Alevi Haber Ajansi

Emsal Atakan: Ahmet yaşasaydı yine faşizme karşı en ön safta olurdu – VİDEO

PİRHA – Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesiyle başlayan ve kısa sürede tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Direnişi, 13. yılını geride bıraktı. “Gezi sürecinin üstünden tam 13 yıl geçti ve ben bu 13 yılı büyük bir üzüntü, öfke ve acıyla geçirdim” diyen Emsal Atakan, oğlu Ahmet Atakan için adalet arayışını sürdürüyor. Anne Atakan, “Adliyede sadece saray var, adalet yok” sözleriyle sürece ilişkin tepkisini dile getirdi.

 

Gezi eylemleri sırasında 10 Eylül 2013’te Hatay’ın Armutlu Mahallesi’nde polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Ahmet Atakan‘ın dosyasında adalet arayışı sürüyor. Yürütülen soruşturmada polisler hakkında soruşturma izni verilmezken, ailenin yaptığı itirazlar da reddedildi. 2021 yılında Anayasa Mahkemesi’ne taşınan dosyada yüksek mahkeme, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmederek dosyanın yeniden değerlendirilmesine ve Atakan ailesine 225 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ancak bu kararın ardından savcılığın kolluk kuvvetleri hakkında verdiği “işlemden kaldırma” kararına yapılan itiraz süreci sürerken, dosya zaman aşımı bürosuna devredildi.

Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, Gezi’nin 13. yıl dönümünde PİRHA’ya konuştu. Antakya’da bir araya geldiğimiz anne Atakan, aradan geçen yıllara, depremin yarattığı büyük yıkıma ve adalet mücadelesine dair açıklamalarda bulundu.

“13 YIL BÜYÜK BİR ÖFKE VE ACIYLA GEÇTİ”

Oğlunun kaybından bu yana geçen 13 yılı adalet arayışıyla geçirdiğini belirten Emsal Atakan, bu süreçte hiçbir şekilde hukukun işletilmediğini vurguladı. Hatay’ın hem siyasi baskılarla hem de deprem felaketiyle büyük acılar yaşadığını söyleyen Atakan, kentteki genel durumu şu sözlerle özetledi:

“Gezi sürecinin üstünden tam 13 yıl geçti ve ben bu 13 yılı hep büyük bir üzüntü, büyük bir öfke ve acı çekerek geçirdim. Çünkü bugüne kadar hiçbir şekilde adalet sağlanmadı. Adaleti görmedik.”

Hatay halkının yaşadığı deprem felaketinin ardından büyük bir yaşam savaşı verdiğini ifade eden Atakan, hükümetin halkı yalnız bıraktığını ancak yaşananların unutulmadığını belirterek, “Hükümet yanımızda hiçbir şekilde olmadığından, insanlar yaşam savaşıyla mücadele ettikleri için ortalık durulmuş durumda. Ama Hatay halkının hiçbir zaman öfkeleri dinmeyecek ” dedi.

“BİZLERİ ÇOCUKLARIMIZIN ONURLU MÜCADELESİ TANIŞTIRDI”

Gezi Direnişi’nde yaşamını yitiren gençlerin aileleriyle daha önce tanışmadıklarını, onları bir araya getiren şeyin ortak acı ve çocuklarının mücadelesi olduğunu söyleyen Emsal Atakan, o dönemki iktidarın ve polisin sorumluluğuna dikkat çekti. Çocuklarının barış ve demokrasi için sokağa çıktığını dile getiren Atakan, yaşadıklarını şöyle aktardı:

“Ahmet, Berkin, Ali İsmail, Abdullah, Ethem, Medeni, Mehmet bizleri tanıştırdı. Maalesef biz Gezi aileleri olarak acılarımız hep aynı olduğu için çocuklarımız bizi tanıştırdı. Çocuklarımız onurlu bir mücadele verdi.”

