Alevi Haber Ajansi

‘Cemevi Başkanlığı; Aleviliği teslim alma siyasetidir, hedefte örgütlü Aleviler var’

PİRHA- Berlin Alevi Toplumu Cemevi tarafından ‘T.C Alevi-Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı ve Asimilasyon’ başlığıyla gerçekleştirilen panelde, Aleviliğe dönük son yıllardaki asimilasyon politikaları konuşuldu. Panelde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevilerin yeni yöntemlerle teslim alınmaya çalışıldığını, Türkiye ve Avrupa Alevi hareketinin hedef alındığını vurguladılar. 

Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi tarafından ‘T.C Alevi-Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı ve Asimilasyon’ başlığıyla panel yapıldı.

Berlin Cemevi ana salonda gerçekleştirilen panel, sunucu Ercan Atmaca’nın selamlama konuşması ve ardından Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Musa Gönül Dede’nin verdiği gülbenkle başladı. Gülbengin ardından ise müzisyen Erdal Kaya deyişlerden oluşan dinleti sundu. Moderatörlüğünü Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüksel Özdemir’in yaptığı panele konuşmacı olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat katıldı.

“ALEVİ İBARESİ YASAKTI”

İlk sözü ABF Genel Başkanı Mustafa Alan aldı. Alevilerin metropollere göç etmesinin ardından yaşanan katliamların ve asimilasyon süreçlerinin yeni bir boyut kazandığına dikkat çeken Aslan , “1988’de Pir Sultan Abdal adı altında örgütlenmeler başladı ama bir turizm derneği adı altında kuruldu. Daha sonra 1990’ların başında Hacı Bektaş ve Hubyar Sultan gibi Alevi yol ulularının önemli isimleri altında örgütlenmeler olsa da bu derneklerin tüzüklerinde Alevilik inancı ile ilgili ibareler geçmiyordu çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrımcı tekçi anayasası buna izin vermiyordu”

“BÖLÜCÜLÜKTEN YARGILANDIK”

Aslan, dönemin Alevi kurum yöneticilerinin Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde yargılandığı hatırlatarak, “Tabi 1993 Sivas Madımak Katliamı ve 1995 Gazi Katliamı sonrası dernek, vakıf, federasyon gibi örgütlenme çalışmaları Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de giderek arttı. Her ne kadar bu örgütlü kurumlarımız olsa da Alevi, Kızılbaş, Bektaşilik gibi tanımlamaları kullanmak yasalar çerçevesinde “ayrımcılık bölücülük” olarak tanımlanıyordu. Bir çok arkadaşımız DGM mahkemelerinde bu nedenle yargılandı. Türkiye’nin AB sürecindeki uyum yasaları kapsamında Danıştay kararıyla Alevi Bektaşi isimlerini kullanmak, dernek vakıf kurmak yasal oldu. Tabi verilen bu karar sonrası Alevilerin bütün sorunları bitti mi? Aleviler devlet nezdinde tanınıp kimlikleri inançları özgürleşti mi? Maalesef hayır” diye konuştu.

“CEM VAKFI DEVLET EMRİ İLE KURULDU”

Aslan şöyle devam etti:

“Aleviler 1990’lı yıllardan beri örgütlenmesine ve örgütlenme konusunda bazı yasal haklar elde etmesine rağmen devlet durmadı. Dernekler ve vakıflar yasası çerçevesindeki dernekleştik vakıflaştık ama inancımız, kimliğimiz, ibadetlerimiz ve ibadethanelerimiz yok sayıldı. Trakya’dan, Anadolu’nun başka bölgelerinden, Dersim vb.. yerlerden göç ederek metropollerde bir araya gelen Alevilerin bir birini tanıması ve örgütlenmeleri elbette devlet için yeni bir tehlikeydi. Buna karşı devlet dönemin Cumhurbaşkanı aracılığıyla İzzettin Doğan’ı çağırarak “Aleviler örgütleniyor ve Alevileri kontrol altına almak için sana ihtiyacımız var, bir vakıf kur” deniliyor ve daha sonra “Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı” yani Cem Vakfı kuruluyor.”

“AKP-MHP-VATAN PARTİSİ ELİYLE ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ OLUŞTURULUYOR”

Gülen Cemaati’nden sonra AKP, MHP, Vatan Partisi Perinçek eliyle yeni Alevi örgütlenmeleri oluşturulduğunu kaydeden Aslan, “Devlet 90’lardaki katliamların ardından metropollerde artık asimilasyon politikalarına farklı bir boyut kazandırdı. Kendi Alevilerini yarattılar, kendi Alevi derneklerini kurmaya başladılar. Mesela Fetullah Gülen cemaati tarafından Alevi dernekleri kurulduğu ve Alevi imamlar atandığı ortaya çıkmıştı. Asimile edip içimize koyduğu Aleviler vardı ve bunlar aramızda geziyordu. Örneğin Osman Eğri gibi isimlerin bu iş için görevlendirildiği ortaya çıktı. İşte bu gibi insanlarla Alevi inancını planlı programlı şekilde içerden değiştirmeye çalıştılar. Dün Gülen eliyle yapılanlar bugün AKP, MHP, Vatan Partisi Perinçek eliyle yeni yeni Alevi örgütlenmeleri oluşturuluyor ve Alevilerin içinden insanlarla yeni asimilasyon politikalarını geliştiriyorlar” ifadelerini kullandı.

