PİRHA- İstanbul’da milyonlarca insan güne başlarken, kentin başka bir köşesinde mesaisi çoktan başlayan insanlar var. Kağıt, plastik ve metal atıkları toplamak için sokak sokak dolaşan geri dönüşüm işçileri, hem şehrin atık yükünü azaltıyor hem de kendi hayat mücadelelerini sürdürüyor. Kadıköy sokaklarında konuştuğumuz Veysi Kesik ve Ahmet Kemik, sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar süren çalışmalarını, karşılaştıkları önyargıları ve görünmeyen emeklerini anlattı.
KADIKÖY UYANMADAN BAŞLAYAN MESAİ
Kadıköy’de kafeler kepenklerini açmadan, kaldırımlar kalabalıklaşmadan ve işe yetişen insanlar sokakları doldurmadan önce Veysi Kesik çoktan yola çıkıyor.
Elindeki araba, büyük çuvallar ve gün boyunca arayacağı kağıt ile plastikler onun çalışma düzeninin bir parçası.
Onun mesaisi saatle değil, sokakta bulduğu atıkla ölçülüyor.
“Sabah 08.30-09.00 gibi başlıyoruz” diyor Kesik. “Kağıt ve plastikleri topluyoruz. Sonra tartıyoruz, ayırıyoruz, aracı doldurup Ferhatpaşa’ya götürüyoruz. Boşalttıktan sonra tekrar çıkıyoruz.”
Bu döngü çoğu zaman gece yarısına kadar sürüyor.
Çünkü bu işte belirlenmiş bir mesai bitişi yok.
“Bu işin saati yok, yeri yok.”
“SAHAYA ÇIKIYORUZ, YOL NEREYE GÖTÜRÜRSE ORAYA GİDİYORUZ”
Veysi Kesik’in çalışma düzeninde sabit bir rota bulunmuyor. Onun güzergâhını sokaklar ve o gün karşısına çıkan atık miktarı belirliyor.
“Sahaya çıkıyoruz, yol nereye götürürse oraya gidiyoruz. Bazen Rasimpaşa, bazen Hasanpaşa, bazen Kadıköy merkez… Nerede iş varsa oraya yöneliyoruz.”
Gün boyunca kilometrelerce yol yürüyen Kesik, topladığı her kağıt ve plastik parçanın kendi yaşamına dönüşen bir değer taşıdığını söylüyor. İnsanların gözden çıkardıkları şeyler, onun için evine götüreceği kazanç anlamına geliyor.
Kesik bu işe 2009 yılında başlamış. Sekiz yıllık eğitim hayatının ardından çalışma yaşamına atılan Kesik için geri dönüşüm işçiliği, yıllardır ailesinin geçimini sağladığı bir meslek haline gelmiş.
“BAZILARI YANIMIZDAN GEÇERKEN BURUNLARINI KAPATIYOR”
Geri dönüşüm işçileri için zorluk yalnızca uzun çalışma saatleri ve ağır yük taşımaktan ibaret değil. Sokakta karşılaştıkları bakışlar da günlük hayatlarının bir parçası.
Kesik, bazı insanların kendilerine karşı küçümseyici davrandığını anlatıyor.
“Yanımızdan geçerken burunlarını kapatanlar oluyor. Bunu özellikle gösterecek şekilde yapanlar da var.”
Ancak onu en fazla rahatsız eden konu, yaptıkları işle ilgisi olmayan suçlamalar.
Evlerden ya da işletmelerden gelişi güzel bırakılan çöplerin yarattığı dağınıklığın çoğu zaman kendilerinin üzerine kaldığını söylüyor.
“İnsanlar çöpünü konteynıra yetiştiremiyor, yere atıyor. Sonra dönüp bizi suçluyorlar.”
AHMET’İN GENÇ YAŞTA BAŞLAYAN SOKAK HİKAYESİ
23 yaşındaki Ahmet Kemik’in hikâyesi ise genç yaşta başlayan bir çalışma hayatını anlatıyor. 18 yaşında geri dönüşüm işine başlayan Kemik, bu mesleği “babadan oğula geçen bir iş” olarak tanımlıyor.