Katillerin cezalandırılmadığını ve serbestçe dolaşmaya devam ettiğini belirten anne Atakan, “Benim oğlum Ahmet’in de katilleri polisler, Abdullah Cömert’in, Ali İsmail’in, Berkin’in, Ethem’in, Mehmet Ayvalıtaş’ın da… direnişçilerin arasına araba dalıyor, eziyor, onu öldürüyor… Katillerin hepsi dışarıda gezdi ve halen geziyor” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

“AHMET HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEYEN BİR GENÇTİ”

Oğlu Ahmet Atakan’ın karakterini, toplumsal olaylara karşı duyarlılığını ve çevresiyle olan ilişkilerini anlatan anne Atakan, Ahmet’in çocukluğundan beri nerede bir haksızlık görse karşısında durduğunu söyledi. Van ve Erzincan depremlerinde Ahmet’in yardım toplamak için ev ev gezdiğini, Suriye’deki savaşa karşı çıktığını hatırlatan Emsal Atakan, oğlunun direnişteki kararlılığını şu sözlerle paylaştı:

“Ahmet çok duyarlı bir gençti. Ahmet burada bizim mahallede kimin sorunu varsa, kimin yardıma ihtiyacı varsa hep onların yanına koşan bir gençti.”

Sokakta yaşanan şiddete ve ölümlere karşı oğlunu korumak istediğini, ancak Ahmet’in geri adım atmayı reddettiğini belirten Atakan, aralarında geçen bir diyaloğu şöyle aktardı:

“Ben bazen kızıyordum kendisine. Ya oğlum diyordum artık bir dur. Bak herkesin yardımına koşuyorsun, yoruluyorsun, mahvoldun. Bak ellerin, ayakların parçalanmış, yok anne diyordu, benim yüreğim kaldırmıyor. Ben haksızlığa gelemiyorum. Benim uykularım kaçıyor.”

DOSYA ZAMAN AŞIMINA GÖNDERİLDİ: SADECE SARAY VAR, ADALET YOK!

Ahmet Atakan’ın ölümüne ilişkin hukuki sürecin kasıtlı olarak tıkanmak istendiğini, dosyaya bakmak isteyen savcıların sürgün edildiğini ve davanın 12. yılında zaman aşımına gönderilmeye çalışıldığını belirten Emsal Atakan, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yaklaşımına da tepki gösterdi. Adalet arayışı uğruna evlerini, parsellerini sattıklarını ve yıllarca adliye kapılarında beklediklerini söyleyen Atakan, şunları dile getirdi:

“Oğlum Ahmet’in nasıl katledildiğine dair görüntüler ortada olmasına rağmen oğlumun dosyasını zaman aşımına gönderdiler. Anayasa Mahkemesi Ahmet Atakan’ın ailesine yok işte 225 bin lira yıpranma bilmem neyi gönderecekmiş. Biz çok yıprandık!”

Depremde hayatını kaybeden davanın avukatlarından Hatice Can’ı, tutuklu bulunan Hatay Vekili Can Atalay’ı ve avukat Ali Habib’i de anan Atakan, mevcut yargı sistemine dair eleştirilerini şu cümleyle özetledi:

“Adliyeye gidiyoruz, bakıyoruz, orada Adalet Sarayı yazıyor. Sadece saray, adalet yok! Sadece orada Adalet Sarayı yazıyor. Yani biz eğer hukuka, adalete güvenmeyeceksek kime güveneceğiz? İsyanımız var, öfkemiz var.”

“AHMET YAŞASAYDI ASLA BOYUN EĞMEZDİ”

Son olarak Gezi Direnişi’nin ve Ahmet Atakan’ın mücadelesini sahiplenenlere çağrıda bulunan Emsal Atakan, faşizme karşı boyun eğmeyenlerin bu mücadeleyi asla bırakmayacağını söyledi. Oğlunun mirasını devraldığını belirten anne Atakan, “Oğlum Ahmet Atakan şimdi yaşasaydı faşizme karşı asla boyun eğmezdi, mücadelesine devam ederdi ve her zamanki gibi en önde, en ön saflarda olurdu, mücadelesini verirdi” dedi.

Cevahir FINDIK/ANTAKYA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.