PİRHA- Siverek ve Maraş’ta okullarda yaşanan sarsıcı şiddet olayları, Türkiye’de “taklit şiddeti” ve “ergen radikalleşmesi” tartışmalarını alevlendirdi. Psikiyatr Uzman Doktor Azad Günderci, yaşananların münferit birer istisna değil, toplumsal öfkenin sinyali olduğu uyarısında bulundu: “Şiddet bir bulaşıcı duygu gibi yayılıyor; en zayıf halka olan gençler bu yükü taşıyamıyor.”
Türkiye, son aylarda daha önce ancak yurt dışı örneklerinde görmeye alışık olduğu “okul katliamı” girişimleriyle sarsılıyor. Önce Siverek’te, hemen ardından Maraş’ta meydana gelen ve failleri çocuk yaşta olan bu saldırılar, toplumsal ruh sağlığına dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Psikiyatr Uzman Doktor Azad Günderci, bu karanlık tabloyu besleyen faktörleri ve çözüm yollarını PİRHA’ya değerlendirdi.
“WERTHER ETKİSİ: ŞİDDET NASIL BULAŞIR?”
Siverek ve Maraş olaylarının ardı ardına gelmesini toplumsal bir “bulaşma” olarak nitelendiren Uzman Doktor Azad Günderci, literatürdeki Werther Etkisi’ne dikkat çekti. Günderci, şiddetin taklit edilme sürecini şöyle açıkladı:
“Literatürde ‘Genç Werther’in Acıları’ kitabı sonrası artan intiharlarla tanımlanan bu etki, bugün şiddet vakalarında karşımıza çıkıyor. Bir olay yaşandığında bu olay anlatıldıkça ve detaylandırıldıkça, zihninde benzer senaryolar kuran bireyler için ‘hazır bir yol haritasına’ dönüşüyor. Bu olaylar okulda meydana geldiği için, eğitim kurumları artık güvenli alan olmaktan çıkıp kaygı üreten merkezler haline geliyor. Bu da çocuklarda okul fobisi, anksiyete ve motivasyon kaybı gibi travmatik sonuçlar doğuruyor.”
DİJİTAL YALNIZLIK VE “KUTSANAN ŞİDDET” GRUPLARI
Maraş’taki 14 yaşındaki failin babasının silahlarını kullanması ve iyi derecede yabancı dil bilmesi gibi detaylar, “modern ergenlik” ve dijital radikalleşme tehlikesini de gündeme getirdi. Günderci, dijital dünyanın ergenler üzerindeki etkisini şu sözlerle değerlendirdi:
“Ergenlikte duyguları kontrol eden ön beyin henüz gelişimini tamamlamamışken, dürtüsel sistem çok güçlüdür. Pandemi sonrası artan dijital bağımlılık, gençleri sadece sosyal medyaya değil, şiddet içerikli video oyunlarına ve karanlık gruplara yöneltti. Özellikle İngilizce bilen gençler, yurt dışı kaynaklı ‘şiddeti kutsayan’ veya temel alan çetelerle temas kurabiliyor. Yalnızlık ve dışlanmışlık hissi yaşayan bir ergen için bu gruplar sahte bir aidiyet alanı sunuyor.”
MEDYAYA ÇAĞRI: FAİLİ DEĞİL, MAĞDURU KONUŞUN
Haberlerin sunum dilinin potansiyel failler için bir “davet” niteliği taşıyabileceğini belirten Günderci, medyaya yönelik bir eleştiri ve öneri seti sundu:
“Failin ismini, kullandığı silahları, hobilerini ve motivasyonunu detaylandırmak onu bir kahramana dönüştürebilir. Kendi varoluş çığlığını duyurmak isteyen bir genç için bu durum, ‘Ben de yaparsam benim de ismim bu kadar konuşulur’ düşüncesini tetikliyor. Medya, faili ön plana çıkarıp dramatize etmek yerine, hikayeyi mağdurlar üzerinden anlatmalı. Aksi halde bu yayınlar, şiddet planlayanlar için hazır birer senaryo hizmeti görüyor.”
“TÜRKİYE’DE FAY HATTI GENÇLERDEN GEÇİYOR”
Toplumdaki genel şiddet sarmalının ve tahammülsüzlüğün bir yansıması olarak bu olayların “beklenebilir” olduğunu ifade eden Günderci, Türkiye’nin ruh sağlığı tablosunun alarm verdiğini vurguladı:
“Şiddet sadece okullarda değil; trafikte, stadyumlarda ve evlerin içinde zaten vardı. Toplumu bir fay hattı olarak düşünürsek, bu hattın en zayıf ve kırılgan noktası maalesef gençlerdir. Ekonomik kriz, işsizlik, politik dilin sertliği ve silaha erişimin kolaylığı bu fay hattını zorluyor. Dünya ruh sağlığı raporlarında Türkiye’nin üst sıralarda olması bir tesadüf değil.”
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: SEVGİ TEMELLİ OTORİTE VE KORUYUCU RUH SAĞLIĞI
Doktor Azad Günderci, sadece olaylar olduktan sonra konuşmanın yetersiz olduğunu belirterek, devletin ve ailelerin atması gereken adımları şöyle sıraladı:
Önleyici Politikalar: Okullarda riskli bireyler sadece akademik değil, ruhsal olarak da takip edilmeli ve destek sistemleri kurulmalı.
Silahlanma Denetimi: Toplumdaki kontrolsüz silahlanmaya karşı acil ve katı uygulamalar hayata geçirilmeli.
Aile İçi Bağlar: Dijital bağımlılığın panzehiri derin duygusal bağlardır. Aileler, disiplini “sevgi temelli” bir otoriteyle kurmalı; ne tamamen sınırsız ne de aşırı otoriter olmalı.
Hizmete Erişim: Ruh sağlığı hizmetlerine ulaşım kolaylaştırılmalı ve psikiyatrik yardıma yönelik toplumsal damgalanma (stigmatizasyon) ile mücadele edilmeli.
Günderci, son olarak bir sağlık çalışanı olarak sorumluluklarının farkında olduklarını ve bu toplumsal nabzın uzmanlar tarafından daha fazla dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Bu bir süreç ve bu süreci ancak bilimsel ve önleyici yaklaşımlarla durdurabiliriz” dedi.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.