Alevi Haber Ajansi

Bakırhan, Diyarbakır’dan seslendi: Boyun eğdiremediniz, eğdiremezsiniz!-VİDEO

PİRHA- Diyarbakır’da yüzbinlerce kişinin katıldığı ve coşkulu geçen Newroz’da konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Zannediyorlar ki boyun eğdirecekler. Sizler 50 yıldır infazlarınızla, cezaevlerinizle, faili meçhul cinayetlerinizle Kürt halkının iradesine kayyım atamakla boyun eğdiremediniz, boyun eğdiremezsiniz” dedi.

Diyarbakır’da yüzbinlerce kişinin katıldığı ve coşkulu geçen Newroz’da, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da iktidara, muhalefete, devrimci demokratik kamuoyuna ve Kürtlere çağrılar içeren bir konuşma yaptı.

“DEM PARTİ OLARAK 2013 DEKLERASYONUNUN ARKASINDAYIZ”

Konuşmasına 2017 yılında Diyarbakır Newroz kutlamalarında polis kurşunuyla öldürülen Kemal Kurkut’u hatırlatarak ve anarak başlayan Bakırhan, sözü 2013 Newroz Deklarasyonuna getirerek şunları söyledi:

“2013 yılında yine bu Newroz alanında, bu platformda Sayın Öcalan’ın barış ve çözüm deklarasyonu okunmuştu. O barış ve çözüm deklarasyonu aynı zamanda Türkiye’de yaşayan 86 milyon insanın demokratik, barışçıl bir ortamda eşitçe ve kardeşçe yaşamalarının deklarasyonuydu. Ama maalesef savaş sevenler, çatışma isteyenler, Kürt düşmanları bu ülkede barış gelmesin diye, demokrasi gelmesin diye 2013 yılındaki deklarasyonu görmediler, tanımadılar, dikkate almadılar. Bizler DEM Parti olarak 2013 yılında burada ortaya konulan ve Türkiye halklarının yararına olan, barışın ve demokrasinin özgürlüğün reçetesi olan Sayın Öcalan’ın deklarasyonunun arkasındayız.”

“ALIN SİZE MECAL, ALIN SİZE TAKAT, ALIN SİZE DURUŞ”

Birkaç yıl önce kimi hükümet yetkililerinin, ‘gençlik nerede’ dediğini hatırlatan Bakırhan, “Gençlik burada, gençlik Amed’de, Newroz meydanında, Newroz alanlarında. Gençliği görmek isteyenler Amed’de, İstanbul’da, Batman’da, Siirt’teki Newroz alanlarına bakarsa gençliği görür. Değerli gençler, diyorlardı ki ‘bunların mecalleri kalmadı.’ Alın size mecal, alın size takat, alın size duruş, alın size direniş. Bizlere bu direnişi, onuru veren siz değerli Amed gençlerinin, kadınlarının ve halkının önünde saygıyla eğiliyoruz. Sizler var oldukça mecalimiz de kuvvetimiz de kudretimiz de hep var olacak” dedi.

“HESAP SARAY’DA İSE TERAZİ AMED’DEDİR”

Ankara’da yine kirli hesaplar yapıldığını ifade eden Bakırhan, “Hesap sarayda ise terazi Amed’dedir, Amed Newrozundadır. Yanlış hesap yapanlara diyoruz ki, yanlış hesaplarınız Amed Newrozundan geri döner. Yanlış hesap yapmayın. Yanlış hesabın bu ülkeye bu ülkede yaşayan ezilenlere yoksullara emekçilere hiçbir yararı yoktur” diye belirtti.

Milyonlarca insanın iradesini bir hücreye sığdıramayacaklarını vurgulayan Bakırhan, “Milyonlarca insanın barış ve demokrasi taleplerini bir hücreye hapsedemezsiniz. Onun için en iyisi, en doğrusu milyonlarca insanın talep ve isteklerine kulak kabartmanızdır, dikkate almanızdır. Sizlere diyoruz ki savaş yerine çözüm. Çözümün adresini istiyorsanız bir ada ötesinde, bir ada kadar yakın İmralı Cezaevi’ndedir” değerlendirmesini yaptı.

“BUGÜNDEN SONRA DA ASLA BOYUN EĞDİREMEYECEKSİNİZ”

Tuncer Bakırhan, Diyarbakır Newroz alanındaki konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Zannediyorlar ki boyun eğdirecekler. Sizler 50 yıldır infazlarınızla, cezaevlerinizle, faili meçhul cinayetlerinizle Kürt halkının iradesine kayyım atamakla boyun eğdiremediniz, boyun eğdiremezsiniz. Bugünden sonra da Amed halkına, Amed gençliğine, Kürt gençliğine asla ama asla boyun eğdiremeyeceksiniz.

“BU ÜLKENİN GELECEĞİ SAVAŞ VE ÇATIŞMADA DEĞİL”

Diyalog ve müzakereden kaçıyorlar, çözüm iradesine tecrit uyguluyorlar. Kürt halkının seçilmişlerini cezaevlerine atıyorlar, çıkıp diyorlar ki ‘büyük askeri operasyonlar yapacağız.’ Büyük askeri operasyonlar demek daha fazla can ve kan kaybıdır. Büyük operasyon demek, Kürtlerin yaşadığı her yerde savaş ve çatışma demektir. Büyük operasyon demek emeklinin, emekçinin, asgari ücretlinin sofrasından ekmeğini ve zeytinini çalmaktır. Büyük operasyon demek kanla, rantla beslenenlerin iktidarlarını uzatmaktır. Büyük operasyon yerine biz bir kez daha buradan söylüyoruz; Savaşın maliyeti büyük ama maliyeti en az olan şeyi tercih edin. Gelin savaş yerine büyük operasyon yerine Süleymaniye’de, Duhok’ta katlettiğiniz sivil Kürt insanlarını öldürmek yerine, barışı tercih edin diyalog ve müzakereyi tercih edin. Bu ülkenin geleceği savaş ve çatışmada değil.

