PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın halk eğitim merkezleri üzerinden Alevilikle ilgili yürüttüğü çalışmalara tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, söz konusu uygulamaların Aleviliğin inanç yapısına müdahale niteliği taşıdığını söyledi. Dedeliğin bir meslek olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Uçarcan, “Halk eğitim merkezleri resim, biçki dikiş, yabancı dil ve meslek edindirme kursları yaparlar. Şimdi burada dedelik meslek edindirmeye indirgeniyor. Bu, Alevilere dönük hem bir saldırı hem de bir saygısızlıktır” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın halk eğitim merkezleri aracılığıyla Alevilik alanında yürüttüğü çalışmaları değerlendirdi.
Başkanlığın Alevi kurumlarının çalışmalarına karşı alternatif faaliyetler geliştirdiğini savunan Uçarcan, bu girişimlerin Aleviliğin ocak, pir, mürşit ve talip ilişkilerine dayanan inanç yapısını dönüştürmeyi amaçladığını belirtti.
Aleviliğin devlet eliyle yeniden tanımlanmasına karşı olduklarını ifade eden Uçarcan, Alevi toplumunun taleplerinin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü temelinde karşılanması gerektiğini söyledi.
“ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN ÇALIŞMALARINI BOŞA ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Alevi kurumlarının ortak ve örgütlü çalışmalarının karşısına farklı girişimler çıkarıldığını belirten Uçarcan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu yönde faaliyet yürüttüğünü savundu.
Uçarcan, “Ne zaman derli toplu bir çalışma açığa çıksa hemen karşısına bir şey koyma ihtiyacı duyuyorlar. Yani Alevi örgütlerinin geliştirdiği hamleyi nasıl püskürtebiliriz, nasıl boşa çıkarabiliriz derdindeler” dedi.
Başkanlığın dedelik kurumuna yönelik çalışmalarını da eleştiren Uçarcan, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu alanda sürekli yeni çalışmalarla hareket hâlinde. Yol bilincinden uzak, yolda tutunamamış insanlardan dede üretmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
“SEYİT RIZA İÇİN ÇERAĞ UYANDIRILMAMASINI ELEŞTİRDİ”
Aleviliğin tarihsel hafızasının korunması gerektiğini vurgulayan Uçarcan, Dersim’de 5 Mayıs’ta düzenlendiğini belirttiği dedeler toplantısını örnek gösterdi.
Toplantıya katılan dedelerin, mezar yeri hala bilinmeyen Seyit Rıza için çerağ uyandırmadıklarını ileri süren Uçarcan, bunu Alevi inanç hafızasından uzaklaşmanın bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Uçarcan, “Bunun içerisinde Aleviliğin var olan bilincini, hafızasını silmeye dönük çabalar var. Bunun en son örneğini Dersim’de 5 Mayıs’ta bir dedeler toplantısı yapıp ama hala mezar yeri belli olmayan Seyit Rıza’nın ölüm yıldönümünde bir çerağ uyandırma ihtiyacı duymadılar oraya götürülen dedeler” diye konuştu.
Toplantının organizasyonunda yer aldığını belirttiği Esma Ersin’i de eleştiren Uçarcan, “Dolayısıyla bunu bilmeyen, bundan mahrum olan bir insanın dedelik yapma şansı da yok. Yani o organizasyonu yapıp ‘Ben ocak çocuğuyum’ diyen Sayın Esma Ersin de buna dahildir” dedi.
Uçarcan, bu tür müdahalelerin tarihsel geçmişi olduğunu savunarak 1826 yılında Alevi-Bektaşi dergahlarına Nakşibendi şeyhlerinin atanmasını hatırlattı.
“BİZİ TANIMLAMAYIN, BİZİ TANIYIN”
Siyasal iktidarın Aleviliği yeniden şekillendirmeye çalıştığını savunan Uçarcan, Alevi kurumlarının temel talebinin devletin Aleviliği tanımlaması değil, Alevilerin inançlarının ve haklarının tanınması olduğunu söyledi.
Uçarcan, “Eğitim alanına nasıl girebiliriz? Yani yeniden bir Alevilik dizayn etmeye çalışıyorlar. Biz hep şu iddiadayız Alevi örgütleri olarak: Bizi tanımlamayın, bizi tanıyın. Bizim istediğimiz şey bu ama onlar ısrarla bize bir gömlek giydirmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
Alevi çocuklarının inanç eğitimine ilişkin uygulamalara da tepki gösteren Uçarcan, devletin farklı inançları kendi anlayışına göre biçimlendirmeye çalışmaması gerektiğini belirtti.
Uçarcan, “Küçücük çocukların kafalarını bağlayıp Kur’an kurslarına götüren zihniyet, Alevi çocuklarının da kafasını kapatıp Kur’an kurslarına tabi edebilir miyiz noktasındalar. Buna hakları yok” dedi.
“ALEVİLİK YÜZYILLARDIR OCAK, DEDE, PİR VE MÜRŞİT İLİŞKİSİYLE SÜRÜYOR”
Aleviliğin tarihsel olarak ocak, dede, pir, mürşit ve talip ilişkileri üzerinden varlığını sürdürdüğünü belirten Uçarcan, bu yapının halk eğitim merkezlerinde verilecek kurslarla yeniden oluşturulamayacağını ifade etti.
Uçarcan, “Yüzyıllardır ocak, dede, pir, mürşit ilişkisi üzerinden süren bu yolu, bu evrensel yolu bir türlü kesintiye uğratamadılar” dedi.
