Alevi Haber Ajansi

Bakırhan’dan iktidara: Barış için artık neyi bekliyorsunuz?-CANLI

PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, barış için atılan adımların karşılıksız bırakılmaması gerektiğini belirterek iktidarı somut kararlar almaya çağırdı. Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun gecikmeden oluşturulmasını isteyen Bakırhan, sürecin hukuki güvencelerinin sağlanması ve kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yürütülen süreçte iktidara somut adımlar atma çağrısı yapan Bakırhan, sel felaketleri, basına yönelik baskılar, fon soruşturması ve 2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

SELİN ARDINDAKİ YAPILAŞMA POLİTİKALARINA TEPKİ

İstanbul başta olmak üzere birçok kentte yaşanan sel felaketlerine değinen Bakırhan, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralanan ve selden etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

Yağmurun bir doğa olayı olduğunu ancak yol açtığı can kayıpları ve yıkımın yalnızca yağışla açıklanamayacağını belirten Bakırhan, kentlerin yönetim anlayışına dikkat çekti. İstanbul’da yıllardır dere yataklarının daraltıldığını, su havzalarının yapılaşmaya açıldığını ve yeşil alanların betonlaştırıldığını söyledi.

Kentteki 168 dere havzasının 108’inin çeşitli fiziksel müdahalelerden etkilendiğini belirten Bakırhan, şöyle konuştu:

“Suyun hafızası vardır arkadaşlar. Siz dereyi arsaya çevirseniz de su eski yolunu unutmaz. Kuzey Ormanlarını yollarla, havalimanlarıyla parçalayacaksınız; vadileri projeye, havzaları rezidansa çevireceksiniz; sonra da her felakette ‘çok yağmur yağdı’ diyeceksiniz. Biz bunu kabul etmiyoruz.”

İSTANBUL İÇİN ÖNCELİK AFET RİSKLERİNİN AZALTILMASI

Kanal İstanbul projesine yönelik eleştirilerini de dile getiren Bakırhan, kentin suyunu, toprağını ve yaşam alanlarını tehdit eden projelerde ısrar edildiğini söyledi. İstanbul’un ihtiyacının yeni mega projeler değil, mevcut risklerin ortadan kaldırılması olduğunu vurguladı.

Belediyelere yönelik uygulamalar üzerinden iktidara seslenen Bakırhan, “Belediyeleri nasıl transfer edeceğinizi her gün konuşacağınıza su basınca o suyu nereye transfer edeceğinizi de bir konuşsanız?” diye sordu.

Bakırhan, “İstanbul’da değiştirilmesi gereken belediye başkanları değil, dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayıştır” dedi.

ERBİL GÖRÜŞMELERİNDE BÖLGESEL BARIŞ ARAYIŞI

Orta Doğu’da savaşların, siyasi ve toplumsal krizlerin sürdüğüne işaret eden Bakırhan, bölgedeki gelişmelerin artık tek bir ülkeyle sınırlı kalmadığını belirtti.

Erbil’de düzenlenen MERI Forumu’nda Orta Doğu’nun geleceğini, Kürtlerin durumunu, Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ve Suriye’deki gelişmeleri ele aldıklarını aktardı. Neçirvan Barzani, Bafıl Talabani, Kubad Talabani, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in de aralarında bulunduğu birçok isimle görüştüklerini söyledi.

Forumda Türkiye’de sağlanacak barışın bölge barışına da ivme kazandırabileceğinin vurgulandığını aktaran Bakırhan, bu değerlendirmeye katıldıklarını belirtti. Kürtlerin kendi aralarında daha fazla konuşması, sorunlarını diyalogla çözmesi ve bölgenin geleceğinde güçlü biçimde yer alması gerektiğini ifade etti.

Bafıl Talabani’nin İran’daki Kürtlerle yeni bir diyalog sürecinin başlangıç aşamasında olduklarını ve İran’ın da buna olumlu yaklaştığını söylediğini aktaran Bakırhan, İran yönetimine Kürt siyasi aktörlerle doğrudan diyalog ve kalıcı müzakere çağrısı yaptı. Türkiye’nin de olası bir Kürt-İran diyaloğunu desteklemesi gerektiğini kaydetti.

