PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Marmara Bölgesi şubeleri, Osman Kavala’nın yeniden yargılama ve tahliye taleplerinin reddedilmesine tepki göstererek AİHM kararlarının uygulanmasını istedi: “Hukuk, iktidarın ya da yargı makamlarının tercihine bırakılamaz. AİHM kararlarına uyulması bir tercih değil, hukuki bir yükümlülüktür.”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Marmara Bölgesi şubeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal kararlarına rağmen Osman Kavala’nın yeniden yargılama ve tahliye taleplerinin reddedilmesini İstanbul Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu önünde protesto etti.
“AİHM kararları uygulansın! Osman Kavala serbest bırakılsın” pankartının taşındığı açıklamayı İHD Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sintem Coşar okudu.
Açıklamada, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin AİHM Büyük Dairesi’nin ihlal kararına rağmen Kavala’nın yeniden yargılanması, infazının durdurulması ve tahliye edilmesi yönündeki talepleri reddetmesine tepki gösterildi.
“AİHM KARARI ÜÇÜNCÜ KEZ ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”
AİHM Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos 2026 tarihli kararında Kavala’nın yargılanma sürecindeki temel hak ihlallerinin ortaya konulduğu hatırlatılan açıklamada, söz konusu kararın Kavala’nın serbest bırakılmasını ve mahkumiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını gerektirdiği belirtildi.
Kavala’nın avukatlarının AİHM kararına dayanarak yeniden yargılama ve tahliye talebinde bulunduğu ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13 Ekim 2026 tarihinde talepleri reddederek mahkumiyet hükmünün infazının devamına karar verdiği aktarıldı.
Gezi Parkı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kavala’nın 18 Ekim 2017’den bu yana cezaevinde tutulduğu hatırlatıldı.
AİHM’in 2019 yılında Kavala hakkında ihlal kararı verdiği, kararın uygulanmaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2022 yılında ihlal prosedürünü başlattığı belirtildi. AİHM Büyük Dairesi’nin aynı yıl Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmettiği, Kavala hakkındaki mahkumiyet kararının ise 2023 yılında Yargıtay tarafından onandığı kaydedildi.
İHD, son ret kararıyla birlikte AİHM’in ihlal kararlarının üçüncü kez iç hukuk mekanizmaları aracılığıyla etkisiz hale getirildiğini vurguladı.
“MECLİS’TE ORTAYA KONULAN İRADE İLE UYGULAMA ÇELİŞİYOR”
Açıklamada, TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğine ilişkin ortak yaklaşımına da dikkat çekildi.
Komisyon raporunun açıklanmasının üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen Kavala hakkındaki ihlal kararlarının uygulanmadığını belirten İHD, bu durumun Meclis çatısı altında ortaya konulan ortak irade ile yargı uygulamaları arasındaki çelişkiyi gösterdiğini ifade etti.
“HİÇBİR YARGI MAKAMI HUKUKUN ÜZERİNDE DEĞİLDİR”
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerinin hatırlatıldığı açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi gereğince kesinleşmiş AİHM kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğu vurgulandı.
Anayasa’nın 90. maddesinin temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere öncelik tanıdığı, 138. maddesinin mahkeme kararlarının bağlayıcılığını düzenlediği ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin AİHM ihlal kararlarını yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında saydığı hatırlatıldı.
İHD, Kavala’nın yeniden yargılanma talebinin reddedilmesinin yalnızca bireysel bir hak ihlalinin devamı anlamına gelmediğini, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası hukuk ve Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi anlamına geldiğini belirtti.
DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ İÇİN DE AİHM KARARLARI HATIRLATILDI
Açıklamada, AİHM kararlarının uygulanmaması sorununun yalnızca Osman Kavala davasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekildi.
Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere siyasetçilerin ve hak savunucularının özgürlüklerinden mahrum bırakılmaya devam edildiği belirtilerek, AİHM kararlarının ayrım gözetilmeksizin uygulanması gerektiği vurgulandı.
İHD, “AİHM kararları, siyasi kimliğe veya davanın niteliğine göre değil, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda uygulanmalıdır” çağrısında bulundu.
“AİHM KARARLARINA UYULMASI BİR TERCİH DEĞİL, HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜKTÜR”
Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını isteyen İHD, yeniden yargılama sürecinin AİHM kararları doğrultusunda yürütülmesi ve mahkumiyetin bütün sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, adil yargılanma hakkının güvence altına alınması ve uluslararası mahkeme kararlarının eksiksiz uygulanması talep edilerek şu ifadelere yer verildi:
“Hukuk, iktidarın ya da yargı makamlarının tercihine bırakılamaz. AİHM kararlarına uyulması bir tercih değil, hukuki bir yükümlülüktür.”
“KARARLAR UYGULANSIN”
Açıklamanın ardından söz alan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, AİHM’in 18. maddeden ihlal kararını yalnızca çok istisnai durumlarda verdiğini söyledi. Ersoy, “Türkiye’de iki örnek var: Demirtaş ve Kavala. AİHM, bu yargılamanın herhangi bir suçun yargılanması davası olmadığını, siyasi saiklerle yapılan bir yargılama olduğunu söylüyor. 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar, AİHM’in kararının teyididir” dedi. Ersoy, 18. maddenin daha önce yalnızca Azerbaycan ve Rusya için kullanıldığını belirterek, “Şimdi artık Türkiye için de verilen iki karar var” ifadelerini kullandı.
Ersoy’un ardından konuşan Avukat Eren Keskin, bu açıklamayı yapmak zorunda kalmanın “Türkiye’yi yönetenler açısından son derece acıklı bir durum” olduğunu söyledi. Keskin, Kavala, Yüksekdağ, Demirtaş, Çiğdem Mater hakkında karar veren mahkemeleri “İstiklal Mahkemesi” olarak nitelendirdi ve “İstiklal Mahkemeleri varlıklarını sürdürüyor” dedi. Yönetenleri yazılı hukuka ve uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya çağıran Keskin, “Bir devlet kendi koyduğu yasaları uygulamıyorsa o ülkedeki halklar da yasalara uymaz” diye konuştu.
Son olarak söz alan avukat Jiyan Tosun ise açıklamayı Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun arkada görüneceği şekilde yapmak istediklerini, ancak buna izin verilmediğini aktardı. Tosun, “Bu son derece keyfî bir uygulama. Tıpkı AİHM kararlarına uyulmaması gibi toplumsal olaylarda ve basın açıklamalarında da bu yasaklar sürüyor. Türkiye’de her şey idarenin keyfine göre yürütülüyor. Burada maruz kaldığımız uygulama bunun bir göstergesiydi. Yurttaşlar basın açıklamalarını istedikleri yerde, istedikleri yöne dönerek yapabilmeli” dedi ve uygulamayı kınadı.
PİRHA / İSTANBUL








Yoruma kapalı.