Alevi Haber Ajansi

‘Demokrasinin ve Barışın Toplumsallaşması’ Paneli: Barış şart!-VİDEO

PİRHA- İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda ‘Demokrasinin ve Barışın Toplumsallaşması’ konulu panelde, Öcalan’ın müzakere koşullarının düzeltilmesi gerektiği vurgulanırken, barış sürecine her kesimin sahip çıkması gerektiği ifade edildi.

İstanbul’daki “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” konferansı ikinci gününde. “İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen konferansta bugün de birçok başlık tartışılacak.

“Demokrasinin ve Barışın Toplumsallaşması” başlıklı oturumun moderasyonunu Şebnem Korur Fincancı yürütürken, konuşmacı olarak Ahmet Faruk Ünsal “Toplumsal Barışın İnşasında 2013–2015 ve 2024 Deneyimleri”, Yüksel Genç “Barışın Toplumsal Zemini: Güvensizleştirme Politikalarını Aşmak ve Demokrasiyi Birlikte İnşa Etmek”, Cemal Salman “İdealden Gerçekliğe İkinci Yüzyılında Cumhuriyet ve Aleviler”, Ahmet Türk ve Vahap Coşkun “Demokratikleşme ve Toplumsal Mutabakat” başlıklı sunumlar yapıyor.

Şebnem Korur Fincancı, özgürlüğün güvenliğe kurban edildiğini belirterek, “Cumhruiyetin baskının yoğun olduğu koşullarad yaşandı. Yoksa bir yüzyıl daha böyle yaşanmalı mı? Sorusuna cevap vermeliyiz. Güven verici adımlar atmaya ihtiyaç var” dedi.

“ÖCALAN’IN MÜZAKERE OLANAKLARININ OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”

Ahmet Faruk Ünsal, statükonun kendini dönüştürmeye ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki barış sürecine yansımasına dair değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin dışsal baskı altında kaldığını dile getirerek, “Dış baskı sürecin oluşmasına olanak tanıdı. İçeriden sürecin ilerlemesi için mücadele etmek lazım. Dönüştürücü gücü olan Öcalan’ın müzakere olanaklarının oluşturulması gerekiyor” dedi.

“DEMOKRATLARA İHTİYAÇ VAR”

Ahmet Türk, tarih boyunca çözümün demokratik siyasette ısrarcı olduklarının altını çizerek, “Sürecin kalıcı barışa ulaşması için sabırla bekleyeceğiz. Toplumsa bir güvensizliğin geliştiğini de görüyoruz. Toplumsal barışın önündeki engeller ortadan kalkar. Sürecin başarılı olması için demokratlara, sosyalistlere ihtiyaç var. Birlik içinde bu sürecin başarıya ulaşması için baskı unsuru oluştururuz” diye konuştu.

“ÇÖZÜM ÇIKAR”

Yüksel Genç, güvensizliğin aşılmasının yollarına değinerek, “Tedirginliğin yapısallaşmaya başladığını gözlemledik. Devletin süreci yürütürken ki pratiği bunu oluşturuyor. Burdan çözüm çıkar mı? sorusu sorluyor. Çıkar elbette. Toplumun dahil olamadığı bir süreçten barış çıkmaz. Barış toplumsal meşruiyetinin sağlandığı zamanlarda oluyor. Sivil topluma tam da bu zamanda çok iş düşüyor. Hepimiz işin başına” ifadelerine yer verdi.

“ALEVİLER VARLIĞINI HİSSETTİRMEK İSTİYOR”

Cemal Salman, Alevilerin ülkenin demokratikleşmesi için mücadele yürüttüğünü vurgulayarak, “Devlet kadrolarının kendinden olmayanları kendine benzetmeye çalıştı. Aleviler saz çalıp, türkü söylediği müddetçe sorun yok. Ama ‘benim bir inancım var’ dediğinde sorun oluyor. Devlet ‘sen yoksun’ diyor. Bütün inancı Diyanet örgütlüyor. Aleviler ne zaman ‘biz burdayız’ dediğinde kıyımla karşılaşmışlar” dedi.

Cemal Salman sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aleviler varlığını hissettirmek istiyor. Varlıklarını anlatmak istiyor. Temel meselelerden biri bu. Bugün cumhuriyetin demokratikleşmesini konuşacaksak bir araya gelmeye ihtiyaç var. Herkesin olan bir şeyi inşa etmek, herkesin eliyle olabilecek bir şey. Ama toplum buna dahil olmadığı sürece yine bir başka eksiklikle ikinci yüzyıla yol alırız. Barış diyoruz; Aleviler bunca kıyıma rağmen herhangi bir savaşın yanında durabilir mi? Barış birlikte kurulabilecek bir şey. Demokrasi ile cumhuriyet sadece bir rejim meselesi değil, bir arada yaşama meselesidir. En başkayla en ötekiyle yaşama becerisidir. Bu bir rıza projesidir. En karşı gördüğünüz sizden razıysa, siz ötekinin derdiyle dertliyseniz barış kurulur. Cumhuriyetin demokratik olmasını sağlarız”

“BÜYÜK BİR FIRSAT”

Vahap Coşkun “Demokratikleşme ve Toplumsal Mutabakat” başlıklı sunumunda, barış siyasi bir iradeyle oluşacaksa pragmatik ilişkiler kurulduğuna işaret etti.

Vahap Coşkun, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

“Barış süreçlerinde yıllar içerisinde pörsüyen ilişkileri onarırız. Demokratikleşme ise siyasi rejimin, otoriterlikten coğulculuğa geçmesi mücadelesidir. Barış ve demokrasi arasında iki ilişki var. Barış demokrasiyi mümkün kılar. Kalıcı bir barış olmadan demokrasiyi güçlendirmenin imkanı olmaz. Demokrasi barışı üretir. Barışın inşası ve demokratikleşme birbiriyle bağlantılı ve birbirlerini güçlenidirler. Kürt meselesi hem barış hem demokratikleşmenin merkezinde durur. Silahın devreden çıkarılması bazen küçümseniyor. Oysa bunun çok büyük bir hadise, herkes için büyük bir fırsat olduğunu görmek gerekir.”

PİRHA/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.