Alevi Haber Ajansi

Zarife Atik: Aleviler barış sürecinde özne olmak istiyor-VİDEO

PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) yöneticisi Zarife Atik, Kürt sorununun çözümüne yönelik yürütülen tartışmaların Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından önemli olduğunu belirterek, “Biz Aleviler de bu süreci hayırlı buluyoruz. Ancak bu süreçte özne olmak ve kendi sözümüzü kendimiz kurmak istiyoruz” dedi.

 

Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik yürütülen süreç, Alevi toplumunun konumuna ve taleplerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Yüzyıllardır inkar, katliam ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Aleviler, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmamasını, eşit yurttaşlığı, inanç özgürlüğünü ve tüm toplumsal kesimlerin kendi kimlikleriyle sürece katılmasını sağlayacak demokratik bir zeminin oluşturulmasını istiyor.

Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) Yöneticisi Zarife Atik, yaklaşık iki yıldır devam eden Kürt sorununun çözümü ve barış sürecine ilişkin tartışmaları değerlendirdi. Kürt sorununun 100 yıldır devam eden çatışmalı bir mesele olduğunu ifade eden Atik, sorunun ilk kez kapsamlı biçimde tartışılmasının önemli olduğunu söyledi.

“BİZ ALEVİLER DE BU SÜRECİ ÇOK HAYIRLI BULUYORUZ”

Alevilerin yüzyıllardır yok sayıldığını, katliamlara ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Atik, barış ve demokratik çözüm arayışlarını desteklediklerini dile getirdi.

Alevilerin bütün baskılara rağmen barışçıl inançlarını yaşatmaya ve ifade etmeye çalıştığını vurgulayan Atik, şöyle konuştu:

“Mezopotamya’nın en kadim inançlarından biri olan Alevilik yüzyıllardır yok sayılıyor, katliamlara ve asimilasyona maruz kalıyor. Aleviler bütün bu zulme karşı hiçbir zaman silahlı bir örgüt kurmadı, silahlanmadı. Sürekli kendi barışçı inançlarını ifade etmeye ve yaşamaya çalıştı. Bu nedenle yaklaşık iki yıldır konuşulan bu süreci biz Aleviler de çok hayırlı buluyoruz.”

“BU SÜREÇTE ÖZNE OLMAK İSTİYORUZ”

Atik, Alevilerin sürecin yalnızca destekçisi değil, aynı zamanda doğrudan öznesi olması gerektiğini belirterek, “Kendi inancımızı kendimiz tanımlamak, kendi sözümüzü kendimiz kurmak istiyoruz” dedi.

Kürt sorunu ile Alevilerin yaşadığı sorunların demokrasi meselesinden bağımsız ele alınamayacağını kaydeden Atik, şunları söyledi:

“Kürt sorunu aynı zamanda bir demokrasi sorunudur. Alevi inancının yaşadığı sorunlar da demokrasi sorunudur. Bu coğrafyada yaşayan bütün halklar ve inançlar kendilerini tanımlamak istiyor. Devletin bizi tanımlamasını istemiyoruz. Devlet artık ‘Aleviler yok’ demiyor ancak ‘Sizi ben tanımlayacağım, benim Alevim olacaksınız’ diyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.”

“BİZ EŞİT VATANDAŞLIK İSTİYORUZ”

Barış sürecinin kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayan Atik, Kürt sorunu konuşulurken toplumun diğer sorunlarının görmezden gelinemeyeceğini ifade etti.

Atik, “Biz eşit vatandaşlık istiyoruz. Kürt sorununu konuşurken diğer sorunları konuşmamazlık edemezsiniz. Çünkü hepimiz çoklu kimliklere sahibiz. Demokrasinin gereği de bütün halkların ve inançların kendilerini özgürce ifade edebilmesidir” diye konuştu.

Eylül ayının barış ayı olduğunu hatırlatan Atik, sürecin toplumsallaşması amacıyla İsviçre, Almanya ve Fransa’da etkinlikler gerçekleştirdiklerini belirterek, “Eylül ayı barış ayı olsun, kana bulanmasın” çağrısında bulundu.

“BAŞKASI BİZİ TANIMLAYAMAZ”

Alevi toplumu içerisinde sürece ilişkin farklı tartışmaların yaşandığını dile getiren Atik, Altan Tan’ın ve gazeteci Kemal Öztürk’ün Alevilere yönelik kullandığı ifadeleri eleştirdi.

Alevilerin kendi kimliklerini ve inançlarını kendilerinin tanımlayacağını vurgulayan Atik, şöyle devam etti:

“Başkası bizi tanımlayamaz. Altan Tan’a ya da bir başkasına Alevileri tanımlamak düşmez. Sünnilik de homojen bir inanç değildir, kendi içerisinde mezhepleri ve cemaatleri vardır. Biz Aleviler nasıl başka inançları tanımlamıyor, onlara ‘Siz şöylesiniz’ demiyorsak başkaları da bizi tanımlayamaz.”

“HERKES NE DEDİĞİNE BİN DEFA DİKKAT ETMELİ”

Kronikleşmiş sorunların tartışıldığı hassas bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Atik, kullanılan dilin sürecin geleceği açısından belirleyici olduğunu söyledi.

“Atılan her adımda ve söylenen her sözde bin defa dikkatli olunması gerekir” diyen Atik, “Çünkü 100 yıldır konuşulmayan ve çözülemeyen bir sorunu, barışı ve siyasi çözümü konuşuyoruz. Bu sürecin kazaya uğramasının bedelini en çok Aleviler ve Kürtler ödüyor. Bu nedenle hem Alevi kurumları hem de Alevi canlar, süreci toplumsallaştırırken ve kendilerini ifade ederken çok dikkatli olmalıdır” ifadelerini kullandı.

“KADINLAR BARIŞIN ÖRGÜTLEYİCİLERİ OLMALI”

Barış sürecinde kadınların söz kurmasının hayati önemde olduğunu dile getiren Atik, savaşların ve çatışmaların en ağır bedelini kadınların ödediğini vurguladı.

Atik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çatışmalı süreçlerde en büyük bedeli kadınlar ödüyor. Bu nedenle kadınlar barışın tarafı ve örgütleyicisi olmalıdır. Alevi kadınları açısından bu süreç elzemdir. İnsanların ve çocukların ölmemesi, savaşın ve çatışmaların yeniden başlamaması için barışçı ve diyaloğa dayalı bir dil kullanmalıyız. Birbirimizi sayarak ve görerek bu sürecin kalben içindeyiz.”

PİRHA/KÖLN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.