PİRHA- Okullarda yaşanan şiddete yönelik Millî Eğitim Bakanlığının polisiye tedbirlerle bu işi çözmeye çalıştığını, bunun çözüm olmadığını belirten Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, tek çözümün rehberlik, psikolojik danışmanlık ve sosyal hizmetler uzmanlığı kadrolarının okullarda görevlendirilmesi olduğunu söyledi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, okullarda yaşanan saldırılara dair konuştu.
“OKULLARDA ŞİDDET POLİSİYE ÖNLEMLERLE ÇÖZÜLMEZ”
Okullarda yaşanan şiddete yönelik Millî Eğitim Bakanlığının polisiye tedbirlerle bu işi çözmeye çalıştığını, bunun çözüm olmadığını belirten Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Kapılara güvenlik güçlerini yığmakla, turnikeler koymakla çözülmez “dedi.
“OKULLARDA DAHA FAZLA REHBERLİK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK KADROSUNDA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLER GÖREVLENDİRİLMELİ”
Tek çözümün okulun rehberlik bölümünü güçlendirmek olduğunu belirten Öztürk, “Rehberlik, psikolojik danışmanlık, sosyal hizmetler uzmanlığı kadroları her okulda öğrenci sayısına bakılmaksızın yapılmalı ve en az üçer tane bulunmalılar. Bunlar yapılmadan bu iş çözülmez” dedi.
“ÇOCUKLARI ŞİDDETE İTEN DİZİ VE FİLMLER YAYINLARDAN KALDIRILMALI”
Okullarda artık öğrencilerin öğretmenlerini rol model almadıklarını belirten Öztürk, “Öğretmenlerimizi severdik, ona gıpta ederdik, onun gibi olmak isterdik. Ama şimdi baktığımızda tam tersi. Çocuklar televizyonda bilgisayarda internet sitelerinde gördüğü şiddeti örnek alıyorlar. Bugün oynadıkları oyunlar hep savaşlı oyunları. İzledikleri filmler, diziler hep silahlı. Türkiye’de birçok dizi var. Hangisi sevgiyi, barışı, özgürlüğü anlatıyor? Televizyonlarda bu tür filmleri dizileri ve programların kısıtlanması engellenmesi gerekiyor. Özgür düşünceyi kısıtlayacaklarına, bu tür haberleri ya da şiddete yönelik dizileri kısıtlamaları lazım” diyerek, çocukların dizilerdeki mafya karakterlerini örnek aldıklarını söyledi.
“BAKANLIĞIN DERDİ OKULLARDAKİ ŞİDDETE SON VERMEK DEĞİL EĞİTİMİ DİNSELLEŞTİRMEK”
Bakanlığın da, hükümetin de, böyle bir derdinin olmadığını belirten Öztürk, bakanlığın öğrencilerin ve öğretmenlerin sorunları görmezden geldiğini, tarikatlara alan açtığını dile getirdi: “25 yıldır eğitimin sorunları katlanarak arttı. Gerici bir eğitimle yönetiliyor. Türkiye’de PISA değerlendirmesinde normalde kimsenin haberi olmadan tarafsız bir sınav yapılması lazım. Ama bakanlık ne yaptı? A okulunu, B okulunu, C okulunu bir de Antalya’da olan okullarda çocukları özel yetiştirmişler. Ve bir anda sıçrama yaşandı ve derece yapmaya başladılar. Niye? O çocuklara çıkan soruların benzerleri, örnekleri çözüle çözüle o sınavlara hazırlamışlar. O çocuklar sınava girdiğinde derece yaptı. Şimdi tamamen bir hile var ortada. Avrupa’yı, PISA’yı kandırıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi?”
“BAKANLIĞIN DERDİ EĞİTİMİ ÖZEL SEKTÖRE PEŞKEŞ ÇEKMEK”
Bakanlığın hiçbir zaman laik bilimsel, kamusal ve ana dilde eğitim gibi bir derdinin olmadığını vurgulayan Öztürk, “Eğitimi özel sektöre peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Çocukları MESEM’’e yolluyorlar. Çocuklar MESEM’lerde ölüyor. Kaç tane bakan, bakan yardımcısı çocuğunu MESEM’e gönderiyor? Kaç tanesi çocuğunu, yakınlarını, yeğenlerini, MESEM’e ucuz işçi olarak yollamak ister? Örneğin MESEM’de herkes aynı işi yapıyor. Birisi asgari ücret o da işsizlik fonundaki 1/3’ünü alıyor ya da yarısı olan 14 bin lira alıyor. Aynı işi yapan bir başkası ise 100 bin lira alıyor. MESEM’de açıkça çocuk sömürüsü var” diye belirtti.
“ÇOCUKLAR ÇOCUKLUKLARINI YAŞAMALILAR”
Eğitim emekçileri olarak çocukların 18 yaşına kadar çocuktur anlayışını savunduklarını belirten Öztürk, “Çocuklar top oynamalıdır, eğitim görmelidir, kamusal eğitimden faydalanmalı ve çocukça yetişmelidir. Ama yaşananlara baktığımızda tam tersi. Burada da ne çıkıyor ortaya? Çocuklar sanayide, sokakta kavganın, şiddetin yoğun olduğu yerlerde görüyoruz” şeklinde ifade etti.
“EĞİTİMİN BU HALE GELMESİNİN TEK SORUMLUSU MİLLİ EĞİTİM BAKANI”
Eğitimin bu hale getirilmesinde bakanlığın sorumlu olduğunu ifade eden Öztürk, şunları dile getirdi:
“Eğitimi bu hale getirmeselerdi bu çocuklar şiddete meyilli olmazdı. Bunun tek sorumlusu bakanlık ve hükümettir. Artık hükümet bu ülkeye zarar veriyor. Okullarda ölen çocuklara, ölen eğitim emekçilerine oluyor ama hükümetin yandaşları fonlarla milyarları götürüyorlar.
Bunun önüne geçilebilmesinin sadece öğrenci aileleri değil tüm halkın örgütlenmesinden geçiyor. Herkes sorunlarını biliyor. Bakın bugün çıkın sokağa herkes dert yanıyor ama birleşmiyor. Birleşmeleri gerekiyor. Birlikte sokağa dökülüp artık buna dur demek istiyoruz, yeter deyip hayatı durdurmak gerekiyor. Bu halkın elinde bu güç var.
EĞİTİMDE YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA KARŞI BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK
Yeter ki birlik olsun. Birleşmeden bu iş çözülmez. Çünkü sorunumuz ortak. Okullardaki ölümler ortak. Okullardaki çocukların temiz su ve temiz bir öğün yemek ihtiyacı nasıl sorun ve ihtiyaçsa, ortaksa, öğretmenlerin ekonomik sorunları kamu emekçisinin ya da işçinin nasıl sorunu nasıl ortaksa, birlikte de ortak mücadele etmek ve bu gidişe dur demek gerekiyor.”
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.