PİRHA- Cumartesi Anneleri, 1107’inci hafta buluşmasında 12 Eylül darbesi sonrasında idam edilen ve cenazesi ailesine teslim edilmeyen Veysel Güney’in akıbetini gündeme taşıdı. Aile, 45 yıldır mezar yerinin açıklanmasını bekliyor.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 1107’inci hafta eyleminde Veysel Güney dosyasını gündeme taşıdı.
Kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfillerle gerçekleştirilen buluşmada, 12 Eylül askeri darbesinin ardından 24 yaşında idam edilen ve cenazesinin nerede olduğu halen açıklanmayan Veysel Güney için adalet talebi yinelendi.
Basın açıklamasını Cumartesi Anneleri adına İkbal Eren okudu. Eren, Veysel Güney’in 28 Aralık 1980’de Antep’te gözaltına alındığını, daha sonra Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılandığını belirterek, yargılama sürecinde avukat talebinin ve savunma hakkına ilişkin başvurularının kabul edilmediğini söyledi.
Eren, Güney’in 17 Şubat 1981’de yeterli delil bulunmaksızın idam cezasına çarptırıldığını belirterek, cezanın 10 Haziran 1981’de Antep E Tipi Cezaevi’nde infaz edildiğini hatırlattı.
“BEDENİ KAYBEDİLDİ”
İkbal Eren, idamın ardından Veysel Güney’in kişisel eşyalarının ailesine teslim edildiğini ancak cenazesinin aileye verilmediğini ifade ederek şunları söyledi:
“Veysel idam edildikten sonra üzerinde bulunan kalemi, sigarası ve çakmağı tutanakla babası Ali Güney’e teslim edildi. Ancak 10 Haziran 1981 tarihli ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen bedeni kaybedildi.”
“DELİL BULUNMADIĞINI YAZDI”
Eren, infaz sırasında görevli olan savcı Mete Göktürk’ün yıllar sonra yayımladığı “Adaleti Gördünüz mü?” adlı kitabındaki değerlendirmelere de dikkat çekti. Göktürk’ün kitapta, Veysel Güney’i suçlayacak herhangi bir delil bulunamadığını ifade ettiğini belirten Eren, yargılamanın adil ve tarafsız yürütülüp yürütülmediğine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.
“MEZARINI KALBİME KAZDIM”
Ailenin yıllarca Veysel Güney’in mezarını bulabilmek için mücadele verdiğini vurgulayan Eren, anne Zeynep Güney’in sözlerini de hatırlattı:
“Ben oğlumun resmini gözüme çizdim, ismini dilime yazdım, mezarını kalbime kazdım.”
Eren, Zeynep Güney’in 2012 yılında, baba Ali Güney’in ise 2014 yılında çocuklarının mezar yerini öğrenemeden yaşamını yitirdiğini belirterek, “Kaç yıl geçerse geçsin Veysel Güney için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
“45 YILDIR ACIMIZ İLK GÜNKÜ GİBİ”
Açıklamanın ardından Veysel Güney’in kardeşi İsmail Güney, kardeşi Ayhan Güney’in gönderdiği mektubu okudu. Mektupta şu ifadeler yer aldı:
“45 yıl önce idam edildikten sonra bedeni kaybedilen Veysel Güney’in kardeşiyim. Veysel’in aramızdan bedenen ayrılışının idam edilmeden önce bizimle görüştürülmedi. Onu idama giderken kısa bir süre görebildik. Veysel ile aramızda silahlı askerler vardı ona sarılmamıza izin vermediler. Annem ölene kadar Veysel’e son kez sarılamamanın acısını yaşadı. Duygularını uzun uzun anlatmak isterdim ama kusura bakmayın bunları yazarken gözyaşlarına hakim olamıyorum. 45 yıldır acımız ilk günkü tazeliğinde. O ana tanıklık edilmesini engellediler ama idamda hazır bulunan infaz savcısı 25 yıl sonra tanıklığını anlattı. 24 yaşındaki oğlunu 31 yıl arayan annem ve babam gözü açık ayrıldılar aramızdan. Hak arayışlarını bize de miras bıraktılar onların mirasına sahip çıkacağız.”
Haftanın açıklamasının ardından Galatasaray Meydanı’ndaki anıta karanfiller bırakıldı. Cumartesi Anneleri, Veysel Güney’in mezar yerinin açıklanması ve sorumluların hesap vermesi taleplerini bir kez daha dile getirdi.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.