Alevi Haber Ajansi

Dersim’in Kavun Köyü’nde yaşam değişiyor: Bostanlar ayakta, köyler boşalıyor-VİDEO

PİRHA- Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kavun (Köklüce) Köyü’nde yaşayan yurttaşlar, bir yandan bostanlarını ekip üretmeye devam ederken diğer yandan köylerin giderek boşalmasından, gençlerin kentlere göç etmesinden ve kültürel değerlerin unutulmasından yakınıyor. Köylüler, toprağa bağlı yaşamı sürdürmeye çalışırken geçmişin izlerini de yaşatmaya çabalıyor.

Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kavun (Köklüce) Köyü’nde yaşayan yurttaşlar, üretimden kültürel yaşama kadar birçok alanda köylerin geçirdiği dönüşümü anlattı. Bir zamanlar hayvancılığın yaygın olduğu köyde bugün bostancılık ve arıcılık öne çıkarken, nüfusun büyük bölümü kentlerde yaşıyor. Köylüler, hem üretimin hem de dil ve inanç gibi kültürel değerlerin korunması için çaba gösteriyor.

“ESKİDEN HAYVANLAR OTLARI YERDİ, ŞİMDİ BİÇMEK ZORUNDA KALIYORUZ”

Kavun Köyü sakinlerinden Yusuf Çelik, bahar aylarında bostan hazırlıkları yaptığını belirterek köy yaşamındaki değişimi anlattı.

Çelik, “Bu otları bostan ekeceğim için biçiyorum. Domates, biber, fasulye, kabak, salatalık; aklınıza gelen her şeyi ekiyoruz. Eskiden hayvan çoktu, otları onlar yerdi. Biz ayrıca biçmek zorunda kalmazdık. Şimdi öyle değil. Önceden hayvan besliyordum, şimdi daha çok sebze ekiyorum” dedi.

Köy nüfusunun her geçen yıl azaldığını söyleyen Çelik, “Yazın 30-40 ev açılıyor ama kışın sadece 3 ev kalıyor. İnsanlar metropollerde yaşıyor. Gençler de yok. İş olmayınca köylerde kimse kalmıyor. Şu an arıcılık yapıyorum, bostanla uğraşıyorum. Meyve ve ceviz ağaçlarımız var. Boş durmuyoruz” diye konuştu.

“28 YIL ÖĞRETMENLİK YAPTIM AMA AKLIM HEP KÖYDEYDİ”

Emekli öğretmen Fetiye Günal ise yılın büyük bölümünü İzmir’de geçirse de her yaz Kavun Köyü’ne döndüğünü anlattı.

Günal, “Kışın İzmir’de, yazın burada yaşıyorum. Bahçeyle uğraşıyorum. Domates, salatalık gibi sebzeler ekiyoruz. Kurutup kışlık erzak olarak yanımızda götürüyoruz. Çocuklarımız İzmir’de olduğu için biz de orada kalıyoruz. Yoksa gitmek istemezdim. Ben burayı çok seviyorum” dedi.

Öğretmenlik yaptığı yıllarda bile köy özlemi çektiğini ifade eden Günal, “28 yıl öğretmenlik yaptım ama aklım hep buradaydı. Gece rüyalarıma giriyordu. Gündüz şehirde, gece köyde yaşıyordum sanki. Çocukluğumuzun anıları hiç aklımdan çıkmadı. Sonra geri dönüp ev yaptık. Şimdi her yaz burada yaşıyorum” diye belirtti.

“ÇOCUKLARIMIZI KÖYDEN KOPARMAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Çocuklarını ve torunlarını köyle bağlarını koparmamaları için teşvik ettiğini söyleyen Günal, köy yaşamının yeni kuşaklar tarafından tanınmasının önemine dikkat çekti.

“Çocuklarım da geliyor. Mümkün olduğu kadar onları köyden koparmamaya çalışıyorum. Köyü tanısınlar, insanlarını bilsinler istiyorum” diyen Günal, Kürtçenin giderek unutulmasından duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Annesinin yaşadığı dönemde evde Kürtçenin daha fazla konuşulduğunu belirten Günal, “Annem yaşarken çocuklar Kürtçeyi biliyordu. Annem vefat ettikten sonra konuşan kalmadı, unutmaya başladılar. Bazen Kürtçe bilen biri olsa da konuşsak diyorum. İzmir’de Kürtçe bilen komşularım var, bazen onlarla konuşuyoruz. Kürtçe konuşmak hoşuma gidiyor. Unutmamak istiyorum. Ölene kadar da unutmayacağım” dedi.

“İNANCIMIZI YAŞATMAKTA ZORLANIYORUZ”

Alevi inancının ve geleneklerinin yeni kuşaklara aktarılmasında yaşanan zorluklara da dikkat çeken Günal, büyüklerin azalmasıyla birlikte birçok değerin unutulmaya başladığını söyledi.

“İki arada bir derede kalmış bir inancımız var” diyen Günal, “Eskiden annem varken aşureydi, oruçtu, birçok şeyi birlikte yürütürdük. O vefat ettikten sonra bunların bir kısmı da geride kaldı. İnsanlar artık eskisi gibi takip etmiyor. Ben elimden geldiğince sürdürmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Nuray ATMACA/DERSİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.