Alevi Haber Ajansi

Dr. Zeynep Oktay: Alevi deyiş geleneğinde duygu ve hafıza aktarımı anne karnında başlıyor- VİDEO

PİRHA – Alevi deyiş geleneğinde duygu ve hafıza aktarımının anne karnında başladığını belirten Dr. Zeynep Oktay, “Muhabbetlerde, cemlerde, günlük hayatın içerisinde deyiş duyuyor ve o deyişler bir çocuğun edebiyatla, müzikle tanışmasını sağlıyor. Bu deyişler aracılığıyla anne çocuk beraberliği varken böyle bir aktarım hattı başlıyor” diye konuştu.

Alevi inancının geçmişten günümüze, günümüzden ge geleceğe taşınmasının en önemli temel taşlarının başında deyiş ve nefesler geliyor.

Deyişlerin duygu ve hafıza aktarımında kadının rolünü Dr. Zeynep Oktay, PİRHA’ya değerlendirdi.

Alevi deyiş geleneğinde duygu ve hafıza aktarımının ilk olarak anne karnında başladığını belirten Oktay, “Muhabbetlerde, cemlerde, günlük hayatın içerisinde deyiş duyuyor ve o deyişler bir çocuğun edebiyatla, müzikle tanışmasını sağlıyor. Bu deyişler aracılığıyla anne çocuk beraberliği varken böyle bir aktarım hattı başlıyor” diye konuştu.

El yazmaları uzmanı, matbaa öncesindeki metinler üzerine çalışan Dr. Zeynep Oktay, deyişlerin duygu ve hafıza aktarımında aşıklık geleneğinin içerisinde kadın mevcudiyetinin olduğunu söyledi.

“KADINLAR YAZILI KÜLTÜRDE YER BULAMAMIŞ”

Aşıklık geleneğinin kapsamlı olarak 19. yüzyılda yazıya geçtiğini ifade eden Oktay, “Fakat kadın aşıkların çok fazla yazıya geçmediğini görüyoruz. Yani bir şekilde kadın olmak yazılı bir külliyat halinde aşıklığı deyişleri aktarmanın önünde bir engel oluyor” diye belirtti.

Kadınlara ait şiirlerin sözlü olarak aktarılmaya devam ettiğini belirten Oktay, Güzide Ana’nın şiirlerini hatırlattı. Oktay, hem resmi dinin hem de iktidar sahiplerinin alanının yazılı kültür olduğunu belirterek, kadın aşıkların bu alanda yer bulmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Burada kendine yer bulamayan her şey sözlü kültürde aktarılıyor, yaşam buluyor ve orada bir damar oluyor. Bu anlamda kadınlara ait olan bir aşıklık alanı da biraz böyle bir şey. Burada da kadın aşıkların sesini de duyabiliyoruz. Bazı açılardan çok daha aykırı, karşı duran sistemi eleştirmekten korkmayan da bir dilleri olabiliyor” diye konuştu. 

“CEME KATILAN ÇOCUKLARA DİNLEDİKLERİ DEYİŞTEN BİR TOHUM EKMİŞ OLUYORSUNUZ”

Aleviliği bir çok açıdan Sünni gelenekten ayıran temel şeylerden kadın-erkek cem ibadeti, kadınların cemdeki mevcudiyeti, 12 hizmette beraber olunması ve kadınların posta oturması olduğunu söyleyen Oktay, kadınların tarih boyunca varlığının önemine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cemdeki duygu aktarımın içerisinde kadınların çok önemli bir rolü var. Aslında bir çocuk olarak ceme girdiğiniz de de oradaki duyguyu alıyorsunuz. Yani oradaki deyişin sözünden belki hiçbir şey anlamıyorsunuz ama müziğinden bir duygu alıyorsunuz. O size böyle bir tohum ekilmiş gibi oluyor ve yeşerecek olan duygu da o inanç oluyor. Bu anlamda kadınların bütün tarih boyunca varlığı çok önemli.” 

“GELENEĞİ KADINLAR AKTARIYOR”

Hâcı Bektaş Velâyetnâmesi’ni örnek veren Zeynep Oktay, burada ciddi bir kadın varlığının olduğunu, Kadıncık Ana, Fatma Bacı gibi merkezi figürlerin birçok açıdan da üstün mertebeye konulduğunu ifade etti. 

Dr. Zeynep Oktay, Kadıncık Ana’nın kurucu rolüne vurgu yaparak, geleneğin kadınlar tarafından aktarıldığının altını çizdi.

Semra ACAR/İZMİR

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.