Alevi Haber Ajansi

Ecevit Emre: Suriye’de tüm halkların hakları için mücadelemiz sürecek- VİDEO

PİRHA-  Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre, Suriye’de Alevilere ve diğer halklara yönelik saldırılara karşı yürüttükleri diplomatik çalışmaları anlattı. Yedi aylık çalışmanın ardından hazırlanan çağrıyı dünya liderlerine ve Birleşmiş Milletler’e gönderdiklerini belirten Emre, bütün toplulukların eşit yurttaşlık haklarına kavuşması ve inanç özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması için mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Suriye’de Alevilerin ve diğer dini azınlıkların yaşam hakkını, inancını ve onurunu korumak amacıyla hazırlanan acil çağrı mektubu, yedi aylık diplomatik çalışmanın ardından 100 devlet ve hükümet liderine ve İsrail yönetimine iletildi. Mektupta, Alevilerin geçmiş rejimin suçlarından sorumlu tutulmasına ve mezhepsel cezalandırmaya karşı çıkılarak, azınlıkların yaşadığı bölgelerde Birleşmiş Milletler denetiminde acil gözlem ve koruma misyonu kurulması istendi.

Donald Trump, Vladimir Putin, Xi Jinping, Emmanuel Macron, Recep Tayyip Erdoğan, Giorgia Meloni, Muhammed bin Selman, Pedro Sánchez ve Jonas Gahr Støre’nin de aralarında bulunduğu liderlere gönderilen mektupta, kutsal mekanlara yönelik saldırıların durdurulması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması talep edildi. Kaçırılan Alevi kadın ve çocuklarının bulunması, cinsel şiddete maruz kalanların durumunun araştırılması için acil komisyon kurulması çağrısı yapıldı.

AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre, Suriye’de Alevilerin ve diğer inanç topluluklarının can güvenliğinin sağlanması amacıyla yürüttükleri uluslararası temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Farklı ülkelerde siyasi temsilciler ve inanç önderleriyle yaptıkları görüşmelerin ortak bir çağrıya dönüştüğünü anlatan Emre, bu çalışmalarda yalnızca Alevilerin değil, saldırılara ve ayrımcılığa maruz kalan tüm halkların haklarını gündeme taşıdıklarını vurguladı.

“KATILMIŞ OLDUĞUM HER YERDE SURİYE’YE VURGU YAPIYORDUM”

Son iki yılda farklı ülkelerde “National Prayer Breakfast” adıyla düzenlenen dua kahvaltılarına katıldığını belirten Emre, 2025 yılında Erbil’de gerçekleştirilen toplantıda yer aldığını söyledi. Slovakya’daki temaslarına da değinen Emre, Şubat 2026’da ABD’de Donald Trump’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya katıldığını aktardı.

Bu buluşmaların farklı ülkelerde düzenlendiğini ifade eden Emre, mümkün olduğunca Alevileri temsil etmeye çalıştığını söyledi. Toplantıların siyasi temsilcilerle ve farklı inançların önderleriyle doğrudan iletişim kurma olanağı sağladığını belirten Emre, şunları kaydetti:

“Temsiliyet hakkımızı kullanırken orada gerek siyasi temsilcilerle gerek ruhani önderlerle, farklı inanç önderleriyle, kardinallerle, başpiskoposlarla tanışıyorsunuz. Aynı zamanda bakanların, başbakanların bir araya geldiği toplantılar gerçekleşiyor. Burada bazı ağlar oluşturdum. Katılmış olduğum her yerde Suriye’ye vurgu yapıyordum.Katılmış olduğumuz tüm toplantılarda konumuz Ezidilerin, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, Süryanilerin haklarıydı.”

ULUSLARARASI TEMASLARDAN ORTAK ÇAĞRIYA

Emre, bu toplantılarda tanıştığı Uluslararası İnsan Hakları Derneği (ISHR) Başkanı ve Hristiyan Başpiskopos Prof. Dr. Thomas Schirrmacher ile Suriye’de yaşananlara ilişkin görüşmeler yaptığını anlattı. Schirrmacher’ın Dünya Evanjelik Birliği’nde genel sekreterlik yaptığını ve uluslararası insan hakları alanında çalışmalar yürüttüğünü belirten Emre, farklı ülkelerdeki ihlalleri raporlaştırarak parlamenterlere ve uluslararası kurumlara sunduğunu söyledi.

