PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nde düzenlenen söyleşi ve imza gününde okurlarıyla buluşan şair Hıdır Işık, şiirlerinde Dersim’den başlayarak farklı coğrafyaların tarihini, acılarını ve toplumsal sorunlarını ele aldığını belirtti. Işık, “Biz, kendi coğrafyamızda çok ağır tarihsel acılar, katliamlar ve soykırımlarla yüzleşmemize rağmen, bu trajedilerin sanat ve edebiyata yeterince yansıdığını söyleyemeyiz” dedi.
İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nde şair ve yazar Hıdır Işık’ın katılımıyla söyleşi ve imza günü düzenlendi. Şiirleri, denemeleri ve romanı üzerine konuşan Işık, edebiyat yolculuğunu, eserlerinde işlediği temaları ve sanatın toplumsal hafızayla ilişkisini anlattı.
Aşk, özlem, toplumsal acılar, yalnızlık, dil, hafıza, umut ve direniş gibi konuları eserlerinde ele alan Işık, sanatın insanın yaşadığı coğrafyadan ve toplumsal gerçeklikten bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.
Söyleşinin açılış konuşmasını İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Ali Kılıç yaptı.
Dernek bünyesinde açtıkları kurslarla daha fazla kişiye ulaşmayı hedeflediklerini belirten Kılıç, her ay farklı bir yazarın katılımıyla söyleşi ve imza günü düzenleyeceklerini söyledi.
Katılımcı sayısına bakmaksızın bu tür kültür ve sanat etkinliklerini sürdüreceklerini ifade eden Kılıç, söyleşi ve imza günlerine Hıdır Işık ile başlamalarının önemli olduğunu dile getirdi.
“SANATA DUYDUĞUM İLGİNİN TEMELİNDE KÜLTÜREL BİRİKİM YATIYOR”
Söyleşide söz alan şair Hıdır Işık, zor zamanlarda yan yana olmanın önemine dikkat çekerek sanat ve şiirle ilişkisinin çocukluk yıllarında başladığını anlattı.
Işık, şunları söyledi:
“Sanat ve özellikle şiir, benim hayatımda çok küçük yaşlardan itibaren önemli bir yer tuttu. Aslında bu ilginin köklerini çocukluğumda, doğayla kurduğum ilişkide aramak gerekiyor. Bir dut ağacıyla kurduğumuz dostluktan tutun da çevremizdeki bütün canlılarla geliştirdiğimiz ilişkiye kadar uzanan bir hikâyeden söz ediyorum. Alevi inancında da doğayla ve bütün canlılarla kurulan bu ilişkinin çok önemli bir yeri vardır. Yeryüzündeki bütün canlıları ailemizin bir parçası olarak görmek, onların yaşam hakkına saygı duymak kültürümüzün temel değerlerinden biridir. Örneğin evimize giren bir akrebi bile öldürmek yerine zarar vermeden dışarı çıkarmaya çalışırız. Çünkü yaşamın yalnızca insana ait olmadığını biliriz. Sanırım benim sinemaya, edebiyata ve şiire duyduğum ilginin temelinde de bu kültürel ve düşünsel birikim yatıyor.”
“SANATSAL ÜRETİMLERİN GÖRÜNÜR OLMASI KOLAY OLMUYOR”
Üniversite yıllarında başlayan edebiyat yolculuğunun ilk somut ürününün 2008 yılında yayımlanan Ve Sen adlı kitabı olduğunu belirten Işık, bugüne kadar beş şiir kitabı ve bir romanının yayımlandığını söyledi.
Edebiyat eserlerinin okurla buluşmasında yaşanan zorluklara dikkat çeken Işık, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar beş şiir kitabım ve bir romanım yayımlandı. Ancak ne yazık ki yaşadığımız toplumda edebiyat eserlerinin ve sanatsal üretimlerin görünürlük kazanması her zaman kolay olmuyor. Bazen eserlerin okura ulaşabilmesi, dikkat çekebilmesi için çeşitli vesilelere ihtiyaç duyuluyor. Sanırım benim kitaplarımın da bazı ödüller aracılığıyla daha fazla görünürlük kazandığını söyleyebilirim. Bugün kitaplarımın baskıları tükenmiş durumda.”
“TOPLUMSAL GERÇEKLİK İNSANIN SANATINA YANSIYOR”
Eserlerinde tematik bir dolaşım bulunduğunu belirten Işık, bu dolaşımın Dersim’den başlayarak Kürdistan’a ve dünyanın farklı coğrafyalarına uzandığını ifade etti.
İnsanın yetiştiği kültürün ve tanıklık ettiği tarihin sanatsal üretimini şekillendirdiğini vurgulayan Işık, şunları söyledi:
“Çünkü insanın içinde yetiştiği kültür, yaşadığı coğrafya, tanıklık ettiği tarih ve toplumsal gerçeklik, ister istemez sanatına yansıyor. Sanatsal üretimin, insanın yaşadığı kültürle kurduğu ilişkinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Ancak biz, kendi coğrafyamızda çok ağır tarihsel acılar, katliamlar ve soykırımlarla yüzleşmemize rağmen, bu trajedilerin sanat ve edebiyata yeterince yansıdığını söyleyemeyiz. Özellikle yaşadığımız toplumsal yıkımların sanatsal üretimlerde hak ettiği karşılığı bulamadığını düşünüyorum.”
“DİLİYLE KONUŞMA HAKKI ELİNDEN ALINMIŞ İNSANLARIN HİKAYELERİNİ ANLATIYORUZ”
Şiirin temel meselelerinden birinin insanın ve yeryüzündeki bütün canlıların ortak sorunlarına dokunabilmek olduğunu belirten Işık, sanatın bu sorunları görünür kılma sorumluluğuna dikkat çekti.
Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sorunları görünür kılmak ve onların karşısında bir söz, bir duruş geliştirebilmek. Elbette aşkı da yazıyoruz. Bir çocuğun incinmişliğini, bir kirpinin ürkekliğini, bir ağacın sessizliğini de… Ama aynı zamanda dili örselenmiş, kendi diliyle konuşma hakkı elinden alınmış insanların hikâyelerini de anlatıyoruz.”
Katılımcıların sorularının yanıtlandığı söyleşide kısa bir şiir dinletisi de gerçekleştirildi. Etkinlik, Hıdır Işık’ın okurlarının kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.
PİRHA/İZMİR
Yoruma kapalı.