Alevi Haber Ajansi

Dersim’de “Doğa ve Yaşam Nöbeti” çağrısı: Munzur coğrafyası yaşamdır

PİRHA-Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), Munzur Çevre Derneği ve çok sayıda köy derneği, Dersim’de artan madencilik faaliyetleri ile doğa talanına karşı 24 Mayıs’ta başlayacak “Doğa ve Canlı Yaşam Nöbeti” için çağrı yaptı. Kurumlar, Mercan ve Havaçor vadilerindeki endemik bitki türlerinin yok olma tehdidi altında olduğunu belirterek, “Coğrafya yaşamdır; yaşam, coğrafyayı korumakla mümkün olacaktır” dedi.

Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), Munzur Çevre Derneği, Dersim Ovacıklılar Kültür ve Dayanışma Derneği, Mercan Yarımkaya Köyü Derneği, Hanuşağı, Söğütlü, Topuzlu Köyleri Derneği, Ziyaret Köyü Derneği, Kızık Köyü Derneği, Çöğürlük Köyü Derneği, Geyiksuyu Köyleri Derneği, Taşıtlı-Torut Köyleri Derneği, Havaçor Köyü Derneği ve Eğripınar Köyü Derneği, Munzur coğrafyasında artan madencilik faaliyetleri ve doğa talanına karşı ortak açıklama yaptı.

Kurumlar, 24 Mayıs’ta başlayacak ve üçüncü yılına giren “Doğa ve Canlı Yaşam Nöbeti” için Dersim halkına ve doğa dostlarına çağrıda bulundu. Açıklamada, Dersim’in 145 ayrı noktada planlanan ya da sürdürülen maden projeleri nedeniyle büyük bir tehdit altında olduğu vurgulandı.

Ortak açıklamada, emperyalist politikaların dünya genelinde savaşlar ve işgallerle sürdürüldüğü belirtilerek, Türkiye’de ise doğa talanının yerli ve uluslararası şirketler eliyle yürütüldüğüne dikkat çekildi.

Açıklamada, Dersim-Munzur coğrafyasının yalnızca insanlar için değil, tüm canlı türleri için yaşam alanı olduğu belirtilerek, “İliç, Kaz Dağları, Akbelen ve ülkenin birçok bölgesinde yaşanan ekolojik yıkımın benzeri Dersim’de de dayatılıyor” denildi.

“DERSİM COĞRAFYASINI YOK EDECEK”

Bölgenin uluslararası düzeyde “Önemli Doğa Alanı” ve “Önemli Bitki Alanı” olarak kabul edildiği hatırlatılan açıklamada, Munzur coğrafyasının milyonlarca yıllık doğal bir yaşam havzası olduğu ifade edildi.

Son yıllarda özellikle Mercan ve Havaçor vadilerinde sarımsak, ışkın, çiriş, aygülü, mantar, sumak ve kekik gibi endemik bitkilerin ticari amaçlarla yoğun biçimde toplanmasının doğaya ciddi zarar verdiği belirtilen açıklamada, bu türlerin yok olmasının ekosistemde geri dönüşü olmayan sonuçlar yaratacağı ifade edildi.

Açıklamada, “Bir canlıyı yok etmek dakikalar alırken, onun doğada var olması milyonlarca yıllık süreçte mümkün oluyor” denilerek, başta sarımsak, ışkın, çiriş, aygülü, mantar, kekik ve sumak olmak üzere bölgedeki bütün doğal türlerin korunması çağrısı yapıldı.

Kurumlar, doğanın korunmasının yalnızca çevre örgütlerinin değil, bölgede yaşayan herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Üçüncü yılına giren “Doğa ve Yaşam Nöbeti”nin bir yasaklama amacı taşımadığı belirtilerek, nöbetin Mercan ve Havaçor vadilerindeki yaşam alanlarını korumak amacıyla gerçekleştirileceği ifade edildi.

Açıklama, “Coğrafya yaşamdır; yaşam, coğrafyayı korumakla mümkün olacaktır” ve “Dersim sadece bizim değil, üzerinde yaşayan bütün canlıların geleceğidir” sözleriyle son buldu.

HABER MERKEZİ

 

 

 

 

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.