PİRHA- Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Alevi köyü Uzundal’da (Xoşan), İlçe Müftülüğü tarafından başlatılan cami onarım çalışmasını değerlendiren Kureyşan Ocağı dedesi Engin Seyitalidedeoğlu, devletin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının yüzyıllardır sürdüğünü belirtti. Seyitalidedeoğlu, kullanılmadığı için atıl durumda kalan caminin yeniden onarılmasını, bu politikaların devamı olarak değerlendirdi.
Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Alevi köyü Uzundal’da (Xoşan), Hozat İlçe Müftülüğü tarafından cami onarım çalışması başlatıldı. Çalışmayı değerlendiren Kureyşan Ocağı dedesi Engin Seyitalidedeoğlu, asimilasyon politikalarının yalnızca Cumhuriyet döneminde değil, daha önceki dönemlerde de uygulandığını ifade etti.
Devlet politikasının adı ve rejim değişse de Alevilere yönelik yaklaşımın değişmediğini belirten Seyitalidedeoğlu, “Bunu bütün Alevilerin yaşadığı alanlarda fiziki anlamda, politik anlamda, siyasal anlamda olduğu gibi her alanda sürdürüyor” dedi.
2000’li yıllarda Çanakkale’de yapılan bir caminin ardından, “Yüzyıllardır süregelen özlemlerinin sona erdiğini” dile getiren bir açıklamayı hatırlatan Seyitalidedeoğlu, Alevilere yönelik asimilasyon politikasının farklı dönemlerde devam ettiğine dikkat çekti.
Hozat’taki caminin 12 Eylül döneminde, aradaki yetkililer tarafından Alevileri asimile etmek amacıyla yapıldığını belirten Seyitalidedeoğlu, kullanılmadığı için atıl duruma düşen caminin yeniden onarılmasını, yüzyıllardır sürdürülen asimilasyon politikalarının devamı olarak değerlendirdi.
“GELECEKTE TOPLUMUMUZUN KARŞISINA ÇIKACAK BİR TEHLİKE”
Köyde 40-45 yıldır bulunan caminin kullanılmamış olmasının önemsiz görülmemesi gerektiğini belirten Seyitalidedeoğlu, mekanların geçmişin hafızasını taşıması bakımından önemli olduğunu vurguladı.
Seyitalidedeoğlu, özellikle gelecek kuşakların inançsal hafızasının korunması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bir 30-40 yıl sonra orada doğan, büyüyen çocuklarımızın onunla beraber kendisini hatırlatan da olmadığı zaman, sanki hep oradaydı ve dolayısıyla doğal inanç da buydu ya da bizim inancımız da buydu şeklinde gelecekte toplumumuzun ve toplum mensuplarımızın, inanç mensuplarımızın karşısına çok büyük bir tehlike olarak çıkabilir. Dolayısıyla örgütlerimizin ve orada yaşayan canlarımızın bu hafızayı diri tutup bunun farkındalığını yaratmaları gerektiğini düşünüyorum.”
Semra ACAR / PİRHA
Yoruma kapalı.