMİZ YAŞAMAYA DEVAM ETMELİ”
Duygularını paylaşan bir kadın ise yaşlıların kendi ana dillerinde konuşmaya çalışırken genç kuşakların Türkçe yanıt vermesinden büyük üzüntü duyduğunu söyledi.
“Bugün beni en çok etkileyen şey yaşlılarımızın ana dilini konuşması, gençlerin ise anlamakta zorlanması oldu. Dilimizi yaşatmak zorundayız. Çünkü dil giderse hafıza da gider” sözleriyle kaygısını dile getirdi.
“DÜZGÜN BABA TİCARET ALANI DEĞİL”
Bazı yurttaşlar ise kutsal mekan çevresinde gelişen ticari faaliyetlerin sınırlandırılması gerektiğini belirtti. Düzgün Baba’nın inanç merkezi olduğuna dikkat çeken katılımcılar, ziyaret alanının ticari kaygılarla değil, inancın ruhuna uygun şekilde korunması gerektiğini ifade etti.
“Burası bizim inanç mekanımızdır. Her isteyenin istediği yerde satış yapması doğru değil. Öncelik buranın manevi değerinin korunması olmalıdır” görüşünü dile getirdiler.
“DOĞAMIZA VE DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM”
Yurttaşlar, Düzgün Baba çevresindeki dağların, taşların ve doğanın yalnızca bir coğrafya olmadığını, inançlarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
“Bu dağlar, bu taşlar bizim hafızamızdır. Hızır’ımız burada, inancımız burada, duygularımız burada. Kendi özümüzden uzaklaşmamalıyız. Bu coğrafyaya sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır” diyen katılımcılar, özellikle genç kuşakların bu değerlerle buluşturulması gerektiğini ifade etti.
“ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNİN ÖZNESİ OLMALI”
Konuşmaların sonunda ise barış ve demokratikleşme mesajları öne çıktı. Yurttaşlar, toplumun tüm kesimlerinin barış sürecine katkı sunması gerektiğini belirterek Alevilerin bu sürecin dışında bırakılmaması çağrısında bulundu.
“İnadına barış, inadına kardeşlik demeliyiz. Demokratik bir Türkiye için herkes sorumluluk almalı. Aleviler bu sürecin kalbinde yer almalı. Kimse ‘Benim katkım olmaz’ demesin. Herkes elini taşın altına koymalı” ifadeleriyle ortak bir çağrı yapıldı.
PİRHA / DERSİM
Yoruma kapalı.