Alevi Haber Ajansi

Turabi Saltık: Aleviliğin merkezi Dersim’dir, düşürmek istiyorlar!-VİDEO

PİRHA-Yazar Turabi Saltık, Alevilikte ocak sisteminin binlerce yıldır var olduğunu vurgulayarak, “Ocaklar elzemdir. Pir-talip ilişkisi ocaklarda kurulmalı, sorunlar giderilmeli, Yol sürdürülmelidir” dedi. ‘Dedeler Zirvesi’nin Dersim’de yapılmasını, “Dersim’i düşürmek istiyorlar” diyerek açıklayan Saltık, ‘Büyük Kurultay’ çağrısında bulundu.

30 Kasım 1925’te çıkartılan, 13 Aralık 1925 yürürlüğe giren Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına dair 677 Sayılı Kanunla: Alevi ocakları ve dergahları kapatıldı. Alevi Bektaşilerin Pirlik, Mürşidlik, Dedelik, Babalık ve Çelebilik gibi unvanları ve de Alevi inancı (öğretisi) yok sayılıp yasaklandı. Alevi pirleri inançlarının gereklerini yerine getirdikleri için baskıya, katliama maruz kaldı. Dergahlardan bazıları müzeye çevrilerek (Hacı Bektaşi Veli Dergahı gibi) bazıları ticari işletme statüsünde tekrar Alevi derneklerine kiralanarak (Karaca Ahmet Dergahı gibi) bazıları da üstüne siyasi partilerin ilçe binaları inşa edilerek (Karaağaç Tekkesi gib) hiçleştirildi.

Son olarak Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde Alevi toplumunun “Alevi Diyaneti” olarak tarif ettiği Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Tunceli Valiliği ile birlikte 130 dede ile ‘Dedeler Zirvesi’ yaptı. Yapılan toplatıya tepkiler yükselirken, ocak evlatlarının bu ve benzeri toplantılarda yer alması tartışmaları da beraberinde getirdi.

Alevi inancının ve toplumsallığının merkezinde yer alan ‘Ocak Sistemi’, ‘Rızalık’, ‘Pir-Talip ilişkisi’nin yeniden tartışılmasına da yol açtı.

Yazar Turabi Saltık ile, ‘Ocak Sistemi’ ve ‘Pir-Talip ilişkisi’ne dair konuştu.

“OCAKLAR BİN YILLARDIR BU TOPRAKLARDA VAR”

PİRHA: Alevi öğretisinde ve toplumsallığında ‘Ocak Sistemi’nin yeri nedir? Günümüzdeki karşılığı nedir? 

Turabi Saltık: Alevi toplumu en uzak geçmişinden günümüze kadar Alevi yolu ve süreğini ocaklar ve dergâhlar yoluyla sürdürdü ve bugüne kadar getirdiler. Ocakların temeli Pir-Talip ilişkisi üzerinden yürütülmüştür. Ocaklar tarihin belli zamanlarında 4-5 sefer yıkıldı, kuruldu, dağıldı. Savaş, sürgün, göç benzer dayatmaların etkisinde kalarak dağıtıldı.

Talipler sürgünlerle farklı coğrafyalara gidince pirlerde taliplerin doğum, yaşam, hakka yürüme hizmetlerini yerine getirmek için taliplerle birlikte taliplerin savrulduğ,u dağıtıldığı, sürgün edildiği topraklara dağıldı.

Aleviler dünyanın bir çok coğrafyasına dağıldı. Dağılınca ocakları da oraya gitti. Dolayısıyla da ocakların temeli semavi dinlerden önce vardı. İşte bugün Göbeklitepe’ye baktığımızda 10-12 bin yıl geriye gidiyor. Birinci sav bu.

İkinci görüş, ocakların Ali’nin evlatları zamanında oluşturulduğu.

Üçüncü görüş ocakların Hacı Bektaşi Veli ve Anadolu erenlerinin Anadolu’ya gelişiyle birlikte 11., 12. yüzyılda kurduğudur.

Dördüncü görüş ise Şah Hatayi döneminde kurulduğudur.

Temelinde bu dört görüş var. Ama bu görüşler içinde benim kanaatim, ocakların semavi dinlerden çok daha eskiye dayandığıdır.