Schirrmacher’ın Birleşmiş Milletler, Vatikan ve çeşitli ülkelerin siyasi temsilcileriyle temaslarına değinen Emre, Suriye’de Alevilerin, Dürzülerin, Ezidilerin ve Kürtlerin durumuna ilişkin kaygılarını her fırsatta kendisiyle paylaştığını ifade etti.

Görüşmeler sırasında ortak bir çağrı hazırlanması önerisinin ortaya çıktığını belirten Emre, Schirrmacher’ın bu çağrıda Arap Alevilerin bir inanç önderinin de yer alması gerektiğini söylediğini aktardı.

Emre, bunun üzerine Şeyh Gazal Gazali ile iletişim kurmaya çalıştığını belirterek, “Benim kurumum Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu. Ama Suriye’de de bir can derdi var. Oradaki canlar da bizim canımız” dedi.

“YEDİ AYLIK ÇALIŞMA VE EMEK SONRASI SON HALİNE GETİRDİK”

Şeyh Gazal Gazali’ye ulaşmasının ardından ortak görüşmeler yaptıklarını anlatan Emre, Cenevre’de katıldığı bir Birleşmiş Milletler toplantısı sonrasında Schirrmacher ve Gazali ile çevrim içi bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu görüşmeye Gazali’nin oğlunun da katıldığını belirtti.

Emre’nin aktardığına göre, görüşmede Suriye’deki saldırıların özetlendiği, farklı toplulukların yaşadığı hak ihlallerinin anlatıldığı ve uluslararası kamuoyuna sorumluluk çağrısı yapan bir metin hazırlanması kararlaştırıldı. Metin üzerinde birkaç kez değişiklik yapıldı, bazı paragraflar yeniden düzenlendi.

Hazırlık sürecini anlatan Emre, “Yedi aylık bir çalışma ve emek sonrası, büyük bir çabayla bu yazıyı son haline getirdik” dedi.

Tamamlanan çağrının dünya siyasetinde belirleyici konumdaki 100 devlet ve hükümet başkanına ve Birleşmiş Milletler’e gönderildiğini belirten Emre, ABD, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Japonya, İngiltere ve Fransa’nın muhataplar arasında bulunduğunu söyledi

FARKLI İNANÇLARDAN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI

Emre, Şeyh Gazal Gazali ile Schirrmacher’ın ortak çağrısının, farklı inanç geleneklerinin insan onurunu ve temel hakları koruma sorumluluğuna dayandığını belirtti. Metnin girişindeki şu ifadeleri paylaştı:

“Bizler farklı inanç geleneklerinden gelen dini liderler ve her insanın doğuştan sahip olduğu onur ve temel haklarının savunucuları olarak sizlere birlikte sesleniyoruz.”

Çağrıda, Alevi toplumunun yaşadığı acıların ağır ve alarm verici boyuta ulaştığının vurgulandığını aktaran Emre, bu durumun Suriye’deki daha geniş gelişmelerden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi. Metinde Hristiyanların, Dürzülerin, Şiilerin, İsmaililerin, Ezidilerin, Kürtlerin ve diğer toplulukların da giderek artan bir güvensizlikle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildiğini belirtti.

“DUYURDUĞUMUZ HALDE YARDIM ELİ UZATILMADI”

Hazırlanan çağrıda Esad yönetiminin uygulamalarının sorumluluğunun bütün Alevi toplumuna yüklenmesine de karşı çıkıldığını belirten Emre, bir yönetimin yaptıklarının bir halka mal edilmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Şeyh Gazal Gazali’nin, saldırıların uluslararası kurumlara bildirilmesine rağmen gerekli karşılığın verilmediğine yönelik tepkisini aktaran Emre, önce Alevilere, ardından Hristiyanlara ve Dürzülere yönelik saldırıların raporlaştırıldığını söyledi.

Emre, Gazali’nin bu konudaki sözlerini şöyle aktardı:

“Biz bunları rapor haline getirdik ve dünyaya, kamuoyuna duyurduk. Duyurduğumuz halde herhangi bir yardım eli bizlere uzatılmadı.”

