PİRHA- Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddete dikkat çeken Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Yamanlar Cemevi’nde hizmet yürüten Şefika Katı, kadınların yaşadığı sorunların inanç ve kimlik ayrımı olmaksızın ortak olduğunu belirtti. Devletin kadınları korumak için kalıcı önlemler alması gerektiğini vurgulayan Katı, nafaka hakkına yönelik girişimlerin kadınların mağduriyetini artıracağını söyledi. Barış sürecine de değinen Katı, kadınların süreçte yer alması gerektiğini belirterek, “Kesinlikle barış içinde, kardeşlik içinde bu ülkede yaşamanın yollarını bulmamız gerekiyor” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri Yamanlar Cemevi’nde hizmet yürüten Şefika Katı, artan kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti, nafaka hakkına ilişkin tartışmaları ve Türkiye’de devam eden barış sürecini PİRHA’ya değerlendirdi.
Kadınların yaşadığı sorunların yalnızca belirli bir inanç ya da kimlikle sınırlı olmadığını belirten Katı, Alevi kadınların da aile içinde fiziksel ve psikolojik şiddete, baskıya maruz kaldığını söyledi.
“Alevi kadınlar da diğer kadınlar gibi ev içinde, aile içinde birçok sorun yaşıyor. Darp ediliyorlar, psikolojik şiddet uygulanıyor, her türlü baskıya maruz kalıyorlar” diyen Katı, kadınların yaşadığı sorunların toplumsal olduğunu vurguladı.
Alevi, Sünni ya da Çerkes ayrımı olmaksızın kadınların şiddetle karşı karşıya kaldığını belirten Katı, devletin bu sorunlara kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini ifade etti.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI CAYDIRICI CEZALAR VERİLMELİ”
Kadına yönelik şiddetin artmasında toplumsal ilişkilerde yaşanan değişimlerin ve siyasetçilerin kullandığı dilin de etkili olduğunu savunan Katı, sosyal medyanın insanlar arasındaki ilişkileri olumsuz etkilediğini söyledi.
Katı, “Devlet öyle bir sistem yarattı ki herkese bir özgüven geldi. Sosyal medyanın da etkisiyle insanlar artık birbirine saygısız, düşman gibi bakıyor. Tabii ki başımızdakilerin söylemleri de bunları etkiliyordur muhtemelen. Çünkü baştaki nasılsa sondaki de öyle gidiyor” ifadelerini kullandı.
Siyasetçilerin kullandığı dilin toplum üzerinde etkili olduğunu belirten Katı, saygılı bir dilin toplumsal ilişkilere de olumlu yansıyabileceğini söyledi.
Kadın cinayetleri, taciz ve tecavüz vakalarındaki artışa dikkat çeken Katı, “Önceden bu kadar değildi. Tacizler, tecavüzler ve kadın cinayetleri arttı. Ne olacak bunun sonu? Devletin buna bir çözüm bulması lazım” dedi.
Şiddete maruz kalan kadınların şikayetlerine rağmen yeterince korunamadığını ifade eden Katı, uzaklaştırma kararlarının tek başına yeterli olmadığını belirtti.
Katı, şöyle konuştu:
“Kadın şiddet görüyor, karakola gidip şikayet ediyor. Uzaklaştırma veriliyor ama arkasında durulmuyor. Sadece uzaklaştırma veriliyor. Bunun sonucunda beş sene, on sene, yirmi sene cezalar verilirse bir önlem alınır.”
Kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için caydırıcı cezaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Katı, devletin kadınların haklarını korumasını ve kadınların ikinci planda tutulmamasını istedi.
“KADINLAR DA ERKEKLERLE AYNI HAKLARA SAHİP OLMALI”
Kadınların toplumsal yaşamda kendilerini erkeklerle eşit hissetmelerinin önemine dikkat çeken Katı, eşit hakların sağlanmasının kadın-erkek ilişkilerine de olumlu yansıyacağını belirtti.
Katı, “Erkekler nasıl her hakka sahipse kadınlar da her hakka sahip olmalı. Eşit yurttaşlık hakkı, başka bir talebi yok ki. Bunu sağladığımız zaman zaten kadın erkek birbirine saygı duymaya başlayacak” dedi.
Kadınların yaşamın her alanında eşit haklara sahip olması gerektiğini ifade eden Katı, toplumsal eşitliğin aile içindeki ilişkilere de yansıması gerektiğini söyledi.
“NAFAKA HAKKININ KALDIRILMASI KADINLARIN MAĞDURİYETİNİ ARTIRIR”
Kadınların kazanılmış haklarından biri olan nafakaya yönelik tartışmalara da tepki gösteren Katı, nafaka hakkının kaldırılmasının kadınların yaşadığı mağduriyetleri artıracağını savundu.
Bu tür düzenlemelerin erkekleri cesaretlendirebileceğini belirten Katı, kadınların şiddet karşısında daha savunmasız bırakılabileceğini söyledi.
Katı, “Erkekler bu sefer ‘Devlet benim arkamda’ diyecek. ‘Ben her türlü şiddeti yapayım, her türlü cinayeti işleyeyim, her türlü tacizi, tecavüzü yapayım’ diyecek” ifadelerini kullandı.
Kadınların da ülkede çalıştığını ve üretime katıldığını vurgulayan Katı, kadınların haklarının neden tartışmaya açıldığını sorguladı.
“Devlet kadına verilen hakları neden çok görüyor? Neden bütün haklar erkeklere göre çıkarılıyor?” diye soran Katı, kadınlara yönelik yaklaşımda “Erkektir, yapar” anlayışının etkili olduğunu savundu.
Kadınların kazanılmış haklarının korunması gerektiğini belirten Katı, devletin kadınların yanında duran politikalar geliştirmesi çağrısında bulundu.
“KADINLAR BARIŞ SÜRECİNİN İÇİNDE OLMALI”
Türkiye’de devam eden barış sürecini de değerlendiren Katı, kadınların yaşadığı acıların ve sorunların ortak olduğunu belirterek, barışın bütün toplumsal kesimler açısından önemli olduğunu söyledi.
Kadınların farklı inanç ve kimliklere sahip olsalar da benzer acılar yaşadığını ifade eden Katı, “Kadın her yerde kadın. Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü; kadın her yerde. Onların da evlatları gitti, bizim de evlatlarımız gitti” dedi.
Barış sürecinin insanların birbirini ötekileştirmeden, sevgi ve dayanışma içinde yaşamasına katkı sağlayacağını belirten Katı, kadınların bu süreçte bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti.
Katı, “Barış süreci demek kadınlarımızın bir araya gelmesi demek. Eskiden insanlar arasında ötekileştirme yoktu. Bu son yıllarda ortaya çıkan bir durumdur” ifadelerini kullandı.
Kadınların barış sürecinin dışında bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Katı, birlikte yaşama kültürünün güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Katı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kesinlikle barış içinde, kardeşlik içinde bu ülkede yaşamanın yollarını bulmamız gerekiyor.”
Semra ACAR/İZMİR
Yoruma kapalı.