Alevi Haber Ajansi

Gürkan Çakıroğlu: Kürt meselesini devletle değil, milletle çözebilirsiniz-VİDEO

PİRHA- Meclis gündemine gelmesi beklenen “kök yasa” tartışmalarını değerlendiren Avukat ve Siyaset Yazarı Gürkan Çakıroğlu, düzenlemenin Kürt meselesini doğrudan çözmeyeceğini ancak “terörize olmaktan çıkaracağını” söyledi. Sürece, muhalefete ve Kürt siyasetinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çakıroğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerde bulunurken, yeni bir Kürt siyasi hareketinin 2030’lu yıllarda geniş toplumsal destek görebileceğini ifade etti.

Meclise gelmesi beklenen ve kamuoyunda “kök yasa” ya da “çerçeve yasa” olarak anılan düzenleme üzerinden değerlendirmelerde bulunan Gürkan Çakıroğlu, sürecin Kürt meselesine etkisinden hukuk devleti tartışmalarına, Cumhur İttifakı içindeki rol dağılımından CHP’nin tutumuna ve Kürt siyasetinin geleceğine kadar birçok başlıkta görüşlerini paylaştı.

“BEKLENTİLERİ ARŞA ÇIKARMAMAK LAZIM”

Meclise gelmesi beklenen ve kamuoyunda “kök yasa” ya da “çerçeve yasa” olarak anılan düzenlemenin Kürt sorununun çözümüne etkisi nedir sorusuna Çakıroğlu, konuya “bir büyüktür sıfırdan” mantığıyla yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak beklentilerin abartılmaması uyarısıyla cevap verdi. Yasayı “dar bir geçit” olarak tanımlayan Çakıroğlu, bu geçitten çıkıldığında önde “devasa bir ova”nın beklediğini söyledi. Çakıroğlu’na göre asıl belirleyici olan, yasanın içeriğinden çok yasa çıktıktan sonra gelişecek tepkiler olacak.

“KÜRT MESELESİNİ MİLLETLE ÇÖZEBİLİRSİNİZ”

Sürecin demokratik dönüşüme evrilip evrilmeyeceği sorusuna Çakıroğlu şu yanıtı verdi:

“Kürt meselesini devletle çözemezsiniz. Kürt meselesini milletle çözebilirsiniz.”

Çakıroğlu, “terörsüz Türkiye” sürecinin meseleyi doğrudan çözmediğini, ancak onu “terörize olmaktan çıkaran bir aks” yarattığını ifade etti. Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin düşünce ve ifade özgürlüğü, hukuk devleti gibi konuları çok daha rahat tartışabileceği bir iklime kavuşacağını belirten Çakıroğlu, “Türkiye’nin temel sorunu Kürt meselesi değil, hukuk devleti olamayışı. Bunun en büyük yansıması da Kürt meselesi” dedi.

Sürecin öznesine ilişkin değerlendirmesinde Çakıroğlu, tarihi 22 Ekim (Bahçeli) ve 27 Şubat (Öcalan) tarihlerine, ardından 19 Mart’ta devreye giren Erdoğan’a işaret etti. Çakıroğlu’na göre sürecin asıl yürütücüsü Bahçeli-Öcalan ikilisi; Erdoğan ise sürece “şerhler düşse de” engel olmadı ama ivmelendirici bir hamle de yapmadı. Bunun nedenini Erdoğan’ın koltuk derdine ve Türkiye’nin hukuk devleti olmayışına bağlayan Çakıroğlu, gücün “yeten yetene” şeklinde işlediğini söyledi.

“CHP’DE DEĞİŞEN SADECE GENEL BAŞKAN OLDU”

Ana muhalefetin parçalı yapısının sürece etkisi sorulduğunda Çakıroğlu, CHP’ye yönelik sert bir değerlendirme yaptı. Kılıçdaroğlu’nun resmi genel başkanlığına karşın fiiliyatta Özgür Özel ve İmamoğlu’nun öne çıktığını belirten Çakıroğlu, olası bir siyasi yasak ihtimaline dikkat çekerek Özel üzerinden yükselecek bir hareketin güçlü bir ivme kazanacağına inanmadığını söyledi.

Çakıroğlu, CHP’nin “demokratlığının göreceli” olduğunu, AK Parti’nin anti-demokratik pratiklerinin CHP’yi olduğundan daha demokratik gösterdiğini savundu:

“Yani sanki Türkiye’de ilk defa hukuksuzluklar yaşanıyormuş gibi bir hal içerisindeler.”

Partinin geçmişinde de anti demokratik çok sayıda olayların yaşandığını hatırlatan Çakıroğlu, CHP içinde bunu sorgulayan bir özeleştiri hareketi görmediğini ifade etti.

“ELBİSE DEĞİŞMİŞ, ZİHNİYET DEĞİŞMEMİŞ”

DEM Parti’nin resmen ve fiilen tasfiye edilerek yerine kurulması beklenen “Demokratik Cumhuriyet Partisi”ne, Çakıroğlu temkinli bir iyimserlikle yaklaştı. 1990 öncesinden DEM’e kadar aynı zihniyetin farklı isimlerle var olduğunu belirten Çakıroğlu, bu kez Öcalan’ın açıklamaları ve kadroların söylemlerinin farklılaştığını, hareketin artık “Türkiye sathına” yayılma iddiası taşıdığını söyledi. Çakıroğlu’na göre bu iddia kadrolarca hayata geçirilebilirse, hareket 2030’lu yıllarda 1950’lerin Demokrat Partisi ve 2002-2007 döneminin AK Partisi’ne benzer şekilde toplumun yüzde 35-40’ına ulaşan bir teveccüh görebilir.

CHP’nin olası yenilenme potansiyeline dair soruya ise Çakıroğlu şu sözlerle yanıt verdi:

“Zihniniz, aklınız ve kalbiniz değişmiyorsa istediğiniz kadar yeni parti kurun, hiçbir şey değişmez.”

Eski CHP’nin “zorbalıkla” netice aldığını, bugünkü CHP’nin ise aynı imkânlara sahip olmadığı için demokrasiye “sürüklendiğini” savunan Çakıroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’de iktidarı belki değiştirebilirsiniz ama rejimi değiştirmeden hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.”

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.