“SURİYE’DE İNSANLAR KORKU İÇİNDE YAŞIYOR”

Suriye’deki Alevilerin yalnız bırakıldığını ifade eden Emre, insanların ertesi güne çıkıp çıkamayacakları kaygısıyla yaşadığını belirtti. Özellikle Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde can güvenliği sorununun sürdüğünü söyleyen Emre, “Suriye’de insanlar korku içinde yaşıyorlar. Yarın sabaha kalkabileceklerinin kaygısını taşıyorlar. Can dertleri var bunların” dedi.

Alevilerin kuşaklardır yaşadıkları toprakları terk etmek istemediğini vurgulayan Emre, bu tutumu şöyle anlattı:

“Aleviler diyor ki ‘Topraklar bizim topraklarımız.’ O insanlar yıllardır, yüzyıllardır orada yaşıyorlar. Oraları bırakmak istemiyorlar, terk etmek istemiyorlar.”

Buna karşın öldürme ve yağma vakalarının yaşandığını belirten Emre, yönetimin saldırıları bireysel eylemler olarak nitelendirerek sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştığını söyledi.

“TÜM YURTTAŞLARIN CAN GÜVENLİĞİNDEN SORUMLUSUNUZ”

Suriye yönetiminin ülkede yaşayan bütün toplulukların güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu vurgulayan Emre, saldırıların hükümeti bağlamadığı yönündeki açıklamaları kabul etmediklerini belirtti.

Alevi kadınların ve kız çocuklarının kaçırıldığını söyleyen Emre, kaçırılanların köle pazarlarında satıldığını, zorla örtündürüldüğünü ve HTŞ militanlarına “ganimet” olarak verildiğini kaydetti. Bu uygulamalara tepki gösteren Emre, Alevilerin evlerine ve topraklarına el konulduğunu da ifade etti.

 “YAŞAMLARI VE İNANÇLARI ANAYASAL TEMİNAT ALTINA ALINMALI”

Suriye’de bütün toplulukların eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğini vurgulayan Emre, yalnızca saldırıların durmasını değil, insanların yaşamlarının ve inançlarının kalıcı biçimde güvenceye alınmasını istediklerini belirtti.

Emre, mücadelelerinin hedefini şu sözlerle anlattı:

“Bizler Suriye’de tüm azınlıklara, Ezidilere, Hristiyanlara, Kürtlere, Alevilere tam vatandaşlık hakkı verilene kadar, bu canların yaşamları anayasal teminat altına alınana kadar, inançları teminat altına alınana kadar bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.”

AABK ve Alevi diasporası olarak kurdukları bütün ilişkileri bu amaçla kullanacaklarını ifade eden Emre, herkesin kendi inancını özgürce yaşayabildiği demokratik bir Suriye için çalışmaya devam edeceklerini söyledi:

“72 MİLLETE BİR NAZARDAN BAKARIZ”

Yürüttükleri mücadelenin Alevi inancının insana ve doğaya yaklaşımından ayrı olmadığını belirten Emre, kendisini bu yolun bir talibi ve taşıyıcısı olarak gördüğünü ifade etti.

“Bizler hakkı, hakikati kendi özümüzde ararız. 72 millete bir nazardan bakarız. Doğanın hakkına da hak deriz” diyen Emre, insanı, doğayı ve bütün canlıları bir bütün olarak değerlendirdiklerini vurguladı.

İnsanların dini, dili ve rengi ne olursa olsun eşit görülmesi gerektiğini belirten Emre, “İnsanın insana, insanın doğaya ve insanın kendi hakikatine sahip çıktığı bir evreni Hak’tan niyaz ederim” dedi.

“DEVLETİN BİÇMİŞ OLDUĞU ELBİSEYİ ASLA GİYMEYECEĞİZ”

Alevilerin kimlik ve inanç sorunlarının yalnızca Suriye ile sınırlı olmadığını belirten Emre, Türkiye’de de Alevi inancının hala tanınmadığını söyledi. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasını eleştiren Emre, devletin Alevilere kendi belirlediği bir inanç anlayışını dayatmak istediğini ifade etti.

Bu yaklaşımı Osmanlı’dan günümüze uzanan müdahalelerin devamı olarak değerlendiren Emre, Alevilerin kendi inançlarını ve yolunu korumakta kararlı olduğunu vurguladı.

Emre, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz Alevi toplumu, Alevi Bektaşi, Kızılbaş, Reya Haq inancının talipleri, yolcuları olarak bu elbiseyi, devletin biçmiş olduğu elbiseyi asla ve asla giymeyeceğiz.”

PİRHA/KÖLN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.