PİRHA- Suruç Katliamı’nın 11’inci yılında açıklama yapan Suruç İçin Adalet Platformu, aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm faillerinin ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanmadığını belirtti. Platform, “Failleri ve delilleri gizleme çabalarına rağmen gerçekleri açığa çıkarmak için adalet yolunda, katillerin peşindeyiz” dedi.
Suruç İçin Adalet Platformu, 20 Temmuz 2015’te yaşanan Suruç Katliamı’nın 11’inci yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, katliamın tüm sorumlularının cezalandırılması ve gerçek anlamda adaletin sağlanması amacıyla mağdurlar ve yaşamını yitirenlerin aileleriyle birlikte hukuk mücadelesinin sürdürüldüğü belirtildi.
Platform, 11 yıldır devam eden yargılama sürecinin gerçek faillerin açığa çıkarılmasından çok, faillerin ve sorumluluğu bulunan kişilerin gizlenmeye çalışıldığı bir sürece dönüştüğünü ifade etti.
“DOSYAYA ERİŞİM KISITLANDI”
Açıklamada, katliamın ardından başlatılan soruşturmada savcılık tarafından kısıtlılık kararı verilmesi nedeniyle mağdurların ve ailelerin dosyaya erişiminin engellendiği belirtildi.
Bu nedenle mağdur tarafın delillerden ve soruşturma kapsamında yapılan işlemlerden uzun süre haberdar olamadığına işaret edilen açıklamada, yaklaşık iki yıl süren soruşturma sırasında gerçek faillerin ve IŞİD bağlantılarının araştırılması yerine soruşturmanın yanlış yönlendirildiği savunuldu.
Platform, canlı bomba saldırısını gerçekleştiren IŞİD militanlarının ve bağlantılarının araştırılması gerekirken, katliam mağdurlarının ve saldırıyla ilgisi bulunmayan kişilerin hedef gösterilmeye çalışıldığını belirtti.
“CANLI BOMBANIN BAĞLANTILARI ARAŞTIRILMADI”
Açıklamada, saldırıyı gerçekleştiren canlı bombanın Suruç’a nasıl geldiğinin, kimlerden yardım aldığının, sınırı nasıl geçtiğinin ve bomba malzemelerini nereden temin ettiğinin yeterince araştırılmadığı ifade edildi.
Etkin bir soruşturma yürütülmemesi sonucunda Suruç Katliamı davasında yalnızca üç IŞİD üyesinin sanık olarak yargılandığı aktarıldı.
Platform, yargılama sırasında sanıkların üç kişiden ibaret olmadığını ve başka IŞİD mensuplarıyla kamu görevlilerinin de sorumluluklarının araştırılması gerektiğini defalarca dile getirdiklerini ancak bu kişilerin davaya dahil edilmediğini belirtti.
Yargılama sonucunda yalnızca tutuklu sanık Yakub Şahin hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, diğer iki sanık Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı’nın ise firari olduğu ve yargılamalarının sürdüğü kaydedildi.
YENİ SORUŞTURMADA DA KISITLILIK KARARI
Dava dosyasına giren bilgi ve belgeler üzerinden 2024 yılında katliamla ve faillerle bağlantılı olduğu değerlendirilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtilen açıklamada, başlatılan soruşturma hakkında da kısıtlılık kararı verildiği ifade edildi.
Aradan yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen şüpheliler hakkında dava açılmadığına dikkat çeken Platform, yeni soruşturmadaki kısıtlılık kararının katliama ilişkin gerçeklerin hâlâ gizlenmeye devam edildiğini gösterdiğini savundu.
Açıklamada, canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün saldırıdan önce Suruç’a nasıl geldiğinin, kimlerden yardım aldığının ve patlayıcı malzemeleri nereden temin ettiğinin hala yanıtlanmadığı belirtildi.
Katliam gününe ait bazı kamera görüntülerinin kayıp olduğu, buna ilişkin yeterli bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı da ifade edildi.
“IŞİD MİLİTANLARININ FAALİYETLERİ BİLİNİYORDU”
Platform, 11 yıllık hukuk mücadelesi boyunca ortaya çıkan bilgi ve belgelerin, dava sanıklarının ve faaliyetlerinin 2012 yılından itibaren Adıyaman ve Gaziantep Emniyet Müdürlükleri tarafından bilindiğini gösterdiğini belirtti.
Açıklamada, IŞİD militanlarının uzun süre takip edildiği, faaliyetlerinin kamu görevlileri tarafından bilindiği ve katliamı gerçekleştiren kişilerin bilinmeyen örgüt mensupları olmadığı savunuldu.
