PİRHA- Eğitim Sen Antalya Şube Kadın Sekreteri Özlem Yavuz, COP31 gerekçesiyle yüz yüze eğitime ara verilirken çocuk bakımına yönelik idari iznin kadın kamu çalışanları üzerinden düzenlenmesine tepki gösterdi. Yavuz, bakım sorumluluğu bulunan bütün ebeveynlere eşit izin hakkı tanınmasını istedi.
Eğitim Sen Antalya Şube Kadın Sekreteri Özlem Yavuz, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 Liderler Zirvesi gerekçesiyle alınan eğitim ve idari izin kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yavuz, Antalya Valiliğinin 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde yedi ilçede yüz yüze eğitime ara verilmesini öngören kararının, eğitim hakkı ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından ciddi sorunlar barındırdığını belirtti.
Okul öncesi veya ilkokul çağında çocuğu bulunan kadın kamu çalışanlarının, belirli istisnalar dışında, idari izinli sayılmasını eleştiren Yavuz, düzenlemenin çocuk bakımını kadınların asli görevi olarak gören anlayışı yeniden ürettiğini vurguladı. Yavuz, “İklim krizinin, ekolojik yıkımın ve gezegenin geleceğinin tartışılacağı uluslararası bir zirvenin, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren uygulamalarla gündeme gelmesi başlı başına bir çelişkidir” dedi.
“BAKIM EMEĞİNİN CİNSİYETİ YOKTUR!”
Okulların yüz yüze eğitime kapatılmasıyla ortaya çıkacak bakım sorununun doğrudan kadınların sorumluluğuna bırakıldığını belirten Yavuz, çocuk bakımının kamusal bir sorumluluk ve ebeveynlerin ortak yükümlülüğü olduğunu ifade etti.
Yavuz, “Çocukların bakımından anneler kadar babalar da sorumludur. Devletin görevi, bakım yükünü kadınların omuzlarına bırakmak değil; bakım hizmetlerini kamusal, erişilebilir ve eşitlikçi biçimde örgütlemektir” diye belirtti.
Kadınların idari izinli sayılmasının tek başına bir kazanım olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Yavuz, itirazlarının gerekçesini şöyle açıkladı:
“Burada sorun kadınların izin kullanması değil, izin hakkının yalnızca kadınlara tanınması ve bakım sorumluluğunun cinsiyet temelinde tanımlanmasıdır.”
Kadınların ücretli çalışmanın yanı sıra çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımının büyük bölümünü karşılıksız üstlenmek zorunda bırakıldığını belirten Yavuz, kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliğinin kadınların ekonomik bağımsızlığını ve mesleki yaşamını olumsuz etkilediğini kaydetti. Düzenlemenin çocuklarını tek başına büyüten babaları ve farklı aile yapılarını da görmezden geldiğini ifade eden Yavuz, “Kadınları yalnızca annelik üzerinden tanımlayan, babaları bakım sorumluluğunun dışında tutan ve aile içindeki eşitsiz iş bölümünü doğal kabul eden politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle bağdaşmamaktadır” dedi.
“ÇOCUKLARIN EĞİTİM HAKKI İKİNCİ PLANA ATILAMAZ”
Yüz yüze eğitime ara verilerek uzaktan eğitime geçilmesinin mevcut eğitim eşitsizliklerini derinleştirme riski taşıdığına dikkat çeken Yavuz, her öğrencinin bilgisayara, internet bağlantısına ve uygun çalışma ortamına sahip olmadığını hatırlattı. Yoksul ailelerin çocuklarının, özel eğitim gereksinimi bulunan öğrencilerin ve küçük yaş gruplarının yaşayacağı güçlüklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Yavuz, “Çocukların eğitim hakkı uluslararası bir organizasyonun ihtiyaçlarına göre ikinci plana atılamaz. Kamu yönetimi, gerekli ulaşım ve güvenlik planlamasını yaparken öğrencilerin eğitim hakkını ve eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını güvence altına almakla yükümlüdür” ifadelerini kullandı.
Özel sektörde çalışan ebeveynlerin bakım sorunlarının işverenlerin inisiyatifine bırakılmasını da eleştiren Yavuz, izin kullanamayan, ücret kaybı riski yaşayan ve güvenli bakım olanağı bulunmayan aileler açısından kararın sonuçlarının daha ağır olacağını belirtti.
“ZİRVENİN BEDELİ KADINLARA, ÇOCUKLARA VE EMEKÇİLERE ÖDETİLEMEZ”
İklim adaletinin doğanın korunması ve karbon salımının azaltılmasıyla sınırlı olmadığını belirten Yavuz, toplumsal eşitliğin, kamusal hizmetlere erişimin ve emeğin korunmasının da bu mücadelenin parçası olduğunu ifade etti. Doğanın sömürülmesi ile kadın emeğinin değersizleştirilmesi arasındaki ilişkiye dikkat çeken Yavuz, “Kadınların karşılıksız bakım emeğini olağan kabul eden, kamusal sorumlulukları aileye ve özellikle kadınlara devreden bir anlayışla gerçek bir iklim adaleti sağlanamaz” dedi.
Antalya Valiliğine, Millî Eğitim Bakanlığına ve ilgili kamu kurumlarına çağrı yapan Yavuz, kararın yeniden düzenlenmesini istedi. İdari izin hakkının bakım sorumluluğu bulunan bütün ebeveynlere eşit biçimde tanınması gerektiğini belirten Yavuz, şunları kaydetti:
“Öğrencilerin eğitim hakkı, kadınların çalışma yaşamındaki eşitliği ve bütün çalışanların hakları güvence altına alınmalıdır. İklim krizine çözüm arandığı iddia edilen bir zirvenin bedeli kadınlara, çocuklara ve emekçilere ödetilemez.”
Eğitim Sen’li kadınların yalnızca iki günlük izin düzenlemesine değil, düzenlemenin arkasındaki ataerkil anlayışa itiraz ettiğini vurgulayan Yavuz, açıklamasını “İklim adaleti olmadan toplumsal adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği olmadan iklim adaleti olmaz!” sözleriyle tamamladı.
PİRHA/ANTALYA
Yoruma kapalı.