Alevi Haber Ajansi

Ekin Can Erol: Filmlerimi yola hizmet olarak görüyorum- VİDEO

PİRHA-Berlin’de doğup büyüyen belgeselci Ekin Can Erol, çocukluğunda annesi aracılığıyla tanıdığı ziyaretlerin izini sürerek Alevi inancını ve doğayla kurduğu bağı beyazperdeye taşıyor. Çalışmalarını özellikle diasporadaki gençler için bir kaynak oluşturma amacıyla sürdüren Erol, “Bu yaptığım işleri yola hizmet, inancıma hizmet olarak görüyorum” diyor.

 

Berlin’de başlayan, ailesinin Dersim’den Erzurum’a uzanan geçmişiyle şekillenen bir yaşam… Beş yaşında tiyatro sahnesiyle tanışan Ekin Can Erol’un çocukluk dünyasında, sanatın yanı sıra annesinden öğrendiği ziyaretlerin de özel bir yeri vardı. Yıllar sonra tarih eğitimiyle sanatı buluşturan Erol, bu kez kamerasını alarak ailesinden devraldığı inancın izini sürmek üzere Dersim’e gitti. Dedeleri, anaları ve ziyaretlere gelen insanları dinledi, çocukluğundan taşıdığı hatıraların, farklı coğrafyalardaki Alevileri nasıl ortak bir duyguda buluşturduğuna tanıklık etti.

CanoCan Films yapımcısı Ekin Can Erol, Almanca kaynakların sınırlılığından hareketle başladığı belgesel çalışmalarını, Alevi gençlerin kendi inançları ve kimlikleriyle bağ kurabilecekleri bir alan olarak görüyor. Almanya’daki Alevilerin kimlik arayışından ziyaretlerin anlamına uzanan filmlerinin ardından, Alevi Ansiklopedisi’nin açık ders çalışmasında da kamera arkasına geçen Erol, üretimlerini ve bu çalışmalara yön veren arayışını anlattı.

TARİHLE SANATI BULUŞTURAN BİR KİMLİK ARAYIŞI

Küçük yaşlardan itibaren tiyatroyla ilgilendiğini belirten Erol, tarih eğitiminin belgesel çalışmalarına yön verdiğini söyledi. Alevilik üzerine Almanca kaynak ararken karşılaştığı eksikliğin kendisini harekete geçirdiğini ifade eden Erol, şöyle konuştu:

“Berlin’de doğup büyüdüm. Ailem aslen Dersim’den Erzurum’a göç etmiş. Beş yaşımdan beri sahne tecrübem var. Sanata ve filme olan ilgim nedeniyle bu alanda çalışmak istedim. Tarih okudum, tarih ve sanatı birleştirmek amacıyla da belgesel filmler yapmaya başladım. Özellikle Alevilik üzerine araştırma yapmak istedim. Çünkü Almanca kaynakların az olduğunu gördüm. Son yıllarda çoğalmaya başladı ama özellikle medyada, film alanında Almanca neredeyse hiçbir şey bulunmadığını gördüm.”

İlk belgeselinde Almanya’da doğup büyüyen Alevi gençlerin kimlik arayışına odaklandığını anlatan Erol, bu sorunun aynı zamanda kendi yaşamından doğduğunu dile getirdi. Araştırması kapsamında hem Dersim’de hem de Almanya’da çekimler yapan Erol, “Benim gibi Almanya’da doğup büyüyen Alevi gençlerin kimliği nedir, bunu araştırmak istedim. Dersim’e gittim, dedelerle ve analarla çekimler yaptım. Almanya’da da çekimler yaparak diasporadaki Aleviliği araştırdım” dedi.

ÇOCUKLUKTAN BELGESELE UZANAN ZİYARETLER

Erol’un son belgeseli “Ziyaret: Doğanın Sesi”, çocukluğunda annesi aracılığıyla tanıdığı ziyaretlerden yola çıkıyor. Film, ziyaretlerin Alevi inancındaki yerini, doğanın kutsallığını ve bu bağın diasporadaki karşılığını ele alıyor.

Ziyaretleri yalnızca anlatılanlar üzerinden değil, insanların gündelik yaşamındaki karşılıklarıyla anlamaya çalıştığını vurgulayan Erol, şunları söyledi:

“Ben çocukluğumdan beri annemden dolayı ziyaretlerle büyüdüm. Bizim bölgede ziyaret taşına ‘teberik’ deriz. Bunun ne olduğunu araştırmak istedim. Dersim’e gittim, çekimler yaptım ve oradaki insanlarla konuşma şansı buldum. Ziyaretin anlamını, pratikte nasıl yaşandığını görmek istedim. Almanya’daki gençlerin ziyaretlere nasıl değer verdiğini de araştırdım. Ben kendimden yola çıkarak bir hikaye anlatmaya çalışıyorum. Çocukluğumdan başlayarak ziyaretlerin ne olduğunu, kökenini ve Alevilerin neden ziyaretlere değer verdiğini anlatıyorum. Aslında Aleviler için doğanın kutsal olduğunu gösteren bir film.”

