Alevi Haber Ajansi

68 Kuşağı devrimcilerinden İbrahim Çenet: Mücadele etmekten hiç usanmadık – VİDEO

PİRHA – 68 kuşağının önemli isimlerinden İbrahim Çenet, Amanoslar’ın isyancı geleneğinden Deniz Gezmişlerle olan hukukuna, cezaevi yıllarından Yılmaz Güney ve Yaşar Kemal ile olan dostluğuna dair konuştu. 1972’de Denizlerin idamını protesto ederken kollarını ve bacağını kaybeden Çenet, “Onlar bizi tutuklamaktan, biz de mücadele etmekten usanmadık” dedi.

Çukurova’nın, Amanos Dağları’nın yetiştirdiği devrimcilerden İbrahim Çenet, hem aile geçmişini hem de Türkiye’nin fırtınalı yıllarına dair tanıklıklarını PİRHA’ya paylaştı. Köklerinin Amanoslar’daki Ulaşlı topluluklarına dayandığını belirten Çenet, devrimci kimliğinin bu coğrafyanın isyancı ve bağımsızlıkçı ruhuyla şekillendiğini vurguladı.

“AİLEM OSMANLI’YA DA İŞGALCİYE DE BOYUN EĞMEDİ”

Ailesinin 1865 yılına kadar Osmanlı’ya karşı özerk bir yapıda yaşadığını, sonrasında ise zorunlu iskânla ovaya indirildiğini anlatan Çenet, bu tarihsel mirasın kendisini politik bir figür haline getirdiğini ifade etti:

“Amanos Dağları’ndaki Ulaşlı Türklerini 1865’e kadar ele geçirememişler. Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa vasıtasıyla bu bölge insanlarını ovaya indirmişler. Fransızlar bölgeyi işgal ettiğinde de ailem, Çenetler onlara karşı savaşmış, büyük fedakarlıklar göstermiştir. Dedem, babam ve abim politikti; dolayısıyla ben de politik oldum. Sol görüşleri bu uzun ailevi ve toplumsal gelenek dolayısıyla benimsedim.”

DENİZLERİN İDAM GECESİ ÖDENEN BEDEL

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yıllarında Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin ve Mahir Çayan gibi isimlerle yakın çalışan Çenet, 6. Filo protestolarından THKP-C’nin kuruluş aşamasına kadar birçok kritik süreçte yer aldığını belirtti. 6 Mayıs 1972 gecesinin hayatının dönüm noktası olduğunu söyleyen Çenet, o geceyi şu sözlerle anlattı:

“6 Mayıs 1972’de Denizlerin idam gecesinde sokaklara çıkmıştık. Güvenlik güçleriyle devrimcilerin çatıştığı o gecede yaralandım. İki kolumu ve bir bacağımı kaybettim. Yaralanmamıza rağmen bizi Selimiye Toplama Kampı’na götürdüler. 1974’te afla çıktık ama mücadelemiz bitmedi. Onlar bizi tutuklamaktan, hüküm vermekten usanmadı; biz de mücadele etmekten usanmadık.”

YILMAZ GÜNEY VE YAŞAR KEMAL İLE GEÇEN YILLAR

Cezaevinde Yılmaz Güney ile 1,5 yıl aynı koğuşta kaldığını belirten Çenet, Güney’in devrimcilere olan derin ilgisini anlattı: “Yılmaz Güney güzel bir insandı. Selimiye’de aynı koğuştayken bana ‘Kahraman Abi’ derdi. ‘İbrahim Kaypakkaya ve senin belgeselini yapmadan ölürsem, ölürüm’ derdi. Mahir Çayanları evinin çatısında saklayacak kadar yürekli bir adamdı.”

Yaşar Kemal ile olan hemşehrilik ve mücadele hukukuna da değinen Çenet, “Yaşar Kemal, Türkiye insanının önemli bir güzelliğidir. 1965’te TİP adayıyken tanışmıştık, asıl yakınlığımız 1975’ten sonra oldu. 2007’de akademimizle ona ‘Özgür İnsan Ödülü’nü vermiştik” dedi.

“SANAT DEVRİMCİLİĞİN VAZGEÇİLMEZİDİR”

Devrimciliği “yaşam, üretim, çalışma ve kültürün birleşimi” olarak tanımlayan Çenet, her devrimcinin bir miktar sanatçı olması gerektiğini savundu: “Sanat yaşamın parçasıdır. Nazım Hikmet, Abidin Dino, Yaşar Kemal… Bunlar hem büyük devrimci hem de büyük sanatçılardı. Biz de 2000 yılından beri Anadolu Halk Bilim Kültür Akademisi olarak Özgür Film Festivali yapıyoruz, dergiler çıkarıyoruz. Hiçbir bankadan, zenginden veya devletten destek almadan, gönüllü insanların katkılarıyla bir ‘Yerel Halk Üniversitesi’ gibi çalışıyoruz.”

“BİN ÇİÇEKLİ BAHÇE: KARDEŞÇE YAŞAM”

Türkiye’nin çok kültürlü yapısını “bin çiçekli bahçe” olarak niteleyen İbrahim Çenet, toplumsal barışın emek ekseninde kurulması gerektiğini belirtti: “Ülkemiz Kürtlerden Arnavutlara, Lazlardan Araplara kadar 20’nin üstünde halkın yaşadığı bir mozaiktir. Emek ekseninde birlikte mücadele etmeliler. En küçük kültürel yapıların bile kültürel özerkliği savunulmalı. İnsanların Türkiye içinde sosyalist anlayışa saygılı olarak kardeşçe yaşamaları bizim dileğimiz ve karakterimizdir.”

Cevahir FINDIK/OSMANİYE

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.