PİRHA- Suruç Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçerken, aileler, saldırıdan yaralı kurulanlar, avukatlar, gençlik örgütleri ve siyasetçiler Kadıköy’de bir araya gelerek katledilenleri anarak, yürüyüş gerçekleştirdi. Konuşmacılar, davanın hâlâ sonuçlanmadığını, gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılmadığını belirterek adalet talebinin sürdüğünü vurguladı.
Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) adına Eşbaşkanı Berfin Polat tarafından yapılan konuşmada, 2015 yılında Kobanê’nin yeniden inşası için yola çıkan 33 gencin, Rojava Devrimi’ni sınırda savunan bir kuşağın parçası olduğunu belirterek katliamın yalnızca SGD’ye değil, Türkiye ve Kürdistan halklarının “birleşik mücadelesine” yönelik olduğunu söyledi. Polat, dönemin istihbarat bilgisine rağmen saldırının önlenmediğinin altını çizdi.
“BU MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Polat ayrıca, üniversitelerde Kürt sembolleriyle ilgili açılan soruşturmalara ve Kobanê’nin isminin işgalci HTŞ tarafından değiştirilmesi girişimlerine değinerek bunları “hafızaya saldırı” olarak nitelendirdi. Polat konuşmasını “Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz, adaleti aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle tamamladı.
DAVA AVUKATLARINDAN SEZİN UÇAR’DAN CEZAEVİNDEN MEKTUP: “33’LERİN İDEALLERİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Anmada, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunan dava avukatlarından Sezin Uçar’ın gönderdiği mesaj da okundu.
Uçar mesajında, Kobanê’ye yardım için yola çıkan gençlerin “büyük bir insanlık davasının yapı taşı” olduğunu belirterek, aradan geçen 11 yılda hem adalet mücadelesinin hem de katledilenlerin düşlerinin peşinden gidildiğini vurguladı. Roboski ve Kobanê’ye destek kampanyalarına atıfta bulunan Uçar, ailelerin ve yaralıların acılarını toplumsal bir adalet mücadelesiyle birleştirdiğini ifade etti.
Fiziken anma törenlerinde bulunamadığından dolayı üzgün olduğunu belirten Uçar, hapishane havalandırmasında arkadaşlarıyla birlikte katledilenlerin isimlerini anacaklarını ve sevdikleri ezgilerle onları hatırlayacaklarını söyledi. Mesaj, “Katledilsek de hapsedilsek de düş yolcularımızın ideallerine sahip çıkmaktan, onların hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle sona erdi.
DEM PARTİ MİLLETVEKİLİ KONUKÇU: “ADALET TALEBİMİZ SÜRÜYOR”
DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu konuşmasına, katliamda hayatını kaybedenleri “sevgi, saygı ve özlemle” andığını belirterek başladı.
Konukçu, Suruç ve Ankara Gar katliamlarının dönemin iktidarı tarafından “gayrimeşru yollarla” gerçekleştirildiğini öne sürerek, her iki saldırının da Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle Türkiye’deki eşitlik ve demokrasi taleplerinin buluşmasını hedef aldığını iddia etti. Bu “enternasyonalist çizginin” büyümesinin mevcut siyasi yapı açısından tehdit oluşturduğunu söyledi.
Kürt halkının barış çağrısına atıfta bulunan Konukçu, bu sürecin Türkiyeli emekçiler ve halklar tarafından da sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında ayrıca Gayrettepe, Dilovası ve Soma’daki işçi ölümlerine değinen Konukçu, bu olaylarda da adalet talep edildiğini belirtti.
Konukçu sözlerini, “Adil, eşit ve barış içinde bir ülkeyi ancak kendi mücadelemiz ve dayanışmamızla inşa edeceğiz” ifadeleriyle tamamladı.
SURUÇ YARALISI MERVENUR İŞLEYİCİ: “11 YILDIR AYNI ADALET TALEBİNİ DİLE GETİRİYORUZ”
Anma programında, ailelerin, yaralıların ve avukatların ortak hazırladığı basın açıklamasını, saldırıdan yaralı kurtulan Mervenur İşleyici okudu.
