PİRHA- 15 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta bir araya gelen Alevi kurumları, “Birlik” tartışmasını yeniden masaya yatırdı. DAD Eş Başkanı Zeynel Kete, geçmiş birlik girişimlerinin neden sonuç vermediğinin tahlil edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, cem erkanının işleyişinden yola çıkan bir benzetmeyle, erkan başlamadan önce tüm canların pirin ve ananın huzurunda “dara” kalkıp eleştiri-öz eleştiri vererek ruhsal ve zihinsel birliği sağladığını belirterek, birlik çalışmalarında da benzer bir öz eleştiri sürecinin Alevi kurum temsilcileri içerisinde de olması gerektiğini ifade etti.
Alevi toplumunun uzun yıllardır gündeminde olan “birlik” arayışı, 15 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yeniden konuşulmaya başlandı. Alevi dernekleri, ocak temsilcileri, akademisyenler ve kanaat önderlerinin bir araya geldiği toplantı, basına kapalı yapılmasına rağmen daha sonra düzenlenen panelle kamuoyunun gündemine taşındı. Görüşmede hem geçmiş birlik girişimlerinin neden akamete uğradığı, hem de yeni dönemde nasıl bir örgütlenme modeli kurulması gerektiği tartışıldı.
Toplantıya katılan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Başkanı Zeynel Kete, sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
Zeynel Kete, 15 Ağustos toplantısında birlik ihtiyacı konusunda genel bir mutabakat oluştuğunu, ancak bazı kurum yöneticilerinde geçmiş deneyimlerden kaynaklanan duygusal bir kırılganlığın da hissedildiğini aktardı. Bu geçmiş, 1994 yılında Şahkulu Dergahı’nda gayriresmi olarak kurulan Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’ne kadar uzanıyor.
“DAĞINIK DURUŞ ARTIK OLUMLU BİR PROFİL DEĞİL”
Zeynel Kete, 15 Ağustos’taki toplantıda genel olarak herkesin etrafında bir araya geldiği görüşü şöyle özetledi: “Alevilerin hak mücadelesinde süregelen dağınık yapı, emek, barış ve demokrasi mücadelesi veren diğer demokratik güçlerle ortak zeminde hareket edebilmek için artık sürdürülebilir görülmüyor.Yeni süreçte dağınık bir duruş Alevilerin demokratik mücadelesinde olumlu bir durum değildir. Alevilerin de bir birlik içine girmesi gerekiyor.”
Kete toplantıda, birlik fikrinin Alevi inancının özünde zaten var olduğunun vurgulayarak, “Bir olma, iri olma, diri olma” ilkesinin Aleviliğin temel felsefesi olduğu ve tarihsel olarak Alevi topluluklarının, dönemin diğer mazlum kesimleriyle ortak mücadele alanları kurarak var olduğu hatırlatıldı” dedi.
“ÖNCE DAR DİDAR OLUNMALI”
Kete, cem erkanının işleyişinden yola çıkan bir benzetmeyle, erkan başlamadan önce tüm canların pirin ve ananın huzurunda “dara” kalkıp eleştiri-öz eleştiri vererek ruhsal ve zihinsel birliği sağladığını belirterek, birlik çalışmalarında da benzer bir öz eleştiri sürecinin Alevi kurum temsilcileri içerisinde de olması gerektiğine dikkat çekti. Kete, Hacıbektaş’taki toplantıda bu boyutun kısmen ele alındığını, ancak daha güçlü şekilde tartışılması gerektiğini ifade etti: “Herkes eleştiri, öz eleştiri verir, dar didar olur. Ondan sonra o eşikten içeri girilir. Ancak o zaman ruhsal, zihinsel, bedensel olarak birlik sağlanır ve erkan yürütülür.”
