Alevi Haber Ajansi

İHD İstanbul Şubesi: Hapishanelerde hukukun değil keyfiliğin geçerli olduğunu görüyoruz-VİDEO

PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Marmara Bölgesi hapishanelerindeki hak ihlallerine ilişkin raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, 1 Ekim itibarıyla hapishanelerdeki mahpus sayısının 634 bin 337’ye, kapasite fazlasının ise 130 bin 133’e yükseldiği belirtildi. İHD, 258 işkence ve kötü muamele ile 136 tecrit ve iletişim engeli ihlali bildirdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Marmara Bölgesi hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu basın açıklamasıyla duyurdu. Açıklamada  İHD İstanbul Eş Sözcüsü Meral Nergiz Şahin ve İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Gülseren Yoleri söz aldı.

İHD İstanbul Eş Sözcüsü Meral Nergiz Şahin , sağlık alanındaki hak ihlallerine ilişkin 119 başvuru aldıklarını belirtti. Başvurular arasında, defalarca dilekçe vermelerine rağmen mahpusların revire sevk edilmemesi, ağır hasta mahpusların yatağa kelepçelenmesi, diş tedavisi için bir yıl sonrasına randevu verilmesi ve biyopsi işleminin iki aydır yapılmaması gibi ihlallerin bulunduğunu aktardı.

“KAPASİTE FAZLASI ÖNEMLİ BİR PROBLEM OLMAYA DEVAM EDİYOR”

İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Gülseren Yoleri , her rapor döneminde mahpus sayısının arttığını belirtti. Kadın, çocuk ve yaşlı mahpusların sayısında da önemli bir artış yaşandığını söyleyen Yoleri, şu bilgileri paylaştı:

“1 Ekim itibarıyla hapishanelerde 634 bin 337 mahpus bulunuyor. Kapasite fazlası önemli bir problem olmaya devam ediyor. Temmuz 2026’da 123 bin 147 olan kapasite fazlasının 1 Ekim itibarıyla 130 bin 133’e yükseldiğini resmi rakamlar bize söylüyor.”

Göçmen mahpusların adalete erişimde ve savunma haklarını kullanmada sorunlar yaşadığını vurgulayan Yoleri, dil engelinin de raporda öne çıkan başlıklardan biri olduğunu ifade etti.

Raporu Marmara Bölgesi hapishanelerinden gelen başvurularla sınırlandırdıklarını belirten Yoleri, İstanbul Şubesine Türkiye’nin farklı hapishanelerinden ve ülke dışından da başvurular ulaştığını söyledi. Yoleri, “Bu rapor döneminde Irak’taki Bağdat hapishanesinden dahi bir başvuru aldık” dedi.

“HAPİSHANELERİN BİRER TİCARETHANEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ ANLAMINA GELİYOR”

Yoleri, sağlık ve tedavi hakkına erişim konusunda 117, yeterli beslenme ve hijyen koşullarına erişim konusunda ise 293 ihlal bildirildiğini açıkladı. Mahpusların su dahil temel ihtiyaçlarını kantinden karşılamak zorunda bırakıldığını belirten Yoleri, şunları söyledi:

“Düşünün, içme suyuna erişebilmek için bile mahpusun parası olması gerekiyor. Parasıyla satın alması gerekiyor. Bu durum sadece infaz politikaları değil, aynı zamanda hapishanelerin birer ticarethaneye dönüştürüldüğü anlamına geliyor. Mahpuslar su da dahil temel ihtiyaçlarını kantinden sağlamak zorunda. Kantinlerdeki fahiş fiyat uygulaması nedeniyle mahpuslar ciddi sorunlar yaşıyor.”

Ekonomik kriz ve derinleşen yoksulluğun mahpus ailelerinin destek olanaklarını da daralttığını ifade eden Yoleri, bu koşullarda mahpusların temel beslenme ihtiyaçlarını karşılamasının ve yaşamlarını sürdürmesinin giderek zorlaştığını vurguladı.

Rapor döneminde Marmara Bölgesi’nde bir mahpusun yaşamını yitirdiğini belirten Yoleri, bölge dışındaki hapishanelerde de altı ölüm tespit ettiklerini aktardı. Bu ölümlerin ikisinin şüpheli ölüm, ikisinin intihar, birinin açlık grevi ve birinin hastalık kaynaklı olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Yoleri, “Mahpus ölümlerinin sağlığa ve tedaviye erişim engellerinin dışında işkence ve kötü muamele ve diğer bütün hak ihlalleriyle yakından ilişkili olduğunu görüyoruz” dedi.

Raporda 258 işkence ve kötü muamele ihlalinin yer aldığını açıklayan Yoleri, iletişim hakkının engellenmesi ve tecrit başlıklarında ise 136 ihlal bildirildiğini belirtti. Yoleri, “Bir kere daha görüyoruz ki ceza infaz politikalarında baskı yoluyla, şiddet yoluyla mahpuslar sindirilmeye, hak arayışları önlenmeye çalışılıyor” diye konuştu.

Adalete erişim ve infazda eşitlik konularındaki ihlallere de değinen Yoleri, sorunun hapishane idareleriyle sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Mahpusların hukuk önünde korunmadığını, hukukun değil keyfiliğin geçerli olduğunu görüyoruz. Bu durum sadece idareyi değil, yargıyı da içine alıyor. Meselenin sadece mahpuslarla ilgili olmadığını, tüm topluma dayatılan hukuksuzlukla hapishanelerde uygulanan politikaların ilişkili olduğunu değerlendirmek mümkün.”

“HAPİSHANELERDE YAŞANAN SORUNLAR HEPİMİZİN SORUNU”

Mahpusların ihlalleri kapı dövme, slogan atma, kameraları kapatma ve oturma eylemleriyle protesto ettiğini belirten Yoleri, çözüm bulunamadığında açlık grevlerine başvurulduğunu söyledi.

Açlık grevi sürecinde son olarak Gürkan Türkoğlu’nun yaşamını yitirdiğini hatırlatan Yoleri, “Mahpuslar temel haklarını koruyabilmek, ceza infazı sırasında insan onurunun korunabilmesi için hayatlarını masaya yatırmak, feda etmek zorunda kalıyor” dedi.

Son açıklamalara göre 12 mahpusun açlık grevini sürdürdüğünü ve en uzun grevin 192 güne ulaştığını aktaran Yoleri, şöyle devam etti:

“Hepimiz insan hakları savunucuları olarak açlık grevi önermiyoruz. Bunun altını bunca zaman hep çizdik. Ama mahpuslar bu çaresizlik duygusuyla başka çözüm yolu bulamadığında bu yola başvurabiliyor.”

Rapora yansıyan verilerin, yaşanan ihlallerin yalnızca küçük bir bölümünü ortaya koyduğunu belirten Yoleri, amaçlarının toplumsal duyarlılığı artırmak ve yetkilileri çözüm için harekete geçirmek olduğunu söyledi.

Yoleri, “Hapishanelerde yaşanan sorunlar hepimizin sorunu. Hapishaneler bu hükümetin politikalarının, rejimin bir aynası aynı zamanda” ifadelerini kullandı.

PİRHA/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.