“SAVAŞ ÜZERİNDEN RANT DEVŞİRENLERE GEREKEN CEVABI VERECEĞİZ”

Bu ülkenin geleceği, İstanbul’un emekçileriyle, Amed’in, Kürtlerin, ezilenlerin ortaya koymuş olduğu barış iradesindedir. Bunların derdi, biz değiliz; bunların derdi Kürtler değil, emekçiler değil, emekliler değil. Bunların derdi savaş, rant ve ölümdür. Savaşa hayır, savaşa izin vermeyeceğiz. Büyük operasyonlara karşı el birliğiyle, güç birliğiyle Türkiye’nin emekçileri ve yoksullarıyla birlikte büyük bir barış iradesi örgütleyerek bu savaş çığırtkanlığına, savaş üzerinden rant devşirenlere hep birlikte gereken cevabı vereceğiz.

“TÜRK-KÜRT İTTİFAKI GÜNCELLENSİN”

Birkaç çağrı yaparak sözlerimi bitirmek istiyorum; Birinci çağrımız devlete, iktidaradır. Savaş statüsüzlük, cezaevlerine koyarak bu halkı yolundan çeviremezsiniz. İşte meydan, işte halkın ortaya koyduğu irade. Onun için bir an önce savaş yerine Türk ve Kürt ittifakını demokratik bir şekilde güncellemeye davet ediyoruz.

İki; yine çağrımız iktidar ve toplumsal kesimleredir. Türkiye’nin önünde iki yol var ya bunların söylediği gibi savaş çatışma ya da demokratik, barışçıl bir yöntem. Onun için toplumsal kesimleri bu savaş çığırtkanlığı karşısında doğru yolan barış ve demokrasi mücadelesini büyütmeye, yürütmeye çağırıyoruz.

“13 BİN YILLIK KÜRTÇEYE BİLİNMEYEN DİL DEMEKTEN VAZGEÇECEKSİNİZ”

Üç; en başta Meclis’te dediğiniz ‘bilinmeyen dil, teröristan’ kavramlarından vazgeçeceksiniz. ‘Bilinmeyen dil’ dedikleri 13 bin yıldır bu topraklar üzerinde konuştuğumuz Kürtçe’dir. ‘Teröristan’ dedikleri yer dört parçaya ayrılan Kurdistan’dır. Bir an önce bu siyasetinizden vazgeçin. Kürt gerçekliğini, Kürdistan gerçekliğini anlamak ve tanımak zorundasınız.

Dört; ezilenlere, muhalefete seslenmek istiyorum. Kürt meselesinde cesur olalım. Doğruları dile getirelim. İktidarın baskıcı, yok sayan tutumunun yanında hizalanmaktan ziyade biz muhalefet Kürt meselesini demokrasi, özgürlük meselesini daha fazla sahiplenerek büyütelim. Bu savaş çığırtkanlığı yapanların karşısında büyük bir barış zemini örelim.

KÜRTLERE ÇAĞRI: ŞİMDİ BİRLİK ZAMANI DEĞİLSE NE ZAMAN?

Beş; Bu çağrım Kürtlere. Hewler’den Kobane’ye, Urmiye’den Amed’e kadar yaşadığımız her toprak parçasına ne diyorlar; ‘Teröristan.’ Sadece burada Kemal Kurkut katledilmiyor. Süleymaniye’de, Duhok’ta, Kobane’de, Qamişlo’da her gün Kürtlerin başına top ve mermi yağıyor. Dolayısıyla bunlar sadece DEM Parti’nin düşmanı değil, 4 Parça Kürdistan coğrafyasında yaşayan hepimizin düşmanıdır. Onun için bütün Kürt partilerine oluşumlarına, 4 parçada yaşayan Kürtlerin oluşumlarına çağrı yapıyorum. Şimdi Ulusal Birlik zamanı değilse ne zaman? Şimdi ulusal birliğimizi kuramazsak, bu büyük operasyonu, bu Kürt karşıtı savaşı nasıl önleyeceğiz? Bugünden tezi yok, Kürtler ulusal birliklerini sağlamalı, ulusal birlikleri önündeki engelleri ortadan kaldırmalıdır.

DEVRİMCİLERE ÇAĞRI: ORTAK MÜCADELE ZEMİNİ YARATMAK ZORUNDAYIZ” 

Son çağrım Türkiye’deki devrimci, sol, sosyalist, demokratlara; bu faşizan düzene itiraz eden ezilen ve yoksullardır. Bizler güçlü büyük bir ortak mücadele zemini yakalamak zorundayız. Türkiye’nin yarısı açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Yarısı dilini kullanamıyor, inancını kullanamıyor. Bütün bunların taleplerinin demokratik bir zeminde karşılık bulması için sol sosyalist güçlerin demokratik büyük bir devrimci mücadele zemininde bir araya gelmeye çağırıyoruz.”

(HABER MERKEZİ)

 

Canlı Yayın:

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak