Alevi Haber Ajansi

Newroz Ünverdi: Amini’nin ardından gelişen direniş başka bir yaşamın mümkün olduğunu gösterdi-VİDEO

PİRHA- Jîna Mahsa Amini’nin 16 Eylül 2022’de İran’da katledilmesinin üzerinden dört yıl geçti. Amini’nin ölümünün ardından Rojhilat’ta başlayan ve İran’ın geneline yayılan direniş, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganını dünya kadın hareketlerinin ortak mücadele söylemlerinden biri haline getirdi. Kadın Zamanı Derneği üyesi Newroz Ünverdi, Amini’nin ölümünün yalnızca bir kadın cinayeti olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, direnişin İran’da kadınlar açısından “başka bir yaşamın mümkün olduğu” inancını güçlendirdiğini söyledi.

Jîna Mahsa Amini’nin 16 Eylül 2022’de İran’da katledilmesinin üzerinden dört yıl geçti. Amini’nin ölümü, İran’da kadınlara ve farklı toplumsal kesimlere yönelik uzun yıllara yayılan baskı politikalarına karşı büyük bir direnişin fitilini ateşledi. Rojhilat’ta başlayan protestolar kısa sürede İran’ın farklı kentlerine yayılırken, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı da İran sınırlarını aşarak dünya kadın hareketlerinin ortak mücadele söylemlerinden biri haline geldi.

Kadın Zamanı Derneği üyesi Newroz Ünverdi, Amini’nin ölümünün ardından gelişen süreci ve direnişin dört yılda yarattığı değişimleri değerlendirdi.

“AMİNİ’NİN ÖLÜMÜ 35-40 YILLIK BASKI DÜZENİNDEN BAĞIMSIZ ELE ALINAMAZ”

Ünverdi’ye göre Amini’nin katledilmesini yalnızca kadına yönelik şiddet başlığı altında değerlendirmek, İran’daki siyasal ve toplumsal yapının yarattığı baskıyı eksik bırakıyor. Amini’nin ölümünün, 35-40 yıla yayılan ve kadınların yaşamının farklı alanlarına müdahale eden sistematik bir baskı düzeni içerisinde gerçekleştiğini belirten Ünverdi, bu baskının zamanla farklı toplumsal kesimlere de yayıldığını söyledi.

“Bu, tek başına kadına yönelik bir şiddet meselesi değildi. 35-40 yıla yayılan, erkek egemen bir sistemin ve farklı baskı alanlarının oluşturduğu toplumsal yapı içerisinde gerçekleşti.”

İran’da kadınların yaşam biçimlerinden kamusal alandaki varlıklarına kadar çok sayıda alana devlet tarafından müdahale edildiğini ifade eden Ünverdi, farklı etnik kimliklere, halklara ve inanç gruplarına yönelik baskıların da bu sistemin bir parçası olduğunu dile getirdi.

“KADINLAR DEVLETİN DAYATTIĞI SINIRLARA KARŞI KENDİ SÖZÜNÜ KURDU”

Amini’nin katledilmesinin ardından başlayan direnişin en önemli yönlerinden birinin, kadınların devletin yaşamlarına yönelik müdahalelerine karşı kendi sözlerini kurması olduğunu belirten Ünverdi, kadınların başta bedenleri olmak üzere yaşamlarının farklı alanlarında dayatılan sınırlara karşı çıktığını söyledi.

“Kadınlar artık İran devletinin kadınlara yönelik baskılarını yaşamlarının her alanında sorguluyor; kendilerini var etme biçimleri üzerinden devletin dayattığı bütün sınırlara karşı kendi sözlerini daha yüksek bir yerden kuruyor.”

Ünverdi, Amini’nin ölümünün ardından ortaya çıkan direnişin İran ile sınırlı kalmamasını da bu tarihsel birikimle ilişkilendirdi.

“DİRENİŞ İRAN HALKINA BAŞKA BİR GERÇEKLİĞİN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERDİ”

Dört yıllık süreçte İran devletinin kadınlara, Kürtlere, farklı etnik ve inanç gruplarına yönelik baskılarının sürdüğünü belirten Ünverdi, idamların ve diğer baskı politikalarının da devam ettiğine dikkat çekti.

Ancak buna rağmen Amini’nin ölümünün ardından yeni bir toplumsal gerçekliğin ortaya çıktığını söyleyen Ünverdi, İran halkının devlet şiddeti karşısında kolektif bir direnişin mümkün olduğunu daha güçlü biçimde gördüğünü ifade etti.

“Artık sadece devletin şiddet uyguladığı tek taraflı bir durum yok. Baskı var ama bunun karşısında kendi sözünü kuran, bu sözün karşılık bulduğu bir direniş gerçekliği de var.”

Ünverdi, bu durumun kadın hareketleri açısından önemli bir kazanım olduğunu ve direnişin farklı toplumsal kesimlere umut verdiğini söyledi.

“JİN, JÎYAN, AZADÎ DÖRT YILLIK BİR SLOGAN DEĞİL”

“Jin, Jiyan, Azadî” sloganının Amini’nin ölümüyle ortaya çıkmadığını vurgulayan Ünverdi, sloganın arkasında yaklaşık 35 yıllık Kürt kadın hareketinin mücadele deneyiminin bulunduğunu belirtti.

Kürt kadın hareketinin 1990’lı yıllardan itibaren kadın özgürlüğünü, yaşamı ve toplumsal özgürlüğü birlikte ele alan bir mücadele hattı geliştirdiğini ifade eden Ünverdi, bu mücadelenin Türkiye ve Kürdistan’da ağır bedeller ödenerek sürdürüldüğünü söyledi.

