PİRHA- Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Av. Rüzgar Özbulduk, ekonomik şiddetin kadınların yaşamını doğrudan etkilediğini belirtti. Özbulduk, nafaka hakkına ilişkin tartışmaların kadınların boşanma sonrasında yoksulluğa düşme kaygısını artırdığını ifade ederek, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine ve 6284 sayılı yasanın uygulanmasındaki sorunlara dikkat çekti.
İnsan Hakları Derneği Antalya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Av. Rüzgar Özbulduk, kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, nafaka hakkı ve kadınların hukuki mekanizmalara erişimi konusunda PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Kadın cinayetlerinin yalnızca ölümle sonuçlanan olaylar üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirten Özbulduk, şiddetin farklı biçimlerine ve kadınların örgütlü mücadelesinin önemine vurgu yaptı.
“KADIN CİNAYETLERİNİ SADECE ÖLÜM NOKTASINDAN KONUŞMAK DOĞRU DEĞİL”
Kadın cinayetlerinin uzun bir şiddet sürecinin son aşaması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özbulduk, kadınların çocukluklarından itibaren özellikle ev içinde farklı şiddet biçimleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Özbulduk, “Kadın cinayetlerini sadece kadınların ölümü noktasından konuşmak doğru değil. Çünkü bir şiddet sarmalının son halkası olarak kadın cinayetleriyle karşılaşıyoruz. Kadınlar çocukluklarından itibaren özellikle ev içinde şiddetin çok türlü boyutlarıyla karşı karşıya kalıyorlar” dedi.
“KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ ÇOK ÖNEMLİ”
Kadınların maruz kaldıkları şiddetle bireysel olarak mücadele etmeye çalıştığını belirten Özbulduk, örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekti.
Özbulduk, “Yeri geldiğinde bazı kadınlarımız örgütlenip bu mücadeleyi örgütlü bir şekilde sürdürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
Şiddetin ekonomik ve cinsel boyutları bulunduğunu vurgulayan Özbulduk, kadınların bu süreçte zaman zaman yalnızlaşabildiğini belirterek, “Kadınların yalnızlık psikolojisinden kurtulabilmek için örgütlü mücadelenin ne kadar önemli olduğunun farkına varması gerekiyor. Dolayısıyla kadınların hep birlikte bu mücadeleyi sürdürmesi çok önemli” diye konuştu.
“NAFAKA TARTIŞMALARI KADINLARI ŞİDDET ORTAMINDA TUTABİLİYOR”
Kadınların özellikle ev içinde ciddi şiddete maruz kaldığını belirten Özbulduk, ekonomik şiddetin kadınların yaşamını sürdürmesini zorlaştıran başlıca etkenlerden biri olduğunu ifade etti.
Nafaka hakkına ilişkin tartışmalara değinen Özbulduk, Anayasa Mahkemesinin süresiz nafakayla ilgili kararının ve bu konuda gündeme gelen yeni düzenlemelerin kadınların kazanılmış hakları açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Özbulduk, “Ekonomik şiddet bunların başına geliyor. Çünkü özellikle son dönemde Anayasa Mahkemesi’nin bir iptal kararından söz ediliyor. Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka hükmünün iptaline karar verdi. Süresiz olarak kadınların nafaka alamamasından bahsediyor. Bunun doğrultusunda yeni bir düzenleme de yapılacak. Devlet kadınların kazanılmış haklarına el atmaktan geri durmuyor” dedi.
Nafaka ve ekonomik güvencenin kadınların şiddet gördükleri ilişkilerden ayrılabilmeleri açısından önemli olduğunu belirten Özbulduk, şöyle konuştu:
“Çünkü kadınlar boşandıktan sonra bir yoksulluğa düşeceklerinden bahisle boşanmayı da reddedip o şiddetin içerisinde kalmaya devam ediyorlar. Zaten kadın cinayetlerinin çoğu kendi evlerinin içerisinde işleniyor.”
“DEVLET KADINA ŞİDDET KARŞISINDA ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR”
Ev içindeki şiddetin giderek ağırlaşarak kadınların yaşamını tehdit edebildiğini belirten Özbulduk, devletin şiddeti önleme konusunda sorumluluklarını yerine getirmediğini savundu.
