PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Suriye’ye ilişkin Meclis’te yaptığı konuşmada barış vurgusu yaparak “Bu Meclisin görevi toplumu ayrıştırmak değil, birleştirmektir; inançları karşı karşıya getirmek değil, yan yana getirip yaşatmaktır” dedi. Fırat, Suriyeli Kürt ve Alevilerle olan akrabalık ilişkisine de değinerek “Cihatçı karanlık yapılar hiçbir zaman bizim akrabamız olmadı, olmayacaktır” sözlerini ekledi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’de HTŞ tarafından sürdürülen saldırılara ilişkin Meclis Genel Kurulunda söz aldı. Fırat, yüzyıllardır Orta Doğu’da din adına büyük acılar yaşandığının altını çizdi.
Suriye’de din ulemaları tarafından savaşa dair çağrı yapıldığını hatırlatan Fırat, “Oysa insanlığın ortak vicdanında adalet, merhamet en temel değerdir. Hiçbir kutsal söz, masum bir canın katledilmesini, bir kadının onurunun çiğnenmesini, bir çocuğun öldürülmesini meşrulaştıramaz. Şunu da açıkça söylemeliyiz: Din, şiddetin gerekçesi olamaz, inanç insanı incitmenin aracı olamaz” dedi.
“SAVAŞIN DİLİ GÜÇLENİRSE HERKES KAYBEDER”
Milletvekili Fırat, bütün etnik grupların, inançların beraber yaşayabilecekleri bir Suriye’ye destek olunması gerektiğini söyleyerek şu konuşmayı yaptı:
“Kan, gözyaşı yüzyıllardır o topraklarda eksik olmadı, artık hep beraber buna “Dur!” diyelim. Bunun da koşulu herkesin kimliğine, diline, inancına değer verip sahip çıkmakla mümkündür; bunu da hep beraber başarabiliriz.
Hemen yanı başımızda büyük acılar yaşanıyor, bu halkımızın da yüreğini yakıyor çünkü oradakiler akrabalarımız. Türkiye ve bize düşen de yeni düşmanlıklar üretmek değil, diyalog kanallarını açık tutmak, komşu halklarla karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler kurmaktır. Unutmayalım ki, güvenlik yalnızca askerî yöntemlerle değil, adaletle, eşitlikle, karşılıklı anlayışla anlaşılır. Bu coğrafyada barışın dili güçlenirse herkes kazanır, savaşın dili güçlenirse herkes kaybeder.
Türkiye’de iç barışı tesis etmeye çalıştığımız bugünlerde “kardeş” dediğiniz bir halkın haykırışlarını duymamak kimseye bir şey kazandırmayacaktır, tam tersine herkese acılar yaşatacaktır. Suriyeli Kürtler ve Aleviler bu ülke halklarının da akrabalarıdır. Cihatçı karanlık yapılar hiçbir zaman bizim akrabamız olmadı, olmayacaktır.
Biz Alevilerde bir söz vardır. ‘Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak.’ O söz yalnızca bir kelime değil, bütün insanlığa ait bir vicdanın çağrısıdır.
Kerbelâ’dan beri bildiğimiz çok temel bir hakikat vardır:
Zulüm kimden gelirse gelsin, yapılırsa yapılsın zulme ‘Dur’ der ve adalet kimlik sormaz. Bugün Orta Doğu’da, Kürtler, Ezidiler, Aleviler, Hristiyanlar aynı acıyı yaşıyor, aynı göç yollarına düşüyor, aynı toprakta çocuklarını toprağa veriyor.
Bu vicdan mıdır, bu adalet midir? Bu Meclisin görevi toplumu ayrıştırmak değil, birleştirmektir; inançları karşı karşıya getirmek değil, yan yana getirip yaşatmaktır.
“MAZLUMUN OLDUĞU YERDE DURALIM”
DEM Partili Fırat, nefret dilinin büyük acılara yol açacağını vurgulayarak Meclis Genel Kuruluna şu sözlerle seslendi:
“Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Roboski’de, Halepçe… Bu acıların bir daha yaşanmaması için dilimize, üslubumuza hep birlikte dikkat etmeliyiz. İnanç öldürmek için değildir, yaşatmak içindir, inanç bölmek için değil, birleştirmek içindir. Yaratıcının adı şiddetin değil, merhametin yanında anılmalıdır.
Âşık Veysel’in bir dörtlüğüne hep beraber kulak verelim:
“Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi.’
‘Bizim davamız insanlık davasıdır.’ der Âşık Veysel. Hızır ayına girdiğimiz bugünlerde mazlumun yanında durmak, darda kalana yetişmek, zulmün karşısında susmamak gücü değil hakkı gözetmek Hızır olmanın özüdür. Alevi yolunda Hızır aklın, vicdanın, merhametin ortak sesidir. Bir kapıyı çalarken erdem, bir lokmayı paylaşırken adalet, haksızlık karşısında cesarettir.
Esas olan, insanın kendi içindeki sağduyuyu diri tutmasıdır. Hızır, en çok insanın insana iyi olabildiği yerdedir, vicdanındadır. Biz de mazlumun olduğu yerde duralım diyorum. Bu ülkenin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey öfke değil sağduyu, ayrışma değil ortak akıldır. Sorunları bağırarak değil konuşarak, düşmanlaştırarak değil birlikte muhabbet ederek çözebiliriz. Birliğe, adalete, insan onuruna dayanan ortak akıl etrafında buluşmak artık bir tercih değil zorunluluktur. Hızır hepimizin yardımcısı olsun.”
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.