Ocaklar dörde ayrılır. Mürşid Ocağı, Pir Ocağı, Rehber Ocağı, Düşkün Ocağı. Bu ocakların hiçbiri diğer ocaktan üstün değildir. Ocakların kendi içinde hiyerarşisi, otokontrollüdür. Pir-mürşit-rayber-talip ilişkisi otokontrollü yapılır. Bağlanan ocak, mürşit ocağıdır, Bağlı ocak pir ocağıdır. Her ocak, bir başka ocağın talibidir. Yani Alevilikte yol sürdürürken pir de olsa, talip de olsa hepsi taliptir. Ocak da taliptir. Bir ocak, bir diğer ocağa bağlıdır.

Dolayısıyla da ocaklar da Pirlik, mürşidlik, taliplik böyle ortaya çıkmıştır. Ama ocakzadeler çoğalmıştır. Bu doğaldır. Evrimleşme, üreme, çoğalma yoluyla ocakzadeler çoğalmıştır. Ama bu bir ocağın içinde her birey pirlik yapamaz. Pirlik yapabilmenin de yolu, koşulları vardır.

Bizim ocaklarımız temelinde 12 baş ocaktır.

Bu 12 baş ocağın Anadolu’da tarihsel mekanı tarihi Dersim coğrafyasıdır. 1400’lü yıllara gelince Dersim’deki saldırılar sonucu 2 Ocak yine taliplerin başında başka coğrafyaya gidiyor. Örneğin Abdal Musa Ocağı diyoruz. Abdal Musa Ocağı Dersim’den Antalya’ya gidiyor. Antalya Elmalı Tekke’de dergâhını oraya kuruyor. Ama Abdal Musa’nın babası Dersim’de yerleşiktir. Daha sonra bugünkü Pülümür’de Hasan Gazi diye bir köyümüz var. Bu köy çok tarihi bir köydür, eskidir. Hasan Gazi, Abdal Musa’nın babasının ismidir.

Diğer iki ocağımız da İstanbul’a gidiyor. Bunlar Şahkulu ve Karacaahmet Ocağı’dır. Geri kalan bu 12 Ocağın 3’ü Dersim coğrafyasında ayrılınca diğer 9 Ocak Dersim’de bugün yerleşiktirler.

Alevi öğretisi hukuklu bir toplumdur. Dar-ı Mansur’dur. Alevilikte hukuk Dar-ı Mansur’la yürür. Cinayet yoktur. Öldürme yoktur. Hapishane yoktur. Cezaevi yoktur. İdam yoktur. Çünkü insan yaşamı merkezindedir. Dolayısıyla da Alevilik komüncü bir geleneğe sahiptir ve insanı merkeze almıştır.

Sarısaltık Ocağı’nın bir mensubuyum. Her Sarısaltık’lı pirlik yapamaz. Yapabilmesi için o ocaktan ocağın büyüğünden el alması, himmet alması lazım, yetişmesi lazım. Pir kendini Alevi Yol’u, süreği ve Alevi erkanıyla donatması lazım. Bu anlamda entelektüel olması, bilinçli olması, toplumsal sorunlara vakıf olması, topluma önderlik edebilecek, kanaat önderliği yapabilecek, cemaat ehli olacak, toplumu çekip çevirecek ve dinleyeni, dinletenini olacak biri olmalı.

Böyle olunca her ocakzade pirlik yapamaz. Biz bugün bakıyoruz herkese dede deniyor, pir deniyor. Öyle değil. Bir cem yürütemez, cem bağlayamaz. Ne yapar? Küçük şeyler yapabilir. Örneğin, talibe gider, gülbengini verir ama o bir posta oturma, bir ocağı temsil etme yetkisine sahip değildir.

“PİR-TALİP İLİŞKİSİ OCAKLARDA KURULMALI”

-El verme ve rızalık Alevi inancının temelini şekillendiriyor. Toplumsal ve sosyal örgütlenmesini bu temel üzerine kuruyor. Binlerce dedenin olması bu rızalığı nereye koyuyor? Burada bir aşınma durumu söz konusu mu? Talibini tanımayan pir, pirini tanımayan talip var. Bu rızalık nasıl alınacak, nasıl oluşacak? 

