PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi mahalleleri/köyleri sınırlarında bir taş ocağı açılmasına tepki göstererek, “Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır devam eden göçün, 6 Şubat depremlerinin ardından daha da arttığı bilinmektedir. Bakanlığınız, bölgede planlanan taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?” diye sordu.
Maraş’ın Cennetpınar (Uson) ve Bayramgazi (Şoquliyon) köylerinde taş ocağı açılmak isteniyor.
Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi mahalleleri/köyleri sınırlarında bir taş ocağı ve buna bağlı arama faaliyetleri yürütülmek istendiği yönünde bölge halkının ciddi endişeleri bulunuyor.
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Kürt Alevi köylerine taş ocağı açılma girişimini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplandırılmasını istemiyle sorular sordu.
“BÖLGE YER ALTI SU KAYNAKLARI BAKIMINDAN DA HAYATİ ÖNEME SAHİP BİR ALANDIR”
Yerel halkın aktardığı bilgilere göre yaklaşık 100 hektarlık (1.000 dönüm) alan için arama ruhsatı alındığı, bölgede sondaj ve karot çalışmalarına başlanması planlandığını belirten Kordu, “Söz konusu alanın çevresinde yaklaşık 1.500 dönümlük verimli tarım arazisi, zeytinlikler, küçükbaş hayvan çiftlikleri dahil çeşitli hayvancılık faaliyetleri ve kırsal yaşam alanları bulunmaktadır. Bölge sakinleri, yapılması planlanan faaliyetlerin tarımsal üretime, su kaynaklarına, mera alanlarına, biyolojik çeşitliliğe ve yaşam alanlarına zarar vereceğini ifade etmektedir. Bölge yer altı su kaynakları bakımından da hayati öneme sahip bir alandır” dedi.
“İZİN VERİLMESİ KAMU YARARI İLKESİYLE BAĞDAŞMAMAKTADIR”
Ayrıca söz konusu bölgenin, 6 Şubat 2023 depremlerinde en ağır yıkım ve tahribatın yaşandığı yerlerin içerisinde yer aldığını vurgulayan Kordu, “Deprem sonrası kırılganlığı artan bu coğrafyada yapılacak çalışmaların çevresel etkilerinin yanı sıra jeolojik güvenlik açısından da ciddi riskler doğurabileceği yönündeki kaygılar bilimsel olarak incelenmeden herhangi bir faaliyete izin verilmesi kamu yararı ilkesiyle bağdaşmamaktadır” diye belirtti.
“Yerel halkın yoğun ve haklı itirazları sonucunda sondaj çalışmaları geçici olarak bir hafta ertelenmiş olsa da bu durum kalıcı bir çözüm sunmamaktadır” diye Kordu, şunları belirtti:
“KÜRT ALEVİ YERLEŞİMLERİNİN BULUNDUĞU BİR COĞRAFYANIN PARÇASIDIR”
“Büyük çaplı yarma, sondaj ve karot gibi detay arama faaliyetleri için “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) raporu alınması yasal bir zorunluluktur. ÇED süreci işletilmeden ve bölgenin ekolojik, jeolojik, tarım ve hayvancılık dinamikleri gözetilmeden ruhsat tanzim edilmesi hukuka, kamu yararına ve çevre mevzuatına açıkça aykırıdır.
Bunun yanı sıra söz konusu bölge, Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinin bulunduğu bir coğrafyanın parçasıdır. Bu hatta uzun yıllardır ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerle yaşanan göç olgusu, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından daha da hızlanmıştır. Bölge halkının kendi köylerinde ve yaşam alanlarında kalabilmesini sağlayan en temel unsurlardan biri verimli tarım arazileri, hayvancılık faaliyetleri ve doğal kaynaklara dayalı kırsal üretim imkânlarıdır. Tarım alanlarını, meraları, su kaynaklarını ve ekolojik yaşamı tehdit eden madencilik ve taş ocağı faaliyetlerinin yaygınlaştırılması; bölge halkının geçim kaynaklarını zayıflatma, kırsal yaşamı sürdürülemez hale getirme ve göçü daha da derinleştirme riski taşımaktadır. Bu durum yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda bölgenin demografik yapısını etkileyen, kırsal alanların insansızlaşmasına yol açabilecek ciddi bir sosyal ve ekonomik mesele olarak değerlendirilmelidir.”
DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Kurum’un yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:
-Maraş’ın Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) mahalleleri/köyleri civarında yürütülmesi planlanan arama ve/veya taş ocağı faaliyetlerine ilişkin Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde verilmiş herhangi bir çevresel izin, uygunluk görüşü veya değerlendirme kararı bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa bunların kapsamı nedir?
-Söz konusu ruhsat sahasının çevresinde yer alan tarım arazileri, zeytinlikler, mera alanları, hayvancılık faaliyetleri, su kaynakları ve yerleşim alanları bakımından herhangi bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?
-Bölgede planlanan sondaj, karot ve yarma çalışmalarının kapsamı nedir? Bu faaliyetlerin yalnızca sınırlı teknik arama faaliyetleri kapsamında mı değerlendirildiği, yoksa ileri aşama arama ve işletme faaliyetlerine hazırlık niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
-Ruhsat sahasında veya ilerleyen süreçte gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin işletilmesi gerekip gerekmediği konusunda Bakanlığınızın görüşü nedir? ÇED süreci işletilmeden kapsamlı sondaj, yarma veya detay arama çalışmalarına izin verilmesi mümkün müdür?
-6 Şubat depremlerinden etkilenen bu bölgede, jeolojik riskler, yer altı su rejimi ve deprem sonrası çevresel hassasiyetler dikkate alınarak herhangi bir bilimsel inceleme veya risk analizi yapılmış mıdır? Yapılmışsa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?”
-Bölge halkının yoğun itirazları, açılan davalar ve yürütmenin durdurulması talepleri dikkate alınarak; söz konusu faaliyetlerin durdurulması veya yeni izin süreçlerinin askıya alınması yönünde Bakanlığınız tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmakta mıdır?
-Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır devam eden göçün, 6 Şubat depremlerinin ardından daha da arttığı bilinmektedir. Bakanlığınız, bölgede planlanan taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?
-Bölge halkının başlıca geçim kaynaklarını oluşturan verimli tarım arazileri, zeytinlikler, meralar ve hayvancılık faaliyetlerinin zarar görmesi halinde ortaya çıkacak ekonomik kayıplara ilişkin Bakanlığınız tarafından herhangi bir analiz yapılmış mıdır? Söz konusu faaliyetlerin yerel halkın geçim kaynaklarını ortadan kaldırarak kırsal alanların insansızlaşmasına yol açma riski konusunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?”
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.