PİRHA- İstanbul Valiliği’nin okullarda mescit oluşturulmasına yönelik kararına Alevi kurumlarından tepkiler devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal, kararın laik eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, uygulamanın özellikle Alevi çocukları açısından ayrımcılığı derinleştireceğini ifade etti. Eğitimde dinselleşme politikalarının son yıllarda sistematik hale getirildiğini söyleyen Ağçal, karara karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi.
İstanbul Valiliği’nin tüm okullara mescit yapılmasını öngören kararına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal’dan sert eleştiri geldi. Ağçal, kararın laiklik ilkesine ve Anayasa’ya aykırı olduğunu, uygulamadan en çok Alevi öğrencilerin olumsuz etkileneceğini söyledi.
“DEVLET TARAFSIZ OLMAK ZORUNDA”
Kararın hukuki boyutuna dikkat çeken Ağçal, Milli Eğitim’de laik bir eğitim sistemi savunduklarını belirterek devletin tarafsızlık ilkesi gereği tüm vatandaşlarına eşit davranmak zorunda olduğunu vurguladı. Ağçal, tek bir dinin ya da anlayışın devlet eliyle kamuda dayatılmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade etti.
Ağçal, uygulamanın Alevi çocukları okulda, sınıfta ve arkadaş çevresinde daha fazla ayrımcılığa maruz bırakacağını, bunun pedagojik açıdan da sakıncalı olduğunu söyledi.
“Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor bu kararı. Hukuki açıdan Milli Eğitim’de de laik bir eğitim sisteminin olması gerektiğini biz savunuyoruz. Alevi çocukları daha fazla bu uygulamada ayrımcılığa maruz kalacak. Bu da açıkçası pedagojik açıdan çocukları etkileyebilecek bir şey.”
“YARGININ BAĞIMSIZLIĞINA GÜVENMİYORUZ AMA MÜCADELE SÜRECEK”
Ağçal, bugün yargının bağımsızlığının tırnak içinde kaldığını, yargıdaki atamaların ve yargının nasıl şekillendirildiğinin herkesin gözü önünde yaşanan bir süreç olduğunu söyledi. Buna rağmen eğitim kurumlarının, Alevi kurumlarının ve demokratik kurumların konuyu yargıya taşıyacağını, kendilerinin de bu yönde karar aldıklarını belirtti.
Ağçal, yargının valiliklere “Bu karar Anayasa’nın laiklik ilkesine ters düştüğü için Anayasa’ya aykırıdır” şeklinde bir yazı yazacağına dair beklentisinin yüksek olmadığını ancak bunun bir mücadele konusu olduğunu ve yargının vereceği karardan bağımsız olarak mücadelenin sürdürüleceğini söyledi. “Eşit bir şekilde eğitim alınması ve devletin eğitim kurumlarını dini kurumlar olarak görmemesi” talebiyle mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
“Bu yargı sistemiyle bunun Anayasa çerçevesinde değerlendirileceğini ve herkese eşit bir şekilde eğitim sunulacağı konusunda yargının valiliklere bir yazı yazacağını düşünmüyoruz ama bu da bir mücadele konusudur bizim için.”
“EĞİTİM DİNSELLEŞTİRİLİYOR”
Alevi kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı ya da İstanbul Valiliği ile şu ana kadar bir görüşme gerçekleştirmediğini söyleyen Ağçal, bunun yerine AKP iktidarının son dönemde hayata geçirdiği ÇEDES, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve MESEM gibi uygulamalara dikkat çekerek, eğitimin bu politikalarla hem gericileştirildiğini hem de dinselleştirildiğini aynı zamanda çocukların sermayeye ucuz iş gücü olarak sunulduğunu söyledi.
Türkiye’nin dünya eğitim sıralamasında her yıl gerilediğini belirten Ağçal, eğitimin niteliği düştükçe hem dinselleşmenin arttığını hem de öğrencilerin ders sıralarında olması gerekirken ucuz emek gücü olarak kullanılmasının yaygınlaştığını ifade etti. Bu nedenle valilik ve bakanlıkla yapılacak görüşmelerden çok, iktidarın genel eğitim politikalarına karşı topyekûn bir mücadele hattı örülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ağçal, ÇEDES projesi kapsamında çocukların veli izni olmadan camilere götürüldüğünü hatırlatarak, bir sınıftaki çocukların dini, mezhebi ya da etnik kimliğinin eğitim açısından belirleyici olmaması gerektiğini söyledi. Devletin görevinin çocukları tek bir inanca yönlendirmek değil, eğitimin bilimsel, kültürel ve sosyal niteliğini güçlendirmek olduğunu vurguladı.
Okullarda yaşanan temel sorunlara da değinen Ağçal, devlet okullarında sabun bulunmadığını, suya erişimin ciddi bir sorun haline geldiğini, temizlik malzemesi eksikliği yaşandığını ve sosyal-kültürel etkinliklerin neredeyse hiç olmadığını dile getirdi. İktidarın çocukların açlığı ve susuzluğuyla değil, onları belirli bir inanca yönlendirmekle ilgilendiğini söyleyen Ağçal, “Çocukların hangi inançta olacakları, inançlarını nasıl yaşayacakları pedagojik olarak belli bir yaştan sonra kendilerinin anlayacağı, anlamlandıracağı bir şey” dedi. İktidarın eğitim politikalarının gençlerin geleceği için değil, kendi iktidarına dayanak oluşturmak amacıyla şekillendirildiğini öne sürdü.
“GEREKLİ İTİRAZLARI YAPACAĞIZ, KAMUOYUNU DESTEĞE BEKLİYORUZ”
Konuya ilişkin hukuki itirazlarda bulunacaklarını belirten Ağçal, bununla birlikte okullarda ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde topluma dayalı bir direniş oluşturulması gerektiğini vurguladı. Gençleri “karanlık bir gelecekten” korumak gerektiğini söyleyen Ağçal, iktidarın bu uygulamasına karşı toplumun genelinin de tepki göstereceğini düşündüğünü belirterek mücadelenin süreceğini ifade etti.
“Biz bu karara karşı geleceğiz. Bütün toplumun da karşı geleceğini düşünüyoruz. Bu yönde mücadelemiz devam edecek.”
Fırat ALTINTAŞ / İSTANBUL
Yoruma kapalı.