PİRHA- Alevi Ansiklopedisi Pirler ve Analar Çalıştayı’nda konuşan Pir İbrahim Kete, Aleviliğin tarih boyunca baskı ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, yolun geleceğinin birlikten, özeleştiriden ve ocak sisteminin yeniden güçlendirilmesinden geçtiğini söyledi. Kete, “Yolu kendimize değil, kendimizi yola uyarlamalıyız. Her şeyden önce hakikate ulaşmak için ikrar verip yola girmek gerekir” dedi.
Alevi Ansiklopedisi Pirler ve Analar Çalıştayı’nın “Yol, Sürek, Süreklilik” başlıklı üçüncü oturumunda konuşan Pir İbrahim Kete, Aleviliğin tarihsel süreçte karşı karşıya kaldığı baskılardan yol ve erkana, pir-talip ilişkisinden asimilasyona, genç kuşaklardan Alevi toplumunun örgütlenmesine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Alevilerin tarih boyunca baskı, ayrımcılık ve katliamlarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Kete, Seyit Nesimi ve Pir Sultan Abdal’dan bugüne uzanan tarihsel sürece işaret etti. Alevilerin hak ve özgürlük taleplerinin siyasal iktidarlar tarafından karşılanmadığını belirten Kete, Aleviliğin insanı ve hakikati merkeze alan öğretisine vurgu yaptı.
Kete, “Suçumuz ne?” diye sorarak, “Meğer suçumuz Alevi olmakmış. Suçumuz Hak Muhammed Ali’ye inanmakmış. Tasavvuf; hakkı ve hakikati seven, kimseye zarar vermeyen bir insan-ı kamil olma öğretisidir” ifadelerini kullandı.
“BU YOL PAYLAŞIMCI, EŞİTLİKÇİ VE ÖZGÜRLÜKÇÜDÜR”
Alevilikte insanın merkezde olduğunu belirten Kete, cemal cemale ve gönül gönüle yürütülen inanç anlayışının ayrımcılığı reddettiğini söyledi. Kadın ve erkek arasında ayrım gözetmeyen bir yol anlayışına işaret eden Kete, Alevilikte sosyal dayanışmanın, doğayla uyumun ve paylaşmanın temel değerler olduğunu ifade etti.
Alevi yolunun bugüne taşınmasında pirlerin, mürşitlerin, rehberlerin ve yol uğruna bedel ödeyenlerin belirleyici olduğunu söyleyen Kete şöyle konuştu:
“Paylaşımcı, eşitlikçi, özgürlükçü, hakikatçi bir yoldur yolumuz. Bugün Alevilik öğretisini bugüne getiren en önemli neden yol ulularımız, pirlerimiz, mürşitlerimiz, rehberlerimiz ve bu uğurda canını feda edenlerimizdir.”
“PİRLER YANLIŞ YAPARSA DARA ÇEKİLMELİDİR”
Alevilikte sorgu ve özeleştirinin yolun temel unsurlarından olduğunu vurgulayan Kete, pirlerin de yol karşısında dokunulmaz olmadığını belirtti. İkrar verilen bir pirin yanlış yapması halinde hesap vermesi gerektiğini söyleyen Kete, yol içerisinde kimsenin diğerinden üstün olmadığının altını çizdi.
Kete, “Baş ile bağlı olduğumuz, ikrar verdiğimiz o pirler yanlış yaparsa hesap sorulmalıdır, dara çekilmelidir. Hiçbirimiz birbirimizden üstün değiliz” dedi. Yolun doğruluk, sadakat, ilim, fazilet, kültür ve eğitim istediğini ifade eden Kete, Aleviliğin temelinin doğru insan olma çabası üzerine kurulu olduğunu söyledi.
“ALEVİLİK ÖZÜNDEN UZAKLAŞTIRILIYOR”
Günümüzde Aleviliğin temel kurum ve kavramlarından uzaklaştırılmaya çalışıldığını savunan Kete, “Alevilik özünden, sözünden, vahdet-i vücudundan, dört kapı kırk makamından, pirinden, rehberinden, mürşidinden, musahibinden uzaklaştırılmış bir Alevilik yaratılmaya çalışılıyor” diye konuştu.