Turabi Saltık: Rızalık alıp vermek ocakta başlar, talibe yönelir. Talip pir arasındaki ilişkide de rızalık alınır, rızalık verilir. Bir ceme pir otururken, bir posta otururken bile o cemde bulunan halkın, topluluğun içine girer. Önce kendi özünü dara kaldırır. Eğer ki orada rızalık alırken, bir tek canımız dahi onda razı değilse o cemi bağlayamaz. Tak ki onu ikna edene kadar, rızalığını alana kadar. Ama bugün öyle mi? Öyle değil. Rızalık yok. Rızalık olmayınca da pir-talip ilişkisi bitti.

Pir-talip ilişkisi ocaklarda kurulmalı. Ocaklar elzemdir. Pir-talip ilişkisi üzerinden sorunlar giderilmeli, yol sürekli sürdürülmeli. Toplumsal erkan, cemler, semahlar, yol düşkünlüğü gibi Aleviliğin yaşamı boyunca uyması gereken kuralları kendi ocağının pirleriyle, mürşidiyle çözmeli. Yoksa derneklerin disiplin kurullarıyla yürünmez, yürümediğini de görüyoruz işte.

“MAAŞ ALAN DEDE TOPLUM İÇİNE ÇIKAMAZ”

-Devlet Alevilerin sorunlarını çözmek, Aleviliği tanımak,eşit yurttaşlık haklarını vermek yerine Kültür Bakanlığı altında bir başkanlık kurdu. Bu başkanlık son olarak 4-5 Mayıs Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde ‘Dedeler Zirvesi’ yaptı. Dedelerin orada olmasını nasıl görüyorsunuz?

Bu konunun evveliyatı da var. Yıllar önce cemevleri üzerinden İzzettin Doğan ve çevresi sürekli devletle temas halindeydi. İzzettin Doğan, Aleviliği Kültür Bakanlığı’na, Diyanet’e bağlanması için çalıştı. Ama Diyanet ve çevreleri, devlet Aleviliği inkâr ettiler. Sadece inkâr etmekle kalmadılar, asimilasyon politikalarını sürdürdüler.

Günün sonunda Aleviliği Kültür Bakanlığı altında bir masaya bağladılar. Bir takım yol düşkünü diyebileceğimiz kendine dede dediğimiz kişiler de gitti. Alevilerin eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olması gibi taleplerinin kabulü yerine 3-5 masa, sandalyeye, maaşa tamah eden bir noktada duruyorlar.

Şimdi ‘Dedeler Zirvesi’ne gidenler ‘maaş bağlansın’ taleplerini orada da dillendirdiler. İşte o sözünü ettiğimiz rızalık almayan, yetişmeyen, donanımlı olmayan pirler, dedeler, ocakzadeler oraya tama etti, gittiler. Biz biliyoruz ki maaşla dedelik yapılmaz. Maaş alan dede olmaz. Pir bugüne kadar çıralıklarla Yol’u sürdürmüş, bugüne getirmiştir.

‘Dedeler Zirvesi’ne gidip ‘maaş bağlansın’ diyenlere karşı olan pirlerimiz var.

“DERSİM’İ DÜŞÜRMEK İSTİYORLAR”

-Dersim’de olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Turabi Saltık: Aleviliğin merkezi Dersim’dir. Dersim’i düşürmek istiyorlar. Dersim Aleviliğin bin yıldır Aleviliğin merkezidir.

Önce Dersim’de çeşitli çalışmalar yaptılar. Köylere kadar cemevi açtılar, ilçelere girdiler. Geçmişte Düzgün Baba’da, Hozat’ta, Sarısaltık’ta benzer şeylerle siyasal iktidarla temasında olan, düşkün sayabileceğimiz insanları yanına aldılar.

Dersim’de 4 Mayıs bizim için bir kara gündür; soykırımın, katliamın günüdür. Böyle bir günü bilinçli bir şekilde seçtiler. Oradaki üniversite çevresiyle, valilik çevresiyle, AK Parti iktidarıyla birlikte Dersim’e yöneldiler. Çünkü biliyorlar ki Anadolu’da Dersim ayakta kaldı. Dersim’i düşürürsek bütün Anadolu’da Aleviliği de düşürürüz.

Ben de bir Ocakzade olarak bu anlayışı şiddetle kınıyor, protesto ediyorum.