“GELENEKSEL TALEPLERİN YENİDEN SORGULANMASI LAZIM”
Son zamanlarda gündeme gelen Alevi örgütlülüğünde konsept değişikliği konusunda değinen Kete, 1994’ten bu yana süregelen birlik tartışmalarına rağmen anayasal tanınmanın hâlâ sağlanamamış olmasını bir “kısır döngü” olarak nitelendirdi ve söylem-eylem arasındaki makasın kapatılması için stratejik bir değişim gerektiğini savundu.
Kete, bu bağlamda, Alevilerin uzun süredir dile getirdiği “Madımak müze olsun”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın”, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın” gibi taleplerin artık stratejik birer söylem olmaktan çıktığını öne sürdü. Kete “Bu taleplerin karşılık bulması, ancak cumhuriyetin demokratikleşmesi ve inançların eşit-özgür temelde yaşamasını sağlayacak yeni bir kurumsal çözümle mümkün” dedi.
“KONFEDERASYON OLUŞMASI İÇİN ÖNÜMÜZDEKİ ENGELLERİ KALDIRMAMIZ LAZIM”
Panelin konuşmacılarından Seher Şengünlü Yılmaz’ın önerdiği “Alevi hareketi bir konfederasyon fikrine hazır mı?” sorusuna karşılık Kete, böyle bir yapının ancak yerelden, ocaklardan ve geleneği yürütenlerden rıza alınarak inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Aksi halde, kurulacak üst yapının yeni bir hiyerarşik erk oluşturma riski taşıdığına dikkat çekti:
“Bazı işçi konfederasyonlarının geldiği durumu görüyoruz. Bütün bunlar derinlikli tartışılmalıdır. Yani evet-hayır demekten ziyade sorun konfederasyonun olması ya da olmaması meselesi midir? Ya da tarihsel sorumluluklarımız nelerdir meselesi midir?”
Kete, sorunların önündeki asıl engelin hangi zihniyetten, hangi kaynaklardan güç aldığının tartışılmadan kurulacak bir konfederasyonun anlam ifade etmeyeceğini söyleyerek şunları dile getirdi:
“Bizim sorunlarımızın önündeki en büyük engel nedir? Kimlerdir? Hangi zihniyettir? Eğer hiçbir kaygı içerisine girilmeden bu zihniyet tanımlanmazsa federasyon, konfederasyon üst kurumların olması bir anlam ifade etmez.”
Kete, ayrıca oluşturulabilecek bir birlikteliğin Alevi inanç kodlarıyla oluşturulması; siyasi konum, etnik kimlik, politik görüşlerin Alevilerin inanç kimlikleri üzerinden bir araya gelmelerine engel olmaması gerektiğinin de altını çizdi.
“ALEVİ İNANCINDAKİ YETMİŞ ÜÇÜNCÜ MİLLET DEMOKRATİK TOPLUMUN TARİFİDİR”
Kete, Alevi toplumunun bulundukları coğrafyada ulus, coğrafya, kültür, dil ve tarihsel hafıza bakımından güçlü bir asimilasyona maruz kaldığına dikkat çekerek, sürmekte olan yasal sürece dair beklentilerini dile getirdi. Kete, Alevi inancındaki “yetmiş üçüncü millet” kavramına atıfla, bunun aslında bir “rıza toplumu” ya da “demokratik toplum” tarifi olduğunu belirterek kurulacak birlik yapısının tüm süreklerin kendi kültür, dil ve inanç zenginliklerini koruyacak şekilde, farklılıkları ötekileştirmeden tasarlanması gerektiğini vurguladı.
“BU SÜREÇ ALEVİLER İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT”
Kete, son olarak Alevilerin sorunlarının çözümünün Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle doğrudan bağlantılı olduğu vurguladı. Ççinde bulunulan sürecin Aleviler açısından da tarihi bir fırsat olduğunu ifade eden Kete, “Yüz yıllık cumhuriyet modernitesi içerisinde en fazla mağdur edilen inanç kesimi olarak Alevilerin kazanımları daha büyük olacaktır” dedi.
Fırat ALTINTAŞ/PİRHA
Yoruma kapalı.