Firari sanık İlhami Balı ve beraberindeki kişilerin sınır bölgesindeki faaliyetleri sırasında telefonlarının dinlendiği ancak herhangi bir müdahalede bulunulmadığı ileri sürüldü.
FİRARİ SANIKLARIN İADESİ İSTENDİ
Firari sanıkların 2022 yılında Suriye’deki kamplarda ve cezaevlerinde bulunduklarının ilgili kurumlar tarafından mahkemeye bildirildiği belirtilen açıklamada, buna rağmen iadeleri konusunda herhangi bir işlem yapılmadığı kaydedildi.
Platform, 10 Ekim Ankara Katliamı dosyasının firari sanıklarından Ömer Deniz Dündar’ın Türkiye’ye iade edildiğini hatırlatarak, Suruç Katliamı sanıkları Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı’nın da Türkiye’ye getirilmesini istedi.
“KAMU GÖREVLİLERİ HAKKINDA İŞLEM YAPILMADI”
Açıklamada, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından hazırlanan raporda, Adıyaman ve Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü personelinin katliama yakın tarihlerde ve katliam günü canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında emniyet sistemlerinde sorgulamalar yaptığının tespit edildiği belirtildi.
Bu sorgulamaların tarihlerinin dikkat çekici olduğu ifade edilen açıklamada, ilgili emniyet görevlileri hakkında bugüne kadar herhangi bir adli veya idari işlem yapılmadığı kaydedildi.
Firari sanık İlhami Balı’nın hakkında arama kararı bulunduğu dönemde Konya Cihanbeyli Devlet Hastanesi’nde tedavi gördüğünün dava dosyasına bildirildiği ancak bu konunun araştırılması yönündeki taleplerin mahkeme tarafından reddedildiği de aktarıldı.
Platform ayrıca, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 2015 yılındaki katliamlara ilişkin söylediği “Konuşursam bazıları sokağa çıkamaz” sözleri nedeniyle tanık olarak dinlenmesi yönündeki taleplerinin de reddedildiğini ifade etti.
YARGILANAN TEK KAMU GÖREVLİSİNE PARA CEZASI
Açıklamada, katliamın gerçekleştirilmesini önlemekle görevli olan ancak görevini yerine getirmediği savunulan kamu görevlileri hakkında bugüne kadar etkili bir soruşturma yürütülmediği belirtildi.
Katliamla ilgili yargılanan tek kamu görevlisi olan emniyet müdürünün, katliam günü Suruç’ta olağan güvenlik kontrolünü yapmadığı gerekçesiyle yalnızca adli para cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı.
Platform, çok sayıda kamu görevlisinin farklı düzeylerde sorumluluğu bulunduğunu savunarak, yalnızca bir kişi hakkında verilen para cezasının cezasızlık politikasının göstergesi olduğunu ifade etti.
“ANMALAR YASAKLANDI, MAĞDURLAR BASKI ALTINA ALINDI”
Katliam mağdurlarına ve ailelerine yönelik baskı politikasının katliamın yaşandığı günden bu yana sürdüğü belirtilen açıklamada, Suruç anmalarının ve protesto etkinliklerinin sürekli olarak yasaklandığı kaydedildi.
Anmalara katılan kişilerin gözaltına alındığı ve haklarında davalar açıldığı ifade edilerek, bu uygulamalarla gerçeklerin ve faillerin gizlenmeye, katliamın unutturulmaya ve mağdurların sesinin kısılmaya çalışıldığı belirtildi.
“TÜM FAİLLER YARGILANANA KADAR MÜCADELE SÜRECEK”
Suruç ve 2015 yılında yaşanan diğer katliamların Türkiye’nin siyasal ve toplumsal hayatı üzerindeki etkilerinin devam ettiği ifade edilen açıklamada, karanlıkta kalan tüm noktaların aydınlatılması ve gerçek faillerin ortaya çıkarılması gerektiği vurgulandı.
Demokratik bir Türkiye’nin kurulabilmesi için 2015 yılında yaşanan katliamların bütün yönleriyle açığa çıkarılmasının zorunlu olduğu belirtilerek, kamuoyuna Suruç davasına ve adalet mücadelesine sahip çıkma çağrısı yapıldı.
Açıklama, şu ifadelerle sonlandırıldı:
“Failleri ve delilleri gizleme çabalarına rağmen 11 yıldır olduğu gibi gerçekleri açığa çıkarmak için adalet yolunda, katillerin peşindeyiz.”
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.