“Bu sloganın ortaya çıkışı ve bir mücadele mottosu haline gelmesi dört yıllık süreçle tanımlanabilecek bir şey değil. Gerçekten geçmişi 35 yıllık Kürt kadın hareketinin mücadele tarihine dayanıyor.”

Ünverdi’ye göre Rojhilat’taki kadınların sloganı sahiplenmesi, Kürt kadın hareketinin yıllar içerisinde oluşturduğu mücadele birikimini yeniden görünür hale getirdi.

“KADINLAR, YAŞAMDAN VE ÖZGÜRLÜKTEN VAZGEÇMEYECEKLERİNİ GÖSTERDİ”

Rojhilat ve İran’daki kadınların ağır baskı koşullarına rağmen sokağa çıkmasının önemli bir kırılma yarattığını ifade eden Ünverdi, kadınların devletin kadın bedeni üzerindeki denetimine karşı doğrudan bir itiraz geliştirdiğini belirtti.

“Kadınlar, ‘Bizi yaşamdan koparmaya çalışıyorsunuz ama biz ne yaşamımızdan ne de özgürlüğümüzden vazgeçiyoruz’ diyerek bu sloganı bir yaşam biçimi olarak savundu.”

Bu direnişin yalnızca protesto biçimi olmadığını söyleyen Ünverdi, “Jin, Jiyan, Azadî”nin yaşamı ve özgürlüğü savunan bir perspektife dönüştüğünü ifade etti.

“BAŞKA BİR YAŞAMIN MÜMKÜN OLDUĞU İNANCI GÜÇLENDİ”

Ünverdi, Amini’nin ölümünün ardından ortaya çıkan en önemli değişimlerden birinin kadınlarda “başka bir yaşamın mümkün olduğu” yönündeki inancın yeniden güçlenmesi olduğunu söyledi.

İran’ın farklı bölgelerinde kadınların kamusal alanlarda başörtüsüz bulunmasının ve daha önce devlet tarafından yasaklanan alanlarda sözlerini daha açık biçimde dile getirmesinin bu değişimin göstergeleri arasında olduğunu belirtti.

“Kadınlar artık ‘Birlikte karşı çıkabiliriz, birlikte sesimizi yükseltebiliriz, birlikte mücadele örebiliriz’ diyebiliyor. Belki bir yılda ya da iki yılda değişim olmaz ama inandığımız değerler için mücadele edersek sonunda bir değişim ortaya çıkabilir.”

Devletin buna karşı yeni baskı araçları geliştirdiğini de vurgulayan Ünverdi, mücadelenin sona ermediğini ancak kadınların kazandığı deneyim ve öz güvenin geri döndürülemeyecek bir değişim yarattığını söyledi.

“DİRENİŞ İRAN SINIRLARINI AŞTI”

“Jin, Jiyan, Azadî” sloganının Rojhilat ve İran’daki eylemlerle sınırlı kalmadığını belirten Ünverdi, sloganın dünyanın farklı bölgelerindeki kadın hareketleri tarafından da sahiplenildiğini söyledi.

Sloganın farklı coğrafyalarda kadınların kendi mücadeleleriyle buluştuğunu ifade eden Ünverdi, bunun yalnızca bir sloganın yayılması değil, ortak bir yaşam ve özgürlük perspektifinin görünür hale gelmesi anlamına geldiğini belirtti.

“Bu slogan sadece orada başlamadı. Geçmişe dayanan bir mücadele gerçekliğinin mirasını kadınların sahiplenmesi, bunun bu kadar yayılmasını ve dünya kadın hareketlerinin mottolarından biri haline gelmesini sağladı.”

“BUGÜNÜN İRAN’I DÖRT-BEŞ YIL ÖNCEKİ İRAN DEĞİL BU DA MÜCADELENİN BİR SONUCUDUR”

Amini’nin ölümünden dört yıl sonra İran toplumunda ciddi bir değişim yaşandığını savunan Ünverdi, özellikle kadınların kamusal alandaki görünürlüğünün arttığına dikkat çekti.

İran’da yıllardır kadınların kıyafeti ve yaşam biçimi üzerinden kurulan baskının aşındığını ifade eden Ünverdi, bunun devlet baskısının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini, aksine devletin buna karşı yeni baskı yöntemleri geliştirdiğini söyledi.

“Dört-beş yıl önceki İran ile bugünkü İran arasında çok ciddi farklar var. En önemli değişimlerden biri, kadınlarda artık başka bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancın yeniden güçlenmiş olması.”

“JÎNA’YI ANMAK, MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYİ GEREKTİRİYOR”

Amini’nin ölüm yıldönümünde yalnızca Jîna’nın değil, İran’da ve dünyanın farklı yerlerinde bu mücadelede yaşamını yitiren kadınların da hatırlanması gerektiğini belirten Ünverdi, onların ortaya koyduğu mücadele perspektifinin sahiplenilmesinin önemine dikkat çekti.

Ünverdi, kadınların verdiği mücadelenin yalnızca geçmişin bir parçası olarak anılmaması, bugün de büyütülmesi gerektiğini söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı.

“Onlarca İranlı kadını anmak ve onların mücadelesini sahiplenmek bir borç. Onların yarattığı mücadele perspektifini yalnızca kendimiz için değil, dünyanın bütün kadınları için büyütmemiz gerekiyor.”

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.