ÇÖZÜM İÇİN SOMUT KARAR ÇAĞRISI

Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yürütülen süreci de değerlendiren Bakırhan, şunları ifade etti:

“İki yılı aşkın süredir önemli bir süreçten geçiyoruz. Çok söz söylendi, önemli adımlar atıldı. En son 8 Ekim’de Türkiye’den tamamen çekilme kararı paylaşıldı. Hareket yönetimi tek bir ferdinin kalmadığını açıkladı. Yine bazı kamplar ve üsler boşaltıldı.

Bu önemli adımın ardından Türkiye’de herkesin aklında “Barışın önünü açacak adımlar daha ne kadar bekletilecek?” sorusu yeniden canlandı. Hareket Yönetimi de yaptığı açıklamada, “Bizden beklenen daha ne kaldı?” dedi.

Bu soru artık tüm toplumun sorusu. Cezaevi kapısında evladını bekleyen annenin de, yıllardır sürgünde yaşayan yurttaşımızın da, kırk yılı aşkın acının artık bitmesini isteyen bu ülkenin bütün insanlarının da ortak sorusu.

Fesih yapıldı. Silahlar yakıldı. Çekilme kararı açıklandı. Kamplar boşaltılıyor. Toplum bu sürece umutla bağlandı. Bu kadar açık bir tablo karşısında beklemenin bir gerekçesi kalmadı. Biz de bu toplumun sesiyle açık yüreklilikle soruyoruz: Artık neyi bekliyorsunuz?

Bu soruya sessizlikle cevap verilemez. İktidar artık niyet anlatmayı bırakıp karar alma aşamasına geçmelidir. Çünkü insanlar bize her yerde soruyor:

“Sayın Öcalan ne zaman özgür iletişim ve yaşam koşullarına sahip olacak? Ne zaman doğrudan kamuoyuna seslenebilecek? Cezaevleri ne zaman boşalacak, sürgündekiler ne zaman dönebilecek, dağdakiler ne zaman demokratik siyasete dönebilecek? Kayyımlar ne zaman kalkacak? Ahmet Türk ne zaman görevine dönecek? Siirt belediye eş başkanlarımız ne zaman görevlerine dönecek? Seçilmiş eş başkanlarımız ne zaman görevlerine dönecek? Demokratik siyasetin önündeki engeller ne zaman kaldırılacak? Bu sürecin hukuki güvenceleri ne zaman kurulacak?”

“KURUL BEKLEMEYE ALINAMAZ, HEMEN KURULMALI”

“Barış, bekleme salonunda tutulacak bir şey değildir. Her hafta yeni bir şart, her ay yeni bir gerekçe üreterek bu tarihi imkan tüketilemez. Açıkça diyoruz: Meclis’in önünü açın. Gerekli yasaları çıkarın. Kayyım siyasetini bitirin. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırın. Hukuku iktidarın sopası değil, herkesin güvencesi haline getirin.

Bir somut adımın da özellikle altını çizmek istiyorum. Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık gecikmeden kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Silahsızlanma bir irade beyanıyla tamamlanamaz; onu sonuca götürecek bir mekanizma gerekir. O mekanizma bu kuruldur.

Bu kurula verilecek isimler, Sayın Öcalan ile gerekirse yedi gün yirmi dört saat barış mesaisinde olmalıdır. Sürecin baş müzakerecisiyle haftalar süren aralıklarla görüşülerek bu iş yürümez. Her geçen gün, barış için kaybedilmiş bir gündür. Bu kurul beklemeye alınamaz. Hemen kurulmalı, hemen çalışmaya başlamalıdır.”

BASIN VE YAYINCILIK ÜZERİNDEKİ BASKILARA İTİRAZ

Basına yönelik baskıları da gündeme getiren Bakırhan, barış söylemiyle toplumun ve basının susturulmasının bir arada yürütülemeyeceğini vurguladı.

Halk TV’ye kayyım atanmasını eleştiren Bakırhan, bir şirket sahibine yönelik iddiaların gazetecilerin emeğine ve halkın haber alma hakkına müdahalenin gerekçesi yapılamayacağını söyledi. Fonlarla ilgili konuşan gazetecilerin gözaltına alındığını, Dipnot Yayınları’nın Mahir Çayan kitabının toplatıldığını ve yayıncısının yargılandığını belirtti. Mezopotamya Ajansı, JINNEWS ve Yeni Yaşam’a yönelik sansür ve erişim engellerine de tepki gösterdi.

