PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, son dönemde Maraş ve Urfa başta olmak üzere okullarda artan silahlı saldırılar ve şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. DAD, Yaşananları şiddetin beslendiği zemini; bilimsel temelden uzaklaşan eğitim sistemi, bireysel silahlanma ve medyadaki mafyatik öykünmeler olarak tarif etti.
Eğitimdeki nitelik kaybından ekonomik krize kadar pek çok faktörün şiddeti tetiklediğini belirten DAD, “Şiddeti normalleştirmeyeceğiz” mesajı verdi.
“ŞİDDET SOSYO-EKONOMİK VE KÜLTÜREL ZEMİNDEN BESLENİYOR”
Okullardaki saldırıların çok katmanlı bir toplumsal soruna işaret ettiğini belirten DAD Genel Merkezi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Eğitim kurumlarında artan saldırganlık, medyada normalleştirilen suç ve güç temsilleri, gençlerin madde bağımlılığına sürüklenmesi ve genel bir değer erozyonu; birbirinden bağımsız değil, aksine aynı sosyo-ekonomik ve kültürel zeminden beslenen olgulardır. Maraş ve Urfa’da meydana gelen okul baskınlarını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Bu bağlamda, eğitimdeki nitelik kaybı yalnızca akademik başarı üzerinden değil; eleştirel düşünme, etik farkındalık, felsefik ve sosyolojik bilinç ve demokratik yurttaşlık bilinci gibi temel kazanımların zayıflaması üzerinden de değerlendirilmelidir.”
“MİLLİYETÇİ, DİNCİ VE TEKÇİ EĞİTİM GENÇLERİ MANİPÜLASYONA AÇIYOR”
Eğitim sistemindeki ideolojik dönüşümün şiddeti bir ifade biçimine dönüştürdüğü vurgulanan açıklamada, sistemin yapısı şu sözlerle eleştirildi: “Bilimsel temelden uzaklaşan, sorgulamayı teşvik etmeyen ve bireyi edilgenleştiren milliyetçi, dinci, cinsiyetçi, tekçi bir eğitim anlayışı; gençleri hem manipülasyona açık hale getirmekte hem de şiddeti bir ifade biçimi olarak görme eğilimini artırmaktadır. Mevcut şiddetin sistemsel bir sorun olduğu gerçekliği kendisini net olarak göstermiştir. Medya ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan mafyatik öykünmeler, hızlı güç kazanımı, bireysel silahlanmanın kolay hale gelmesi ve cezadan muafiyet algısı, özellikle kimlik arayışındaki gençler üzerinde kalıcı olumsuz etkiler yaratmaktadır.”
“14 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK 5 SİLAHLA OKULA NASIL GİREBİLİR”
Güvenlik zafiyetlerine ve denetimsiz silahlanmaya dikkat çeken DAD, yetkililere şu yakıcı soruları yöneltti: “Bu noktada şu soruların da açık ve cesur biçimde sorulması gerekmektedir: 14 yaşındaki bir çocuğun 5 ayrı silah ve 7 şarjör ile bir okula bu denli rahat girip çıkabilmesi nasıl mümkün olabilmiştir? Bir emniyet müdürünün evinde bu kadar çok sayıda silahın bulunması hangi denetim eksikliklerini ve güvenlik zafiyetlerini işaret etmektedir? Daha da önemlisi, 14 yaşındaki bir çocuğu çoklu silahlarla bir katile dönüştüren karanlık zihniyet nedir ve bu noktaya nasıl gelinmiştir? Bu sorular; denetimsiz silahlanmaya, ihmal edilen kurumsal sorumluluklara ve çocukların korunmasındaki yapısal boşluklara işaret etmektedir.”
“EKONOMİK KRİZ VE GELECEK KAYGISI ÖFKEYİ BESLİYOR”
Şiddetin ekonomik boyutuna da değinen açıklamada, yoksulluğun psikolojik dayanıklılığı zayıflattığı ifade edildi:
“Ekonomik kriz ve buna bağlı olarak artan işsizlik, yoksulluk ve gelecek kaygısı; gençlerin psikolojik dayanıklılığını zayıflatmakta ve onları riskli davranışlara daha açık hale getirmektedir. Sosyal adalet algısının zedelenmesi, bireylerin sisteme olan güvenini azaltmakta; bu da öfke, yabancılaşma ve şiddet eğilimlerini besleyen bir zemin oluşturmaktadır. Ergenlik dönemindeki öğrencilerin birden fazla silah ve mermilerle okullara girip silahlı şiddet uygulaması aslında bireysel silahlanmanın geldiği boyutun nelere mal olduğunun da bir göstergesidir.”
“ÇÖZÜM: PARASIZ, BİLİMSEL VE ANADİLİNDE EĞİTİM”
Şiddeti bir “toplumsal sağlık sorunu” olarak ele alan DAD Genel Merkezi, çözümün ancak demokratik bir kültürle mümkün olacağını belirtti: “Çözüm; eğitim sisteminin yeniden bilimsel, eleştirel ve özgürlükçü bir temele oturtulmasından, gençlerin sosyal ve ekonomik olarak desteklenmesinden ve demokratik kültürün güçlendirilmesinden geçmektedir. Gençliğin korunması yalnızca güvenlik önlemleriyle değil; umut, adalet, özgürlük, demokrasi ve anlam duygusunu yeniden inşa edecek bir toplumsal barış ile mümkündür. Parasız, bilimsel, laik, demokratik ve anadilinden eğitim gençliği özgürleştirir.”
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.