“ZİYARETLERDE HEPİMİZİN BULUŞTUĞUNU FARK ETTİM”

Belgesellerini önceden belirlenmiş bir fikri doğrulamak amacıyla çekmediğini ifade eden Erol, anlatının yolculuk sırasında, insanlarla kurduğu sohbetlerde şekillendiğini belirtti. Ziyaretler üzerine çalışmasının kendisine gösterdiği en önemli noktalardan birinin, Alevilerin farklılıklarına rağmen paylaştıkları ortak inanç bağı olduğunu söyledi:

“Filmleri yaparken önceden bir fikre bağlı kalmadan yola çıkmaya çalışıyorum. Aslında anlatı, o yolculukta insanlarla sohbet ederken ortaya çıkıyor. Şunun farkına vardım: Aleviliğe nasıl bakarsak bakalım; ister Kürt olalım ister Türk, ister Orta Anadolu’dan bakalım ister Dersim’den, ziyaretlerde hepimizin buluştuğunu gördüm. Özellikle gittiğim şehirlerde, gösterimlerde bunun farkına vardım. Ziyaretlerin hepimiz için ortak bir nokta olduğunu gördüm.”

Bu ortaklığın izleyicilerin tepkilerinde de karşılık bulduğunu anlatan Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu, ziyaretlerin inancımızın temelinde olduğunu da bana gösterdi. Beni sevindiren de buydu. Çünkü çoğu zaman kurumlarda ya da sohbetlerde ortak noktalarımızı bulamıyoruz, farklı yerlerden konuşuyoruz. Burada ortak noktamızı görmek beni çok mutlu etti. İnsanlardan ‘Beni köyüme götürdün, çocukluğuma geri götürdün’ tepkisini aldım. Bu benim için çok değerli.”

“GENÇLERİN BAŞVURABİLECEĞİ BİR KAYNAK OLSUN İSTİYORUM”

Filminin Kürt Film Festivali programına alındığını, Almanya ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde izleyiciyle buluştuğunu aktaran Erol, gösterimlerin sürdüğünü belirtti.

Erol, özellikle diasporada yetişen gençlere ulaşmak istediğini kaydederek, “Benim amacım bu filmlerle maddi bir kaynak sağlamak değil. Belgeselleri yaparken özellikle gençlere bir şey vermek istiyorum. İsteğim, bu çalışmaların gençler için bir kaynak olması. İleride Almanca ‘Alevilik’ ya da ‘ziyaret’ diye arama yaptıklarında ulaşabilecekleri bir kaynak bulunsun istiyorum. Özellikle benim gibi diasporada yaşayan gençlerin inançlarını unutmaması için bunu önemsiyorum” ifadelerini kullandı.

ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ İÇİN ÇEKİMLERE DESTEK

Belgesel çalışmaları sırasında Alevi Ansiklopedisi’nin açık ders projesinde yer aldığını da belirten Erol, “Böyle tarihi bir çalışmada yer almak benim için bir onur. Bu yaptığım işleri yola hizmet, inancıma hizmet olarak görüyorum. O yüzden böyle önemli çalışmalarda bulunmak da benim için çok kıymetli” dedi.

Çalışmanın bir başlangıç olduğunu ifade eden Erol, açık derslerin devam edeceğini düşündüğünü ve kendisinin de projede yer almayı sürdürmek istediğini belirtti.

“BU YÜKÜ SEVEREK ALDIM”

Alevilik üzerine belgesel üretmeye devam edeceğini söyleyen Erol, bağımsız çalışmaların izleyicilerin desteğiyle daha fazla insana ulaşabileceğine dikkat çekti. CanoCan Films adlı YouTube kanalına abone olunmasının ve çalışmaların paylaşılmasının kendisi için büyük değer taşıdığını ifade etti.

Erol, çıktığı yolu ve üstlendiği sorumluluğu ise bir film gösteriminde kendisine söylenen sözlerle anlattı:

“Son film gösteriminde bir canımız bana, ‘Sen artık bu yola açıldın, çıkış yok’ dedi. Ben de bu yükü severek aldım. Bu şekilde yolumu izlemeye devam edeceğim.”

PİRHA/DORTMUND

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.