Başkanlığın usta öğreticiler aracılığıyla Aleviliğe ilişkin bir eğitim müfredatı oluşturmaya çalıştığını belirten Uçarcan, bu yöntemin Aleviliğin inanç yapısıyla bağdaşmadığını belirtti.
Alevi çocuklarının düşünsel gelişimine müdahale edilmemesi gerektiğini söyleyen Uçarcan, devletin önceliğinin eşit yurttaşlık ve laiklik ilkeleri doğrultusunda adım atmak olması gerektiğini vurguladı.
“Devlet bunu yapacağına eşit yurttaşlık temelinde bir adım atsın” diyen Uçarcan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siyasal iktidar laikliği esas alarak herkesin kendi inancını, görüşünü özgürce yaşayabileceği bir ortam oluşturmaya çaba sarf etsin.”
“DEDELİK MESLEK EDİNDİRMEYE İNDİRGENEMEZ”
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın halk eğitim merkezleri üzerinden yürüttüğü çalışmalara karşı olduklarını yineleyen Uçarcan, dedeliğin bir meslek gibi ele alınmasının Aleviliğin inanç esaslarıyla çeliştiğini söyledi.
Halk eğitim merkezlerinin meslek edindirme ve çeşitli beceri kursları düzenlediğini hatırlatan Uçarcan, şunları ifade etti:
“Bunu Halk Eğitim Merkezi üzerinden başka bir pozisyona soksalar bile bu bir saldırıdır ve saygısızlıktır. Yani halk eğitim merkezlerini böyle şeylere alet etmeleri kabul edilemez. Çünkü halk eğitim merkezleri resim kursları, biçki dikiş kursları, dil kursları, yabancı dil kursları, meslek edindirme kursları yaparlar. Şimdi burada dedelik meslek edindirmeye indirgeniyor.”
Bu yaklaşımın ilerleyen süreçte dedelere maaş bağlanmasının önünü açabileceğini savunan Uçarcan, geçmişte Cem Vakfı’nın da ücretli dedelik anlayışını savunduğunu, kendilerinin buna karşı çıktığını belirtti.
Uçarcan, “Bir zaman sonra da bakın buradan meslek edinin, size maaş bağlayacağız diyecekler. Bizim öteden beri bu noktada Cem Vakfı’nın yaklaşımına da itirazımız vardı. Onlar da paralı dedeler olsun diyorlardı, o zaman da biz ona karşıydık” dedi.
“DEDELİK HAKKULLAH VE RIZALIK ÜZERİNDEN YÜRÜYEN BİR SİSTEMDİR”
Dedelik makamının ücretli bir meslek olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Uçarcan, Alevilikte dede ile talip ilişkisinin Hakkullah ve rızalık esasına dayandığını söyledi.
Uçarcan, “Dede hiçbir zaman maaş almaz. Çünkü dedelik esas olarak Hakkullah üzerinden yürüyen bir sistemdir. Hakkullah’ın değerini bilen, talibiyle doğru ilişkiyi kuran dedeler bu yolu bugüne kadar sürdürdü. Ama bunlar bunu bir meslek gibi, bir menfaat kapısı gibi görüp hareket ediyorlar. Buna Alevi toplumu bugüne kadar rızalık vermedi, vermeyecek” diye konuştu.
Alevilikte rızalığın temel ilke olduğunu vurgulayan Uçarcan, cemlerin başlangıcından dede-talip ilişkisine kadar inanç yaşamının bu esas üzerinden yürüdüğünü belirtti.
“Bizim meselemizin ana kaynağı rızalıktır. Dede ile talip ilişkisinde ya da cemlerimizin başlama ritüelinde rızalık vardır. Dolayısıyla biz bunu örgütlü olduğumuz bütün alanlarda reddedeceğiz, dilimizin döndüğünce karşı çıkacağız” dedi.
“ALEVİ TOPLUMU BU ÇALIŞMALARA RIZALIK VERMEYECEK”
Siyasal iktidarın Alevilere yönelik politikalarını eleştiren Uçarcan, Alevi toplumunun örgütlü yapısının bu tür girişimlere karşı mücadele etme gücüne sahip olduğunu söyledi.
Alevilerin hem Türkiye’de hem de Avrupa’da uzun yıllara dayanan örgütlü bir mücadele yürüttüğünü hatırlatan Uçarcan, Alevi kurumlarının kendi inançlarını ve geleneklerini korumakta kararlı olduğunu ifade etti.
Uçarcan, “Bizim yıllara dayalı bir örgütlü çalışmamız var. Hem Avrupa’da hem Türkiye’de bunun çalışmaları yapılıyor. Dolayısıyla bunlar bizim açımızdan püskürtülemeyecek çalışmalar değil” dedi.
1826 yılında Bektaşi dergahlarına yönelik müdahaleleri yeniden hatırlatan Uçarcan, geçmişten bugüne Aleviliği dönüştürmeye yönelik girişimlerin sonuç vermediğini savundu.
Uçarcan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“1826’da dergaha zorla monte ettikleri camiye kimse gidiyor mu? Hayır, kimse gitmiyor. Bu tarih boyunca tutmadı, tutmayacak. Dolayısıyla yüzeysel, basit, sıradan oyunlar olarak algılıyoruz bunları. Bunlara tamah eden, bunlarla hareket edenlere ‘Tutunamayanlar Kulübü’nün üyeleri’ diyorum. Onlarla da mücadele etmeyi bileceğiz, mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.