Alevi Haber Ajansi

Deriye desen değil, binlerce yıllık bir mirası işliyor-VİDEO

PİRHA- İzmir Aliağa’da deri oyma sanatını yaşatan Yıldız Koçer, tamamen el işçiliği ve geleneksel kök boyalarla ürettiği eserlerle unutulmaya yüz tutan kadim zanaatı geleceğe taşıyor. Koçer, “Hem maddi hem manevi hem de sanatsal değeri yüksek olan bu sanat yok olmasın” diyerek geleneksel el sanatlarının yaşatılması çağrısında bulunuyor.

Seri üretimin ve yapay malzemelerin yaygınlaştığı günümüzde, binlerce yıllık deri oyma zanaatı da giderek unutuluyor. İzmir’in Aliağa ilçesinde 2008 yılından bu yana geleneksel yöntemlerle üretim yapan el sanatları ustası Yıldız Koçer ise her çantayı makine yerine el emeğiyle, kimyasal boyalar yerine geleneksel kök boyalarla işleyerek bu kadim zanaatı yaşatmaya çalışıyor. Uzun yıllardır Aliağa TÜPRAŞ Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğreticilik yapan Koçer, cezaevlerinde verdiği eğitimlerle de deri oyma sanatını yeni kuşaklara aktarıyor.

KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN ZANAAT: DERİ OYMA İŞİ 

İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Astrol Atölye’de çalışmalarını sürdüren Yıldız Koçer, küçük ama sevimli, sıcak sohbetlere ev sahipliği yapan atölyesinde danışanlarını ağırlıyor.

Deri sanatının tarihi bir geçmişe sahip olduğunu, müzelerde deri oyması, aksesuar yada kulanım araçları bulunduğunu belirten Yıldız Koçer, şu anda gerçek derinin kıymetinin bilinmediğini ifade ederek, deri oyma işinin ise kaybolmaya yüz tutun bir zanaat olduğuna vurgu yaptı.

Derinin kullanım alanının çanta, tablo gibi evlerde ve insanların yaygın olarak kullandığını söyleyen Koçer, deri oyma işiyle hem unutulmaya yüz tutmuş sanatın devamını sağlamak hem de insanların kendine özgü hikayelerinin çıkmasını istediğini söyledi. Koçer, “Burada herkes aslında yaptığı üründen sadece bir adet yapıyor ve dünyada tek. Çünkü aynı anda yapılan aynı işlem bile birebir aynısı olmaz özellikle tamamı el yapımı olan işlerde böyle. O yüzden burada yaptığınız her şey tamamen özel tasarımdır, size özeldir” diye konuştu.

“DERİ OYMA İŞİ ÇANTALAR TAMAMEN EL ÜRETİMİYLE YAPILIYOR”

Geleneksel el işçiliğiyle yapılan deri oyma işi çantalarda hiçbir endüstriyel makine kullanılmadığının altını çizen Yıldız Koçer, yapılan ürünlerin tamamının el üretimiyle yapıldığını, herhangi bir makine kullanımının ise deri konfeksiyonu işine girdiğini belirtti.

“Biz deri oyma sanatı yapıyorsak bunun dikimi, kesimi, her şeyi tamamen elle yapılmalı.”

Deri piyasasında imitasyon ürünlerin yaygın olduğunu söyleyen Koçer, ithal deri ya da  vegan deri diyerek isim değişikliği yapılıp halka öyle yansıtıldığına dikkat çekti.

Koçer, kullanılan derinin ticari amaçlı hayvanlardan geldiğini belirterek, yaşayan, nefes alan ve hayvanlardan yüzülmüş derinin gerçek olduğunu belirtti. Türkiye şartlarında bile gerçek deriye ulaşabilmenin zor olduğunu söyleyen Koçer, gerçek deride de hilelerin yapıldığını, deri parçalarının toz haline getirilerek, preslenerek normal tabaka deri diye satıldığı konusunda uyarılarda bulundu.

“ÇANTANIN ÜZERİNDEKİ İŞÇİLİK YAPIM SÜRESİNİ BELİRLER”

Koçer, bir çantanın yapım aşamasına ilişkin ise, “Bir çantayı bir günde de yapabilirsiniz, bir yılda da yapabilirsiniz. Çünkü bizim zanaatsal kısmımız o çantayı kesip, dikmek, boyamak. Ama sanatsal kısmımız da oyma yapmak ve oyduğumuz desenleri boyamak. Yani üzerindeki sanatsal işimiz ne kadar ağırlaşırsa çantanın da yapım aşaması o kadar ağırlaşır. Bu tamamen üzerindeki işçiliğe bağlı” dedi.

Derinin çok önemli bir malzeme olduğunun altını çizen Yıldız Koçer, yapılan kösele çantaların ömürlük değil çocuklarına miraslık kalacağına dikkat çekerek, 1954 yılından kalma babasının kullandığı el çantasını örnek gösterdi.