“CEMEVİ BAŞKANLIĞI ALEVİLİĞİ TESLİM ALMA SİYASETİDİR”

AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın misyonunu ‘Alevileri teslim alma’ olarak yorumlayan Aslan, şunları belirtti:

“AKP iktidarı bildiğiniz üzere 2009-10’lu yıllarda ‘Alevi, Kürt, Roman Çalıştayları’ adı altında açılımlar gerçekleştirdi. Bu açılımlarda Aleviler haklarını masaya koydu ve bu hakları konusunda ısrarcı oldu. Devlet ve iktidar Alevileri bir masa etrafında toplayıp açılımların kendi istediği doğrultuda olmayacağını anladı ve diğer 6 çalıştayda Aleviler dışında başka kesimlerle yeni formüller çizmeye çalıştılar. Daha önce Alevilik hakları ile ilgili mecliste görüştüğümüz AKP temsilcileri daha önce bize Alevilerin anayasal olarak tanınmayacağını ve cemevlerine ibadet statüsü verilmeyeceğini açıklamışlardı. Kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ilk bakışta size, dün tanımadığı Alevileri artık tanıdığı iyimser bir şekilde düşünebilirsiniz ama bu başkanlığın iyi niyetli olmadığını, Aleviliği yeni yöntemlerle değiştirip dönüştürüp teslim almaya çalıştığını görüyoruz. Bu yeni asimilasyon siyaseti içinde maalesef bazı Alevi ocaklarının evlatları var. İşte biz elimizden geldiğince bu başkanlığın ne yapmaya çalıştığını anlatmaya çalışıyoruz.”

“EGEMENLERİN OLDUĞU HER YERDE ASİMİLASYON VAR”

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise Almanya’daki Alevi örgütlenmesi sürecine ve kazanımlara ilişkin başlıklara değindi.

“Türkiye’de Alevi kimliği inancı ve bu tanımlamalar yasakken ilginçtir Avrupa da yasak olmamasına rağmen Aleviler yine farklı isimler altında ilk kez örgütlenmeleri yapıyorlar” diyen Mat sözlerine şöyle devam etti:

“Yani öyle bir psikolojik durum travma ve acı var ki Alevilik isimleri altında örgütlenmeler akıllarına gelmiyor. Bu çok önemli bir nokta. Avrupa’da da 1990’lardan sonra Alevi isimleri altında örgütlenmeleri başladı. Tabi ilk kuşaklar buraya geldiğinde para kazanıp geri dönmeyi düşünürken, Türkiye’deki katliam baskı ve asimilasyon politikaları nedeniyle buraya yerleştiler ve bir yaşam kurdular. Burada da örgütlenmeye başladılar çünkü asimilasyon sadece Türkiye’de değil egemen kimliğin olduğu, üniter ulus devlet yönetim modellerinin olduğu her yerde vardır çünkü bu yönetim modellerinde tekleştirme siyaseti vardır. Avrupa’ya gelen ilk kuşakla birlikte giderek örgütlenme mücadelesi büyüdü. Kurumlar, dernekler, federasyonlar, cemevlerinin açılmasının ardından sonraki kuşaklar da anayasal haklarının alınması konusunda çalışmalar yaptılar” şeklinde konuştu.

“AVRUPA VE TÜRKİYE ALEVİ HAREKETİ HEDEFTE”

Türkiye’deki asimilasyon çalışmasına da dikkat çeken Mat, saldırılar ile Avrupa ve Türkiye Alevi hareket önüne set çekilmek istendiğini sözlerine ekleyerek şunları kaydetti:

“Cem Vakfı’nın, Alevileri devletin Alevisi yapmaya çalışmasına dikkat çektiğimiz de bazı arkadaşlarımız bizlere kızdılar. 2009-10 yıllarından itibaren yapılan Alevi çalıştaylarının raporlarını mutlaka okuyun arkadaşlar. Ne talep etmişsek reddedilen bir rapor çalışması olduğunu görürsünüz. Ve o raporda çok önemli bir nokta vardı; ‘bu verdiklerimizle yetinmelisiniz’  vurgusu. Peki Bu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hedefindekiler kimlerdir? Bunun altını çizerek belirtmek istiyorum! Örgütlü Alevilerdir. Daha dün tüzüğünde Alevi Bektaşi isimleri altında kurumlar kurulmasına izin vermeyen devlet bugün Ankara’nın göbeğinde bu isimler altında başkanlık kuruyor. Dünden bugüne ne değişti de bu oldu. Çünkü Aleviler örgütlendi, ‘Artık yeter’ dedi, ‘Biz yönetilen değil bu ülkede olan Kürtler Ermeniler Ezdiler gibi kimliklerle eşit yurttaşlık temelinde anayasada yer alıp yönetimde söz sahibi olmak istiyoruz’ dediler. İşte bu yüzden Alevi kurumlarına karşı hep saldırı oldu. Avrupa Alevi hareketine de ciddi saldırılar oldu, olmaya devam ediyor. Türkiye Alevi Hareketi ile Avrupa Alevi Hareketi arasına duvar örmeye çalışıyorlar. Gri pasaportlu dedeleri gönderiyorlar. Ama burada elde ettiğimiz her kazanım Türkiye’deki Alevilerin hak mücadelesinin daha görünür olması anlamına geliyor, devletin teşhir olması anlamına geliyor. Uluslararası diplomasi açısından onu sıkıştırıyor.”

Panel konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.

PİRHA/ALMANYA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak