PİRHA- Okullarda yaşanan saldırılar, çocuklarını okula gönderen ailelerde endişeye neden oluyor. Sokak röportajında konuşan vatandaşlar, saldırıların nedenleri arasında eğitim sistemini, aile içindeki sorunları, dizi ve filmlerdeki şiddeti ve sosyal medyayı gösterdi. Veliler, çocukların güvenliği için devletten etkili önlemler alınmasını istedi.
Okullarda yaşanan saldırılar, çocukların güvenliği ve eğitim ortamları konusundaki kaygıları artırıyor. Çocuğunu okula gönderen aileler, benzer olayların yeniden yaşanmasından korkuyor. Sokakta mikrofon uzattığımız vatandaşlar, saldırıların olası nedenlerine ilişkin görüşlerini paylaşırken çözüm için devletin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Röportajlarda eğitim sistemi, aile içi şiddet, çocukların psikolojik durumu, silahlara erişim ve medyada şiddetin sunuluşu öne çıktı.
“HER TÜRLÜ EĞİTİM EVDE BAŞLIYOR”
Fatma Kahya, okullarda yaşanan saldırıların velileri korkuttuğunu belirterek bilgisayar oyunlarının ve çocukların toplumsal yaşamdan uzaklaşmasının bu olaylarda etkili olabileceğini düşündüğünü söyledi.
Kahya, “Okullardaki bu saldırılar biz veliler olarak da bizleri korkutmakta. Ben bu tarz saldırıların bilgisayar oyunlarından ya da acaba çocuklar çok asosyalleşti, bunlardan mı kaynaklı acaba diye düşünüyorum. Bence her türlü eğitim evde başlıyor, okul haricinde” dedi.
Şiddet olaylarının sosyal medyada sıkça paylaşılmasının bunların normalleşmesine yol açabileceğini ifade eden Kahya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadına olan şiddette de aynı görüşteyim. Bu kadar sosyal medyada yayınlanmamalı. Yayınlandıkça insanların bilinçaltında sanki bunu normalleştiriyormuşuz gibi geliyor. Umarım bu tarz olaylar bizim toplumumuzda ve bütün dünya toplumunda bir daha gerçekleşmez.”
“EĞİTİM BOZUK”
Haşim Dal, okullardaki saldırılara karşı silah ruhsatlarının iptal edilmesi gerektiğini savundu. Çocukların yetişkinlerin davranışlarından etkilenebileceğini belirten Dal, silahlara erişim konusuna dikkat çekti.
Dal, “Çocuğun yanında silahla oynarsan o da özeniyor yani. Bu kadar ruhsatlı silah vermeyecek bunlar. Kaçak da olsa, ruhsatlı da olsa. Kesinlikle iptal etmeleri lazım. Polis olsun, asker olsun, emekli olsun. Ne yapacak silahı? Eğitim, eğitim. Eğitim bozuk yani” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIMIZ İÇİN KORKUYORUZ”
17 aylık bir bebeği olduğunu belirten Ayşegül Uslu, çocuğu henüz küçük olsa da ileride benzer olaylarla karşılaşmasından endişe duyduğunu söyledi. Son iki yılda yaşanan artışı eğitim sistemindeki değişikliklerle ilişkilendiren Uslu, okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini ancak tek başına X-Ray cihazlarının yeterli olmayacağını ifade etti.
Uslu, “Türkiye’de zaten bu son iki yılda artmasının sebebi bence eğitim sistemi. Yani eğitim sisteminin farklılaşması. Devletin buna göre kendini ayarlaması gerekiyor bizce. X-Ray cihazı bir tık önlem olabilir, önlemez diyemeyiz ama içeriye girmek isteyen, saldırı düzenlemek isteyen, bahçede düzenler, dışarıda düzenler, her yerde düzenleyebilir yani. O bence kesin bir çözüm değil” dedi.
Saldırıların nedenleri arasında aile içi şiddet ve ekonomik sıkıntıların da bulunabileceğini belirten Uslu, olayların birbirini tetikleme ihtimaline dikkat çekti.
Uslu, “Ailelerin eğitimsizliği de olabilir bu, aile içi şiddet de olabilir, ekonomik sıkıntılar da olabilir. Saldırılar düzenlendikçe belki birbirlerinden ilham mı alıyorlar bilmiyorum. Göre göre daha da artıyor bu iş” diye konuştu.
Çocukların okula giderken güvende olması gerektiğini vurgulayan Uslu, yaşadığı kaygıyı şu sözlerle dile getirdi:
“Çocuklarımız için korkuyoruz yani. Küçücükler daha. Onlar savunmasız, onlar okula gidiyor, eğitim almaya gidiyor. Ve bir gün geliyor beş kişi ölüyor. Bir gün geliyor bir kişi öldü yedi yaralı.”
“YAPILMASI GEREKENİ BİZ DEĞİL, DEVLET YAPACAK”
Alaattin Yalvarıcı, okullarda güvenliğin sağlanmasının devletin sorumluluğunda olduğunu belirterek saldırıların çocukların okula gitme isteğini de etkilediğini söyledi.
Yalvarıcı, “Biz bir şey yapamayız. Devlet yapacak. Bizim çocuklar bile artık okula gitmemezlik yapıyor. Korkuyorlar. Devletin önlemini alması lazım. En azından insanlar çocuğunu güvenip de okula gönderiyordu. Gönderemiyor artık. Ben şu an yani zor durumda çocuğumu gönderiyorum artık” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARI KARŞILANMIYOR”
Nergiz Ertan, saldırıların nedenlerine ilişkin değerlendirmesinde aile içindeki yetiştirilme biçimine ve çocukların ihtiyaçlarına dikkat çekti.
Ertan, “Her şey aileden gelen terbiyeye bağlı diye düşünüyorum ben. Çocuklardaki terbiye çok bozuldu. Eskiden böyle değildi ki. Çocukların ihtiyaçları karşılanamıyor ondan da olabilir. Çocukların psikolojileri çok bozuldu ben ondandır diye düşünüyorum” dedi.
“ŞİDDETE HAYIR DEMEKLE OLMUYOR”
Suat Çaykara ise dizi ve filmlerdeki şiddet içeriklerinin toplumsal etkilerine dikkat çekti. Şiddetin yalnızca söylem düzeyinde kınanmasının yeterli olmadığını belirten Çaykara, bu konuda daha kapsamlı bir yaklaşım gerektiğini söyledi.
Çaykara, “En büyük ayağı bana göre diziler, filmler. Bir taraftan dizilerin içinde son derece şiddet, günlük hayatta olmayacak şeyler. Yani şiddete hayır demekle olmuyor. Onun altının doldurulması lazım” ifadelerini kullandı.
Okullarda öğretmenlerin ve yöneticilerin otoritesinin zayıfladığını düşündüğünü belirten Çaykara, geçmişteki okul ortamıyla bugünü karşılaştırarak şunları söyledi:
“Müdürden öğretmenden korkmak lazım. Müdür orada dikilirdi. Müdürden korkardık. Şimdi korku diye bir şey yok.”
Çaykara, yaşanan olayların nedenlerinin anlaşılması için uzmanların da araştırma yapması gerektiğini belirterek, “Psikologlar, ‘ne oluyor, toplum ne durumda, nedir bu’ diye altyapılarını araştıracaklar yani” dedi.
PİRHA / İSTANBUL
Yoruma kapalı.