Bu süreçte yalnızca dışarıdan gelen müdahalelere işaret etmenin yeterli olmadığını dile getiren Kete, Alevi toplumunun da kendi eksiklikleriyle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. Yolun esas alınması halinde hakikatin yeniden inşa edilebileceğini söyleyen Kete, özeleştiri yapılmasının önemine dikkat çekti.
“YOLU KENDİMİZE DEĞİL, KENDİMİZİ YOLA UYARLAMALIYIZ”
Kete, Aleviliğin geleceğine ilişkin en önemli meselenin yolun temel değerlerinin yeniden yaşamsal hale getirilmesi olduğunu ifade etti.
“Yol cümleden uludur. Yolu kendimize değil, kendimizi yola uyarlamalıyız. Her şeyden önce hakikate ulaşmak için ikrar verip yola girmek gerekir. Yolu takip etmek gerekir. Zira yol bizi hakikate, insanlığa, aydınlığa, kemalete ve marifete götürüyor” diyen Kete, Alevi toplumunun geçmişiyle bağını koruması gerektiğini söyledi.
GENÇ KUŞAKLARA YOL VE ERKAN ÇAĞRISI
Gençlerin yol ve erkandan uzaklaşmasına da dikkat çeken Kete, Aleviliğin temel değerlerinin genç kuşaklara aktarılmasında sorumluluğun öncelikle yolun bugünkü taşıyıcılarında olduğunu ifade etti.
Kete, “İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde yolumuzun düsturlarını yüksekte tutmamız, gençlerimize kavratmamız gerekiyor. Gençler yolundan, erkanından uzaklaşmışlar. Aile birlikteliği, aile yaşamı kalmamış. Bu da bizden kaynaklanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“BEN DEDEYİM, BEN PİRİM DEMEDEN BİR ARAYA GELMELİYİZ”
Alevi toplumunun temel değerlerine dokunmadan, değişen toplumsal ve ekonomik koşulları da dikkate alarak kendisini yenilemesi gerektiğini söyleyen Kete, ocaklar ve yol hizmetlileri arasında üstünlük anlayışının terk edilmesi çağrısında bulundu.
“Ben dedeyim, ben mürşidim, ben pirim, benim ocağım seninkinden daha yüksek demeden bir araya gelerek cümlemiz bu yolun bir hizmetkarı olarak çalışmalıyız” diyen Kete, sorumluluğun yalnızca dedelere ve pirlere bırakılmaması gerektiğini belirtti. Kete; kurum yöneticilerinin, sanatçıların, yazarların, hukukçuların ve tarihçilerin de bu sürece katkı sunması gerektiğini söyledi.
“BİRLİK MÜMKÜNDÜR”
Alevi toplumunun karşı karşıya olduğu sorunların aceleye getirilmeden ve geniş tartışmalar yürütülerek ele alınması gerektiğini ifade eden Kete, ortak çözümler üretilmesi çağrısı yaptı.
Birliğin ertelenemeyecek tarihsel bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Kete, “Birlik mümkündür. El ele vermek bizim erkanımızdır. El ele, el Hakk’a. Alevi Bektaşi toplumu bizlerden bunu istemektedir, tarih bizlerden bunu istemektedir” dedi.
Alevilerin eşit yurttaşlık dışında bir ayrıcalık talep etmediğini belirten Kete, kimsenin dini, ulusu, rengi ya da inancı nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini söyledi. Asimilasyona karşı yol, inanç ve birlik temelinde örgütlenmenin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kete, “Asimile olmayı reddediyorsak el ele vermek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Kete konuşmasını birlik çağrısıyla tamamlayarak, “Sözümüz, özümüz birlikten yanadır. Birlikten yanadır gönlümüz bizim” dedi.
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.