Bakırhan, “hala hangi kitabın okunacağına, hangi haberin görüleceğine, hangi belediyeyi kimin yöneteceğine iktidar mı karar verecek? Bunun adı korku siyasetidir” ifadelerini kullandı.

İşçilerin, Kürtlerin, gazetecilerin ve gençlerin ortak ihtiyacının hukuk olduğunu belirten Bakırhan, iktidarı cesur ve demokratik adımlar atmaya çağırdı.

FON MAĞDURİYETİNİN TOPLUMSAL BOYUTUNA DİKKAT ÇEKTİ

Ekonomik krize ve fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, yaşananların derin bir ahlaki çürümeyi de ortaya koyduğunu savundu. Yoksulların, işçilerin ve emeklilerin haklarının gasp edilmesi karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini söyledi.

Bakırhan, fonlarda 1 milyon liranın altında parası bulunan mağdur yurttaş sayısının 341 bin olduğunu belirterek, bu tablonun ekonomik sıkıntılar nedeniyle insanların fonlardan ve borsadan medet umar hale geldiğini gösterdiğini ifade etti.

2018’den bu yana derinleşen ekonomik krizle birlikte toplumsal eşitsizliğin büyüdüğünü söyleyen Bakırhan, bir tarafta düşük gelirle yaşamaya çalışan emeklilerin, işsizlerin ve emekçilerin, diğer tarafta ise siyasi güce dayanarak zenginleşenlerin bulunduğunu savundu.

İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Bakırhan, emekçilerin yaşam koşullarıyla siyasi ayrıcalıklardan yararlananların hayatları arasındaki uçuruma dikkat çekti.

SORUŞTURMADA ŞEFFAFLIK VE HESAP VERME TALEBİ

Fon soruşturması kapsamında siyasi sorumluluğun da araştırılması gerektiğini belirten Bakırhan, haksız kazanç ve yolsuzlukların siyasi destek olmadan gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini sordu.

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek düzenlemeyi eleştiren Bakırhan, teklifin mağduriyetleri gidermek ve sorumluları cezalandırmak yerine, elde edilen paranın geri getirilmesi karşılığında sorumluları koruyan bir yaklaşım içerdiğini savundu.

DEM Parti’nin ve diğer partilerin konunun Meclis tarafından araştırılması için verdiği önergelerin kabul edilmemesine tepki gösteren Bakırhan, “Neden kabul etmiyorsunuz? Neyi kimden saklıyorsunuz?” diye sordu.

2027 BÜTÇESİNDEKİ KAYNAK DAĞILIMINA ELEŞTİRİ

Geçen hafta Meclis’e sunulan 2027 yılı bütçesine de değinen Bakırhan, kaynakların faiz ödemelerine, sermayeye ve güvenlikçi politikalara ayrıldığını, ekonomik yükün ise halkın üzerine bırakıldığını söyledi.

Bütçede faize yaklaşık 4 trilyon lira, sosyal harcamalara ise 1 trilyon 300 milyar lira ayrıldığını belirten Bakırhan, bu dağılımın “Refah Bütçesi” söylemiyle örtüşmediğini ifade etti.

Gelir vergisinden 5 trilyon 533 milyar lira, kurumlar vergisinden ise 2 trilyon 223 milyar lira gelir hedeflendiğini aktaran Bakırhan, savunma harcamalarının da yüzde 60 artırıldığını söyledi. Yoksulluğun derinleştiği ve barış ihtiyacının arttığı bir dönemde bu kaynak dağılımının açıklanamayacağını vurguladı.

DEM PARTİ 24 EKİM’DE ALANLARA ÇIKIYOR

Kaynakların barışa, yoksullara ve emekçilere ayrıldığı bir bütçe için mücadele edeceklerini belirten Bakırhan, 24 Ekim’de “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” kampanyasını başlatacaklarını duyurdu.

Bakırhan, “Alanlara çıkıyoruz. Alanda, sokakta, Meclis’te, her yerde ‘Ekmek, barış ve adalet için bütçe’ diyeceğiz. Sizlerin de desteğini bekliyoruz” dedi.

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakırhan, çözüm sürecine ilişkin “Karşılıklı adımlarla süreci hızlandırmak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.