İşleyici, 132 ay önce yıkılmış bir kenti yeniden inşa etmek amacıyla yola çıkan çoğu üniversite öğrencisi yüzlerce kişinin, mola verdikleri Suruç’ta DAİŞ tarafından gerçekleştirilen canlı bomba saldırısının hedefi olduklarını belirterek başladı. İşleyici, aradan geçen 11 yıl boyunca kent kent, sokak sokak sürdürülen adalet mücadelesine rağmen davanın aydınlatılması yönünde herhangi bir adım atılmadığını iddia etti.
Açıklamada şu iddialar öne çıktı:
- Dava dosyasının yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişiyle sınırlı tutulduğu, katliamın planlayıcıları, azmettiricileri ve ihmali bulunduğu öne sürülen kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmadığı.
- Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “bildiklerimi açıklarsam birçok insan insan içine çıkamaz” yönünde açıklamalar yaptığı, buna rağmen tanık olarak dinlenmesi yönündeki taleplerin mahkemece defalarca reddedildiği.
- Saldırganın ve bağlı olduğu iddia edilen İŞİD hücresinin güvenlik birimlerince önceden bilindiğine dair deliller sunulmasına karşın kapsamlı bir soruşturma yürütülmediği, istihbarat ve emniyet birimlerinin sorumluluğunun görmezden gelindiği ve dosya üzerindeki gizlilik kararının gerçeğin ortaya çıkmasını engellediği.
- Firari sanıklar Deniz Büyük Çelebi ve İlhami Bali’nin Türkiye’nin denetimindeki kamplarda bulunduklarına dair bilgiler olmasına rağmen, bu kişilerin ülkeye getirilerek yargılanması için adım atılmadığı.
- Süreç boyunca adalet talebinde bulunan bazı ailelere, “mahkemeye hakaret” gerekçesiyle hapis cezaları verildiği.”
Mervenur İşleyici, Suruç Katliamı’nın “münferit değil, örgütlü ve önlenebilir bir saldırı” olduğunu vurgulayarak, yalnızca saldırıyı gerçekleştirenlerin değil, sürece zemin hazırlayan herkesin yargılanması talebinden vazgeçmediklerini belirtti. Açıklama, sorumluların ortaya çıkarılması, ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında bağımsız soruşturma yürütülmesi, firari sanıkların yakalanarak yargılanması, olayın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesi ve zamanaşımı uygulanmaması yönündeki taleplerin bildirilmesinin ardından sona erdi.
Basın açıklamasının ardından kitle, Halitağa caddesinden Süreyya Operasına yürüyüş gerçekleştirdi. Süreyya Operası önüne gelen kitle basın açıklaması öncesinde Suruç’ta hayatını kaybeden 33 kişi anısına bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirdi.
“UNUTMADIK, HESAP SORACAĞIZ”
Yapılan saygı duruşunun ardından Gençlik Örgütleri adıyla yapılan açıklamada, 20 Temmuz 2015’te ülkenin dört bir yanından yola çıkan genç, işçi, emekçi, kadın, LGBTİ+ ve devrimcilerin Kobani’yi yeniden inşa etmek ve halklar arası dayanışmayı büyütmek amacıyla Suruç’ta bir araya geldiği hatırlatıldı. Amara Kültür Merkezi bahçesinde gerçekleştirilen saldırıda 33 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı belirtilerek, aradan geçen 11 yıla rağmen katliamın gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmadığı söylendi.
Açıklamada, Suruç’tan bugüne Kürt halkına yönelik saldırıların devam ettiğinin altı çizilerek, bu yılın ocak ayında yaşanan HTŞ ablukası altında altı Kürt çocuğunun donarak yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Ayrıca kadın cinayetleri ve LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinin arttığı vurgulanarak, tüm bu süreçte “adalet arayışının” kesintisiz sürdüğü belirtildi.
Açıklamada, Suruç Katliamı’nın yanı sıra 5 Haziran ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın da sorumlularının yargılanması gerektiği, katliamlar arasındaki “cezasızlık zincirinin” yeni saldırılara zemin hazırladığı ifade edildi. Gençlik örgütleri, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, NATO ve emperyalizme karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Açıklama, “Unutmadık, hesap soracağız. Suruç için adalet, herkes için adalet, hiçbir düş yarım kalmayacak” sözleriyle sona erdi.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.