Özbulduk, “Devlet de istikrarlı bir şekilde bu şiddet ortamına karşı üç maymunu oynamakta ısrar ediyor” dedi.
İnsan Hakları Derneği olarak bu konuda defalarca başvuruda bulunduklarını ifade eden Özbulduk, “Devlete çağrı yapıyoruz ama gerçekten devletin hiçbir zaman geri adım attığını görmüyoruz” diye konuştu.
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ŞİDDETLE MÜCADELEDE ÖNEMLİYDİ”
Kadına yönelik şiddetle mücadelede İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çeken Özbulduk, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesinin mücadeleyi olumsuz etkilediğini söyledi.
Özbulduk, “Kadına yönelik şiddetle mücadele anlamında İstanbul Sözleşmesi önemli bir caydırıcı niteliğe sahipti. İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekmemiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni şiddetle mücadele anlamında çok geriye attı. 6284 sayılı yasa bu anlamda gerçekten daha da önemli hale geldi” ifadelerini kullandı.
“6284 SAYILI YASANIN UYGULANMASINDA CİDDİ SORUNLAR VAR”
6284 sayılı yasanın uygulanmasında sorunlar yaşandığını belirten Özbulduk, şiddet mağduru kadınların başvurularının yalnızca prosedürlerin yerine getirilmesiyle karşılanmasının yeterli olmadığını dile getirdi.
Özbulduk, “Müvekkillerim bana danıştığında 6284’e başvuruyoruz ama sadece şiddet uygulayanlara, faillere ‘Sakın bunu bir daha yapma’ şeklinde bir uyarıda bulunarak devlet sanki görevini yerine getiriyormuş gibi bir algı yaratıyor. Bu da yeterli olmuyor” dedi.
Kadınların başvurularına rağmen şiddetle tek başlarına mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirten Özbulduk, hukuki ve siyasi mekanizmaların etkisiz kalmasının mağduriyetleri derinleştirdiğini savundu.
Özbulduk, “Tonlarca başvuruları olan şiddet mağduru kadınlar günü geliyor ölüyor. Yani buna hukuki anlamda da politik anlamda da şaşırmıyoruz. Çünkü hukuki anlamda bu başvuruların bir yere varmayacağını bile bile biz sadece prosedürü yerine getirmekle yetinmiş oluyoruz. Devlet de pozitif yükümlülüklerini yerine getirmiyor” ifadelerini kullandı.
AİHM KARARLARINA VE DEVLETİN SORUMLULUĞUNA DİKKAT ÇEKTİ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kadına yönelik şiddetle ilgili kararlarına değinen Özbulduk, devletin bu alandaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Özbulduk, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi defalarca devleti bu yönde ihlalde bulunması nedeniyle tazminata mahkum etti. Ama devlet bütün bu AİHM kararlarına karşı da sessiz kalarak ve şiddeti önlemeye yönelik ciddi anlamda yaşanan mağduriyetlere karşı herhangi bir politika geliştirmeyerek göz yummaya devam ediyor” dedi.
“KADINLARLA EL ELE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDİYORUZ”
Kadına yönelik şiddetle mücadelede devlet politikalarını da eleştiren Özbulduk, “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında LGBTİ+ bireylerin hedef alındığını savundu.
Özbulduk, aile içindeki şiddete ve aile bireylerinin yaşadığı sorunlara yönelik çözüm üretilmesi gerektiğini belirterek, “Dolayısıyla da bunun önüne alamıyoruz. Fakat biz örgütlü mücadelemize devam ediyoruz. Kadınlarla el ele durmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
İHD’ye bu konuda çok sayıda başvuru yapıldığını ve başvuruların takipçisi olmaya devam edeceklerini belirten Özbulduk, kadınların mücadeleyi sürdürmesinin ve karar alma süreçlerine katılmasının önemini vurguladı.
Özbulduk, “Asıl önemli olan mücadeleyi bırakmamak ve politika üreticilerinin aynı zamanda kadın olarak her birimizin olduğunu hatırlamak. Bunu hatırladığımızda politika üretim sürecine de demokratik kamuoyuna katkılarımızı sunabileceğimizin bilinciyle hayatımızı sürdürme noktasında ısrarımızı da sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Cebrail ARSLAN / ANTALYA
Yoruma kapalı.