“GELENEKSEL KÖK BOYA ÜRETİP KULLANIYORUZ”

Deri çanta boyamada ise kimyasal boyaları da kullandığını belirten Koçer, ancak geçmiş mirasın onu geleneksel kök boya kullanmaya yönelttiğini belirterek şunları ifade etti:

“Şu an deri boyamada kimyasal boyalarımız var. Onları da kullanıyorum.  Ama bana yetmeyen bir yanı vardı kimyasal boyaların çünkü hani deri doğallık, yaşayan ve nefes alan bir malzeme diyoruz. Yeri geliyor derimizi seçerken bile işte vejetal olsun en doğal haliyle üretilsin hiçbir kimyasal tükenmesin istiyoruz. Ama üzerine kimyasal boya sürüyoruz ve üzerinde bir tabaka halinde işçiliğimizi de kapatıyoruz. Ve derinin o uzun soluklu dayanıklılığını yok ediyoruz. Şimdi burada bir tezatlık var. Ben derinin üzerine plastik, kimyasal bir şey sürüyorum. Evet renk çok canlı ama ben bunu istemiyorum ki o derinin doğallığını, işçiliğini yok ediyorum. Çünkü deri eskimeyecek ama ama o kimyasal boya zamanla dökülecek, çatlayacak. Yani artık benim derimin nefes almasını engelleyecek çünkü ürününüz aslında nefes almaya, yaşamaya devam ediyor sizinle birlikte.

Bundan dolayı geleneksel kök boyaları zaten öğrencilik hayatımda da çok sevmişimdir hani renklerle uğraşmayı. Geleneksel kök baya üretip geleneksel kök boya çalışmak istedim. Geri dönüşlerimiz çok güzel. Derilerimiz kök boyayla nefes alıyor, derilerimizin dayanıklılığını da azaltmamış oluyoruz. İşçiliğimizi ön plana çıkarmış oluyoruz. Hem de kök boya da bizim yöresel sanatımız, geleneksel bir sanatımız. Yani bu hem deriyle hem kök boyayla yapılan işler açıkçası beni daha çok tatmin ediyor.”

“EL SANATLARI UNUTULMAYA YÜZ TUTUYOR”

Geleneksel oyma işi deri işinin yok olmayla yüz yüze olduğunu belirten Yıldız Koçer, “Çok güzel bir sanat. Kesinlikle yaşatılması gereken ve nesilden nesile aktarılması gereken bir sanat. Dünyanın neresinde olursanız olun değerli olan bir sanat. El sanatlarının hepsi çok değerli ama deri dünyanın her yerinde kıymetli. Bizim için deri altın gibidir.Hem maddi hem manevi hem de sanatsal değeri çok yüksek olan bir işin yok olması bizi çok üzüyor” diye konuştu. Koçer, el sanatlarına gönül vermiş insanların daha çok unutulmaya yüz tutmuş sanatları canlandırmak için çabaladıklarını söyledi.

3 Yıldır Astrol Sanat Atölyesi’nde danışanlarını ağırlayan Yıldır Koçer, insanların kaliteli zaman geçirebileceği, deri ve boya ile ilgili her türlü bilgiye kolayca erişebilecekleri bir yer olduğunu belirterek, insanların kendinden bir şeyler bulabileceği ürünler yapmak istediklerini söyledi.

“Atölye çalışmalarında insanlar kendi yaptıkları bir şeyi kullanmak istiyorlar. Hani bunu biz yaptık tamamen biz ürettik. Ve üzerinde kendilerinden bir şeyler olsun istiyorlar yani o sürekli bir cüzdan olabilir bu evlerine astıkları bir tablo ya da bir çanta. Taşıdıkları eşya kendilerinden bir şeyler ifade etsin istiyorlar bunun da en güzel yolu kendinin üretmesi. Çünkü kendi dokunuşlarıyla bunu yapması. Bu da o insanlara cazip geliyor. Sadece çanta almak ya da işte ürün satmak, deri satmak olay bu değil. burası gerçekten insanların kendilerini iyi hissettiği ve kendilerine özel tamamen dünyada tek olacak olan ürünü çıkarttıkları bir yer.”

İnsanların kendi hikayelerini işleyebileceği ve sürekli kullanabileceği yada yanında taşıyabileceği eşyalarının olmasını istediğini belirten Koçer, atölyeye gelen danışanlarından birinin vefat eden çocuğunun simasını cüzdanına kazıdığını hatırlattı. ,

“CEZAEVİNDE GÖRDÜKLERİ EĞİTİMLE MESLEK SAHİBİ OLUYORLAR”

Öte yandan TÜPRAŞ Halk Eğitim Merkezi’nde de çalışan Yıldız Koçer, cezaevinde 2012’den bu yana usta öğreticilik de yapıyor. Yüzlerce mahpus yetiştirdiğini belirten Koçer, “Ustalığını, usta öğreticiliğini alanlar var. Hepsi sertifikalarını alıyorlar. Tahliye olduktan sonra bu işi yapanlar da var. Bu işten para kazanıp ekmek yiyenler var. Tabii ki bu bizi çok mutlu ediyor. Hem oradaki vakitlerini çok kaliteli geçiriyorlar bir sanat öğreniyorlar hem de dediğim gibi tahliye olduklarında da ellerinde bir meslekleri olmuş oluyor. Hepsinin bir hikayesi var. Yani hepsi birbirinden çok farklı ve bazen işte ne çıkacak diye düşünürken benim bile beklentimin çok çok üstünde ürünler çıkıyor”

Son olarak kısa bir çağrı yapan Yıldız Koçer,  2026 yılında her şeyin yapay olduğu bu dönemlerde Astrol Sanat Atölyesi’nde bir araya gelerek sanatsal işlere destek beklediklerini söyledi.

Semra ACAR/İZMİR

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.