Toplantının Dersim Katliamı’nın karar tarihi olarak kabul edilen 4 Mayıs gününe denk getirilmesini eleştiren Efe, Dersim’in asimilasyona karşı bir hafıza merkezi olduğunu belirterek, inancın ekonomik bir bağımlılık sarmalına alınmak istendiğini savundu:
“Fotoğrafta bulunan bazı kişiler kendilerini ocak temsilcisi, pir, dede, Ehlibeyt soyundan gelen inanç önderleri olarak tanıtıyor. Ancak bugün savundukları anlayış, Aleviliğin tarihsel bağımsızlığıyla bağdaşmayan bir anlayıştır. Çünkü mesele sadece cemevlerine hizmet götürülmesi değildir. Mesele, inancın ekonomik bağımlılık üzerinden iktidarın denetimine açılmasıdır.”
“ALEVİLİK DİYANET MANTIĞIYLA ÖRGÜTLENEMEZ”
Devletin inanç gruplarını finanse ederek yapılandırma politikasını Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Sünni İslam üzerindeki modeline benzeten Efe, Aleviliğin tarihsel süreç boyunca kendi öz kaynakları ve toplumsal rızalık mekanizmalarıyla hayatta kaldığının altını çizdi. Geçmişte baskıyla yapılmak istenen kontrol çabasının bugün “ekonomik bağımlılık” aracılığıyla yürütüldüğünü öne süren şube başkanı, inancın temel ilkelerini şu sözlerle hatırlattı:
“Açık konuşalım: Alevilik yüzyıllardır devlet maaşıyla yaşamadı. Alevilik sarayın sofrasından beslenmedi. Alevilik Diyanet mantığıyla örgütlenmedi. Bu yol, talibin lokmasıyla yürüdü. Bu yol, rızalıkla yaşadı. Bu yol, dara duranların vicdanıyla ayakta kaldı.”
Ekonomik olarak devlete veya iktidara bağımlı hale gelen inanç yapılarının zamanla siyasal çizgiye de eklemleneceğini savunan Efe, mevcut kurumsal hamlelere yönelik itirazların temel gerekçesini bu riskin oluşturduğunu belirtti.
“DEVLET DÜŞMANLIĞI DEĞİL, EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİ”
Kamuoyunda bu tür yapısal adımlara itiraz edenlere yönelik “devlet karşıtlığı” suçlamalarına da yanıt veren Binali Efe, meselenin kamusal haklar ile inanç bağımsızlığı arasındaki ince çizgi olduğunu vurguladı. Alevilerin bu ülkenin vergisini veren asli unsurları olduğunu hatırlatan Efe, laiklik ilkesine dikkat çekti:
“Bazıları meseleyi çarpıtıyor: ‘Siz devlet düşmanlığı yapıyorsunuz’ diyorlar. Hayır. Kimsenin devlete düşman olduğu yok. Aleviler bu ülkenin eşit yurttaşları ve asli unsurlarıdır. Vergisini veren, bedel ödeyen, bu ülkenin acısını da sevincini de yaşayan asli halklarından biridir. Ancak devlet başka şeydir, iktidar başka şeydir. Kamu hizmeti başka şeydir, inancı devlet çizgisine bağlamak başka şeydir.”
Cemevlerinin elektrik, su ve bakım gibi ihtiyaçlarının karşılanmasının devletin bir lütfu değil, eşit yurttaşlık hakkı olduğunu belirten Efe, inanç önderlerinin maaşlı memur haline getirilmesinin gerçek bir laiklik anlayışıyla bağdaşmayacağını ifade etti.
“PİRLİK MAKAMI DEVLET ATAMASIYLA OLMAZ”
Aleviliğin bürokratik kurumlara veya masa başı tanımlamalara sığdırılamayacak bir “yol” olduğunu söyleyen HBVAKV Döşemealtı Şube Başkanı, inancın özgül yapısının korunması gerektiğine vurgu yaparak şunları kaydetti:
“Alevilik bir bürokrasi değil, bir yoldur. Ocaktır. Erkândır. Rızalıktır. Hakikattir. Pirlik makamı devlet atamasıyla olmaz. Dedelik maaşlı memuriyet değildir. Ocaklar bürokratik dairelere bağlanamaz. Bugün bu sisteme karşı çıkanlara saldıranların önemli kısmı yıllardır Aleviliği kendi siyasal hesapları için kullanan çevrelerdir. Kimileri ‘Ali’siz Alevilik’, kimileri başka siyasi projeler üzerinden toplumu bölmeye çalışırken, bugün de başka bir kutuplaşma yaratılıyor.”
“TARİHSEL HAFIZA VE GELECEK KAYGISI”
Konuşmasının son bölümünde Kerbela’dan Dersim’e uzanan tarihsel süreçteki kırılma noktalarına atıfta bulunan Efe, Alevi toplumunun inanç özgürlüğüne yönelik müdahaleler karşısında her zaman direnç gösterdiğini ifade etti. Geleceğe yönelik iki farklı yol ayrımında olunduğunu belirten Efe, açıklamasını şu cümlelerle sonlandırdı:
“Ya ocak sistemiyle, pir-talip ilişkisi ile, özgür iradesiyle yaşayan bir Alevilik korunacaktır… Ya da maaşla, kadroyla, bütçeyle şekillenen ‘resmi bir Alevilik’ oluşturulacaktır. Bizim itirazımız işte bunadır. Alevilik hiçbir iktidarın arka bahçesi değildir. Alevilik devlet memurluğuna indirgenecek bir inanç değildir. Hakikat maaşla satın alınamaz. Ocaklar bütçeyle teslim alınamaz ve Alevilik hiçbir dönemde sarayın gölgesinde yol yürütmemiştir. Dersim’de verilen bu fotoğraf bu yüzden sadece bir toplantı değil; Alevi toplumunun hafızasında ciddi bir kırılma ve tartışma yaratacak tarihsel bir görüntüdür ve unutulmamalıdır: Alevilik bugüne kadar baskıyla da bitmedi, parayla da bitmeyecek. Bu böyle biline, böyle yazıla.”

Yoruma kapalı.