Urfa’dan İstanbul’a gelen Kemik, bugün Kadıköy’ün en hareketli bölgelerinde çalışıyor. Fenerbahçe, Bağdat Caddesi ve Caddebostan hattında gün boyunca yürüyor. Kaç kilometre yol kat ettiğini ise kendisi de bilmiyor.
“Bazen o kadar çok yürüyoruz ki ne kadar olduğunu hesaplayamıyoruz.”
Kemik için işin en zor taraflarından biri ise hava koşulları.
“Yazın sıcağında, kışın soğuğunda çalışıyoruz. Ama çalışmak zorundayız.”
“BİR HIRSIZLIK OLSA ÖNCE BİZİ ARIYORLAR”
Geri dönüşüm işçilerinin karşılaştığı sorunlardan biri de güvenlik olaylarında üzerlerine yönelen şüphe.
Kesik, çevrede yaşanan bazı hırsızlık olaylarında ilk akla gelen kişilerin kendileri olduğunu söylüyor.
“Yol demiri, rögar kapağı gibi bir şey çalınsa önce buraya geliyorlar. Depoyu kontrol ediyorlar. Her yeri temizleyip fotoğraf çekiyoruz. Bir şey çıkmayınca konu kapanıyor.”
Yıllardır aynı işi yapan Kesik’e göre en ağır yüklerden biri de emeklerinin çoğu zaman görülmemesi.
“KAĞIDI VE PLASTİĞİ AYRI BIRAKSALAR İŞİMİZ KOLAYLAŞIR”
Veysi Kesik ve Ahmet Kemik’in mahalle sakinlerinden büyük bir beklentisi yok. İstedikleri tek şey, geri dönüştürülebilir atıkların diğer çöplerden ayrılması.
Ahmet Kemik bunu şöyle anlatıyor:
“Poşetleri konteynırın yanına ya da üstüne bıraksalar bizim için çok daha kolay olur.”
Basit görünen bu davranışın kendileri için büyük bir kolaylık sağladığını belirtiyorlar. Daha az zaman kaybı, daha az uğraş ve daha fazla toplanabilir malzeme anlamına geliyor.
SOKAKLARDA BÜYÜYEN ÇOCUK İŞÇİLER GERÇEĞİ
Kadıköy sokaklarında yapılan gözlemler, geri dönüşüm sektörünün en ağır gerçeklerinden birini de ortaya koyuyor: çocuk işçiliği.
Atık toplayan gruplar arasında yaşlarının 12 ile 16 arasında olduğunu söyleyen çocuklara rastlandı.Bazı noktalarda geri dönüşüm arabalarının yanında çalışan çocukların henüz çok küçük yaşlarda olduğu görüldü.
Türkiye’de çocukların çalışma koşulları yasalarla sınırlandırılmış durumda. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre 15 yaşını doldurmamış kişilerin çalıştırılması kural olarak yasak. Daha küçük yaş grupları için ise yalnızca eğitimlerini aksatmayacak hafif işlerde sınırlı istisnalar bulunuyor.
Ancak sokakta atık toplama; ağır yük taşıma, trafik riski, uzun çalışma saatleri ve düzensiz koşulları nedeniyle bu istisnaların dışında kalıyor.
Türkiye’de çocuk işçiliğine ilişkin güncel verilerin sınırlı olması ise sorunun gerçek boyutunun tam olarak ortaya konulmasını zorlaştırıyor.
İSTANBUL’UN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
İstanbul her gün milyonlarca insanın yaşadığı, milyonlarca ürünün tüketildiği dev bir kent. Bu kentin geride bıraktığı atıkları toplayan insanlar ise çoğu zaman kimsenin dikkatini çekmeden çalışıyor.
Veysi Kesik ve Ahmet Kemik gibi binlerce geri dönüşüm işçisi, insanların gözden çıkardığı malzemeleri yeniden ekonomiye kazandırırken kendi hayatlarını da zorlu koşullar altında sürdürüyor.
İstanbul her gün yeni atıklar üretirken, o atıkların içinden değer çıkaran insanlar hala kentin en görünmez çalışanları arasında.
Onların ellerindeki çuvallar yalnızca kağıt ve plastik taşımıyor.
Aynı zamanda görülmeyen bir emeğin, uzun bir mücadelenin ve duyulmayan hayat hikâyelerinin yükünü taşıyor.
Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL
Yoruma kapalı.