Devlet bu inatla bir yere gidemez. Geçmişte 300 tane dede topladılar, hacca götürmek istediler, bulamadılar. Başarılı olamadılar, başarılı da olamayacaklar. Çünkü Aleviliğe ters. Kendini parçalasalar da, maaş da verseler Alevilik maaşla yürümez. Maaş alan dede toplum içine çıkamaz. Toplumun rızalığını alamaz. Toplumun evine, talibin evine gidip o helal lokmayı da yiyemez.

Yol, ikrar, Dar-ı Mansur’u rızalıkla getirmiştir. Ocak, Talip, Pir, Müşfik ilişkisiyle sürdürmüştür. Böyle devletin kanatlarının altına girerek bu şekliyle bir Alevilik yürümez. O Aleviler de Alevilerin nazarında yol düşkünü olabilecek düzeye gelmiş insanlardır.

“BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI YAPILMALI”

-Alevi kurumları, bu toplantıya tepkilerini dile getirdiler. Bu tür oluşum ve politikalara karşı ne yapılmalı?

Turabi Saltık: Alevi örgütlerine, federasyonlarına ve tüm Alevi toplumuna, Alevi entelektüellerine, yazarlarına, aydınlarına, gazetecilere, sanatçılara görev düşüyor.

Diyanet’ten pay isteyenler var. Paysa bu cumhuriyet kurulurken Alevilerin temel malı, mülkü parasıyla kuruldu. Biz borcumuzu böyle almayız. Dedelere maaş olarak değil. Biz eğer ki para alırsak da köylerimizi yaparız, köprülerimizi yaparız, boşaltılmış köylerimiz var, yollarımız var, çeşmelerimiz var, okullar açarız, kültür merkezleri açarız, kütüphaneleri açarız, tarih çalışmaları yaparız. Biz belgesel, sinema, film çalışmaları yaparız. Yoksa dedeye tutup imam gibi maaş verdiğin zaman o dede olmaz, imam olur, müftü olur. Bunun da toplumda karşılığı olmaz.

Bin yıldır her türlü baskı, şiddet, sürgün ve katliamlara rağmen Alevilik düşürülmedi. Bugüne kadar geldi. Kim üzerinden geldi? Ocaklar üzerinden, dergahlar üzerinden geldi. Pir, Talip ve Ocaklar üzerinden geldi. Rızalık kültürüyle getirdiler.

Bugün de bana göre Alevi Pirleri, Alevi Ocakları, alanında entelektüelleri, sanatçıları, yazarları, araştırmacıları, örgütleri, cemevleri bir araya gelmeli, günlerce sürecek büyük bir kurultay yapmalı. Tıpkı, eee, 11., 12. yüzyılda yapıldığı gibi bir kurultay yapılmalı. Bu kurultayda Aleviliğin yarını nasıl olmalı? Alevilik yarına nasıl taşınmalı? Yaşayan bir Alevilik var. Yarına nasıl gider? Alevi hareketi, Alevi pirleri, Alevi örgütleri, yarını nasıl okuyacak? Savaşları nasıl okuyacak? Dünyayı nasıl okuyacak? sorularına cevap bulunmalı. Kurultayda kararlar alınmalı. Bu kararlar tabana örgütler aracılığıyla, pirler aracılığıyla, talipler aracılığıyla yansıtmalı. Ciddi bir çalışma içine girilmeli.

Dünya 8 milyar nüfusa ulaştı. Bu 8 milyar insandan Alevileri kaç milyar insan tanıyor? 1 milyar insan tanıyor mu? Alevilerin Birleşmiş Milletler’de, insan hakları kuruluşlarında, uluslararası mahkemelerde, sorunlarını gündeme getiriyor mu?Tüm bunların olması için Dünya Alevi Birliği oluşturmalı.

Aleviler böyle bir yol almalılar. Bu gidişe dur demeli. Aksi tatilde Aleviliğin içi boşaltıldı. Cemevlerin içi boşaltıldı. Cemevlerinde kitle kalmadı. Gençlik kalmadı. Kadın kalmadı.

Alevilik geleceğe taşınmalı. Yarınki Alevilik ancak böyle kitlelerle, pir, talip, ocak, dergâh rızalığıyla yarına taşınır.

Diren KESER/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.