Alevi Haber Ajansi

Avukat Arif Ali Cangı: Akbelen’de vahşi bir sürgün politikası yürütülüyor-VİDEO

PİRHA- Akbelen Ormanı’nı korumak için 7 yıldır direnen İkizköylülerin avukatı Arif Ali Cangı, bölgedeki son durumu ve yürütülen “acele kamulaştırma” kıskacını PİRHA’ya değerlendirdi. Cangı, zeytin yasasının delinmesinden adrese teslim yasal düzenlemelere, 679 parselin bir gecede kamulaştırılmasından Anayasa Mahkemesi’ndeki bekleyişe kadar tüm süreci “vahşi bir sürgün politikası” olarak nitelendirdi.

İkizköylülerin Akbelen Ormanı’nda başlattığı ve dünya ekoloji hareketinde önemli bir yer edinen direniş, bugün devasa bir kamulaştırma ve zeytin kıyımı tehdidiyle karşı karşıya. Sürecin başından beri hukuki mücadeleyi yürüten Avukat Arif Ali Cangı, Limak ve İçtaş ortaklığındaki YK Enerji’nin termik santrallere kömür sağlamak adına hukuku nasıl baypas ettiğini ve devlet eliyle yürütülen “oldu bitti” sürecini tüm ayrıntılarıyla anlattı.

“İKİZKÖYLÜLER DÜNYA EKOLOJİ HAREKETİNE ÖRNEK OLDU”

Mücadelenin tarihsel arka planını özetleyen Cangı, köylülerin fedakarlığına dikkat çekti:

“Akbelen mücadelesi yaklaşık 3 yıldan beri Türkiye’nin gündeminde olan hatta öncesine bakacak olursak 7 yıldan bu yana devam eden bir mücadele. İkizköylüler, Akbelen Ormanı’nı korumak için iki yıldan fazla nöbet tuttular. Orman yangınlarının devam ettiği süre içinde Akbelen’in yanmasını önlediler. Sökülmesi ve kesilmesine ilişkin müdahaleleri fiilen, sivil itaatsizliklerle önlediler. Gerçekten dünya ekoloji hareketinde önemli bir yer edindiler.”

“SERMAYE VE İKTİDAR ORTAKLIĞI: ADRESE TESLİM YASALAR”

Cangı, enerji şirketlerinin önündeki yasal engelleri kaldırmak için yapılan hamleleri tek tek sıraladı:

“Karşıda Limak ve İçtaş ortaklığıyla YK Enerji var. Bu şirket, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini çalıştırıyor ve linyit kömürünü çıkarmakta kararlı. Ne pahasına olursa olsun köylülerin direnişini kırmak için çabalıyor. Önce Zeytincilik Kanunu’nu aşmak için bir yönetmelik değişikliği yaptılar. İptal davası açtık, bakanlık yönetmeliği geri çekmek zorunda kaldı. Sonra bir torba yasaya eklemeye kalktılar; İkizköylüler meclisi bastı adeta, komisyona gidip müdahale ettiler ve o maddeyi çıkarttılar. Ancak sermaye iktidarla ortaklaşarak vazgeçmedi.”

“7554 SAYILI YASA VE TEHLİKELİ 11. MADDE”

Geçtiğimiz yıl çıkan yasanın doğrudan bir şirketi kurtarma operasyonu olduğunu belirten Cangı, süreci şöyle detaylandırdı:

“7554 sayılı yasa çıktı. Yasanın tamamı aslında maden ve enerji şirketlerinin sınırlama ve denetim mekanizmalarını zayıflatan, ruhsat işlerini kolaylaştıran bir düzenlemeydi. Ancak yasanın 11. maddesi diğerlerine oranla daha fenaydı. Yasanın genelliği ilkesine aykırı, kişiye özel, adrese teslim bir değişiklikti. Maden Kanunu’na geçici 45. madde eklendi. Yatağan ve Milas’taki zeytinlerin sökülerek maden ocağı haline getirilmesine dair bu düzenlemeye kroki ve haritalar eklendi. Neresinin söküleceği, kimin için söküleceği belliydi. Doğrudan üç termik santral lehine bir düzenlemeydi.”

“ANAYASA MAHKEMESİ VE 8 AYLIK BELİRSİZLİK”

Muhalefetin 260 milletvekiliyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduğunu hatırlatan Cangı, mahkemenin hızı konusundaki endişelerini dile getirdi:

“AYM, 8 Ekim 2025’te ilk incelemesini tamamladı ve esasa girilmesine karar verdi. Yürürlüğü durdurma kararını esasla birlikte değerlendirme kararı aldı. Bu, mahkemenin iş yüküyle en erken 6 ay demekti. Şu an 8 ay geçti ve hala karar yok. Bu belirsizlikte başka işlemler tesis edilmeye başlandı.”

“GİZLİ GENELGEYLE 5 BİN ZEYTİN SÖKÜLDÜ”

Bakanlığın resmi gazetede yayınlamadan sadece internet sitesi üzerinden ilan ettiği genelgeyle zeytin kıyımına başladığını belirten Cangı: “4 Ağustos itibariyle Enerji Bakanlığı, zeytinlerin nasıl söküleceğine dair ‘usul ve esaslar’ diye bir genelge yayınladı. Bilinçli olarak yönetmelik çıkarmadılar ki resmi gazetede yayınlanmasın. Mapek’in sitesinde yayınladılar; biz takip etmesek haberimiz olmayacaktı. 77 zeytin üreticisiyle dava açtık, 7,5 ay geçti hala yürütmeyi durdurma kararı çıkmadı. Bu arada 5 binin üzerinde zeytin söküldü. Nereye gittiği meçhul. Termik santralin dibine ekildiğine dair bilgiler var yani yaşamasın der gibi bir iş yapılmış.”

“ACELE KAMULAŞTIRMA: 679 PARSEL VE BİR SÜRGÜN OPERASYONU”

10 Ocak 2026’da yayınlanan Cumhurbaşkanı kararının boyutlarına dikkat çeken Avukat Cangı, bunun bir bölgeyi tamamen haritadan silmek olduğunu vurguladı: “Acele kamulaştırma kararı yayınlandı ama bu şimdiye kadar olanların çok üzerinde bir kapsamda. Milas’ın 7 mahallesinde 679 parsel bir anda kamulaştırıldı. Bu, o bölgede yaşayan insanların sürgün edilmesi, yaşamın tüketilmesi demektir. Çok vahşi bir durum. Maden şirketinin şu an bu alanın tamamına ihtiyacı yok, tamamında maden işletmesi yapamaz. Amaç direnişi kırmak ve AYM karar vermeden oldu bittiye getirmektir.”

“DANIŞTAY VE YEREL MAHKEMELER ARASINDAKİ HUKUK ÇIKMAZI”

Hukuki süreçte yaşanan tıkanıklığı anlatan Cangı, yargı üzerindeki hıza ve usulsüzlüklere değinerek sözlerini noktaladı:

“96 dosyayla 200 parsel için dava açtık. Danıştay 6. Dairesi bir türlü yürütmeyi durdurma kararı vermedi. Biz oradan karar beklerken, Milas II. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yüzlerce el koyma davası açıldı. Acele kamulaştırma aslında yurt savunması gibi acil durumlar içindir ama artık her şey için kullanılıyor. Mahkemeye vekil koyduk, ‘Danıştay’daki davayı bekleyin, keşfe giderken haber verin’ dedik. Ancak bize hiçbir bilgi verilmedi. Hukuk mücadelesi bu baskı ve hızın gölgesinde devam ediyor.”

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.