PİRHA- DAD, Aleviliğin hakikat ve özgürlük arayışının tarihsel hafızası barışın teminatı olduğunu vurguladı: “Bu hakikat görmezden gelinerek Alevi toplumunu barış mücadelesinin dışında tutmaya, ayrıştırmaya çabalamak rıza göstereceğimiz bir durum değildir. Barış Alevilerin ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş olarak yaşamasının teminatıdır.”
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 53 ismin yayımladığı “Alevi Aydınlar Bildirgesi” ile ilgili açıklama yaptı. “Alevi Aydınları Bildirisi Üzerine: Sözün Sorumluluğu, Barışın İhtiyacı” başlıklı açıklama yapan DAD, “Alevi Aydınları Bildirisi”ni, Alevi rıza toplumunun hafızası, Yol’un erkânı ve bugün yaşanılan tarihsel sürecin sorumluluğuyla okuduklarını ifade etti.
Hakikati kendine rehber etmiş, her Alevinin düşüncesini açıklama, eleştirme ve itiraz etme hakkının olduğu vurgulanan açıklamada, “Ancak Alevilikte söz yalnızca söylemek değil, söylediğinin toplumsal sonuçlarını da üstlenmektir. Sözün de bir erkânı, zamanı ve sorumluluğu vardır. Bugün Ortadoğu savaşların, çatışmaların ve ağır acıların içinden geçerken; Türkiye’de ise demokratik çözüm, toplumsal barış ve birlikte yaşam arayışlarının tartışıldığı tarihsel bir eşikten geçiyoruz. Böyle bir dönemde Alevilerin dili savaşın değil, barışın dili olmalıdır. Bizim itirazımız eleştiriye değil; barış umudunu zayıflatan, toplumlar arasındaki güvensizliği büyüten ve demokratik çözüm imkanlarını daraltan siyasal dile yöneliktir” denildi.
“BARIŞIN KARŞISINDA DEĞİL, BARIŞIN YANINDA DURMALIYIZ”
DAD Genel Merkezi’nin yaptığı açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:
“Barış süreçleri elbette eleştirilebilir. Ancak barışın eksiklerini eleştirmekle, barışın kendisini, barışın toplumsallaşması mücadelesini değersizleştiren bir siyasal tutum geliştirmek aynı şey değildir. Bizim görevimiz barışın karşısına duvar örmek değil; barışın daha demokratik, daha adil ve daha kapsayıcı olması için mücadele etmektir. Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir. Barış; inkâr edilen kimliklerin tanınması, gasp edilen hakların iade edilmesi, eşit yurttaşlığın güvence altına alınması ve bütün halkların, inançların ve kimliklerin özgürce yaşayabileceği demokratik bir düzenin kurulmasıdır. Alevi toplumunun tarihsel hafızası bize bunu söylüyor. Biz zorun değil rızalığın; tekçiliğin değil çoğulculuğun; inkârın değil tanımanın; düşmanlığın değil birlikte yaşamın tarafındayız.
Bu nedenle Alevi aydınlarına çağrımız açıktır: Eleştirin; ama barışı büyütecek şekilde eleştirin. İtiraz edin; ama demokratik çözümün kapılarını kapatmadan itiraz edin. Sorgulayın; ama toplumların ortak yaşam umudunu zedelemeden sorgulayın. Çünkü aydının görevi yalnızca itiraz etmek değil, çıkış yolu göstermektir, zulme karşı delil uyandırmaktır.”
Aleviliğin hiçbir halkın acısını diğerinden üstün görmediğine dikkat çeken DAD, “Bir halkın özgürlük talebini tehdit olarak görmek de, başka bir halkın acısını görmezden gelmek de Alevi rızalık anlayışıyla bağdaşmaz. Hak, herkes için hak olduğunda anlamlıdır. Özgürlük herkes için özgürlük olduğunda değerlidir. Barış da herkes için barış olduğunda gerçek barıştır. Ancak tam da bu nedenle, bugün tarihsel bir barış ve demokratik çözüm imkanının konuşulduğu bir dönemde, Alevilerin sözünün savaşın ve ayrışmanın değil, barışın ve demokratik çözümün önünü açması gerektiğine inanıyoruz” diye belirtti.
“BARIŞ ALEVİLERİN ORTAK VATANDA EŞİT VE ÖZGÜR YURTTAŞ OLARAK YAŞAMASININ TEMİNATIDIR”
DAD tarafından yapılan açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“Alevi inancında ahlaki ve politik toplum Rıza toplumu söylemiyle ifade edilmiştir. Rıza toplumu barış ve demokratik toplum şeklinde günümüzde karşılık bulmuştur. Aleviliğin hakikat ve özgürlük arayışı tarihsel hafızası barışın teminatıdır. Bu hakikat görmezden gelinerek Alevi toplumunu barış mücadelesinin dışında tutmaya, ayrıştırmaya çabalamak rıza göstereceğimiz bir durum değildir. Barış ve Demokratik toplum perspektifinin kapsayıcı hukuk, pozitif entegrasyon ve kominal örgütleme modeli Alevi hakikatinin ifadesidir. Barış Alevilerin ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş olarak yaşamasının teminatıdır.
BARIŞTAN KORKMAMALIYIZ
DAD olarak çağrımızdır; Alevi aydınlarını birbirine karşı konumlanmaya değil, ortak demokratik zeminde buluşmaya çağırıyoruz. Aleviler arasında yeni ayrışma duvarları örmek yerine, rızalık temelinde ortaklaşmayı büyütmeliyiz.
Barıştan korkmamalıyız. Demokratik çözümden korkmamalıyız. Eleştiriden korkmamalıyız. Ama barış ihtimalinden de korkmamalıyız. Çünkü bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, kimin daha yüksek sesle konuştuğu değil; kimin daha fazla barış ürettiğidir.
BUGÜN TARİH BİZDEN TARAF SEÇMEKTEN ÖNCE BARIŞTAN YANA TARAF OLMAYI İSTİYOR
Alevi Yol’unun “eline, beline, diline sahip ol, yetmiş iki millete bir nazarda bak” öğretisi bugün bize çok daha büyük bir sorumluluk yüklüyor: Dilimize sahip çıkalım. Sözümüzle düşmanlık üretmeyelim. Sözümüzle barışın kapısını kapatmayalım. Sözümüzle halkların ve inançların ortak yaşam iradesini güçlendirelim. Bugün tarih bizden taraf seçmekten önce barıştan yana taraf olmayı istiyor.
Demokratik Alevi Dernekleri olarak Barış ve Demokratik Toplum Perspektifi’nin öznesi olduğumuzu bu anlayışa ikrar ve rıza gösterdiğimizi ifade ediyoruz.
SAVAŞA KARŞI BARIŞI ÖLÜME KARŞI YAŞAMA İKRAR VERİYORU
Bizim tarafımız bellidir: Savaşa karşı barışı ölüme karşı yaşama ikrar veriyoruz. Farklılıkların eşit ve özgür temelde birlik içinde yaşaması inancımızın gereğidir. Sözümüz barışı büyütsün. Sözümüz rızalığı çoğaltsın.
Sözümüz demokratik çözümün yolunu açsın. Çünkü biz biliyoruz: Barış ertelenirse savaş büyür. Hak ertelenirse adaletsizlik büyür. Rızalık ertelenirse ayrışma büyür. Bugün Alevi toplumunun tarihsel sorumluluğu, ayrışmayı değil barışı ve demokratik toplumu büyütmektir. Cümle canlara aşk ile…
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.