PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), dünya genelinde süren savaşlara, işgallere, halkları ve inançları karşı karşıya getiren politikalara dikkat çekerek kalıcı barışın eşitlik, özgürlük, adalet ve rızalık temelinde kurulabileceğini belirtti. FEDA ve DAKB, “Barışı beklemeyeceğiz, barışı inşa edeceğiz” çağrısı yaptı.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), “Savaşın çığlıklarına karşı barışı, eşitliği, özgürlüğü ve rızalığı büyütelim!” başlığıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Ortadoğu’nun farklı bölgelerine uzanan savaşların yarattığı yıkıma dikkat çekildi.
Savaşların en ağır bedelini sivillerin, kadınların, çocukların, yaşlıların ve doğanın ödediği belirtilen açıklamada, Kürtler, Aleviler, Êzidîler, Dürzîler, Süryaniler, Ermeniler ve diğer halklar ile inanç topluluklarının savaş, inkâr, asimilasyon, mezhepçilik ve siyasal çatışmaların sonuçlarıyla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
“SAVAŞIN GERÇEK BİR KAZANANI YOKTUR”
Şengal’de Êzidî halkına yönelik soykırımın, Alevilere yönelik katliamların ve Kürt halkının inkâr ve savaş politikalarıyla karşı karşıya bırakılmasının savaş düzeninin halklara ve inançlara ödettiği bedeli gösterdiği belirtildi.
FEDA ve DAKB, hiçbir halkın yaşadığı acının diğerinden üstün görülmemesi gerektiğini belirterek, “Çünkü savaşın gerçek bir kazananı yoktur” dedi.
Açıklamada barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediği vurgulanarak; halkların kendi kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle özgürce yaşayabilmesi, bütün inançların eşit koşullarda var olabilmesi, kadınların özgür ve eşit bir yaşam kurabilmesi, çocukların savaş korkusu olmadan büyüyebilmesi ve doğanın korunmasının kalıcı barışın koşulları olduğu ifade edildi.
“BARIŞ, ADALET VE EŞİTLİKLE ANLAM KAZANIR”
Kalıcı barış için savaşların ve toplumsal eşitsizliklerin nedenlerini ortadan kaldıracak demokratik bir yaşamın kurulması gerektiği belirtilen açıklamada, barışın adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve halkların kendi iradesiyle yaşayabilmesiyle anlam kazanacağı belirtildi.
FEDA ve DAKB, 27 Şubat 2025 tarihinde Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla çatışma ve şiddet döneminin geride bırakılması, silahların yakılması ve demokratik siyasetin önünün açılması yönünde atılan adımı tarihsel önemde gördüklerini belirtti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, sürecin halkların ve inançların eşit, özgür ve demokratik yaşam koşullarına kavuşmasını sağlayacak kapsamlı bir toplumsal dönüşüme evrilmesi gerektiği savunuldu.
“ANA DİLDE EĞİTİM HAKKI GÜVENCE ALTINA ALINMALI”
Açıklamada, ana dilde eğitim hakkının güvence altına alınması ve halkların kendi dillerini, kültürlerini ve kimliklerini özgürce yaşatmalarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiği belirtildi.
Bütün inançların eşit koşullarda özgürce yaşayabilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, hiçbir inancın diğerine üstün tutulmaması ve hiçbir halkın başka bir halk üzerinde egemenlik kurmaması gerektiği ifade edildi. İnanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık güvence altına alınmadan toplumsal barışın kalıcı hale gelemeyeceği vurgulandı.
“RIZALIK, EŞİTLİĞİ VE ORTAK YAŞAMI SAVUNMAKTIR”
Alevi Yolundaki rızalık anlayışına da dikkat çekilen açıklamada, hiçbir canın diğerinden üstün olmadığı, birlikte yaşamın rıza, gönüllülük, kabul ve dayanışma temelinde kurulması gerektiği ifade edildi.
“Rızalık; birbirine hükmetmek yerine birbirini kabul etmek, ayrıştırmak yerine ortak yaşamı büyütmek, üstünlük kurmak yerine eşitliği savunmaktır” denilen açıklamada, savaşa, işgale, katliama, ayrımcılığa ve doğanın talanına karşı çıkıldığı belirtildi.
“KADINLAR BARIŞIN KURUCU ÖZNESİDİR”
Savaşların kadınlar ve çocuklar üzerindeki ağır sonuçlarına da dikkat çeken FEDA ve DAKB, kadınların bedenlerinin savaşların hedefi haline getirildiğini, kadınların barış mücadelesindeki iradelerinin ise çoğu zaman yok sayıldığını belirtti.
DAKB, kadınların eşit ve özgür olmadığı bir toplumda gerçek demokrasi ve kalıcı barışın kurulamayacağını vurgulayarak, kadınların yaşamın her alanında eşit söz ve karar sahibi olduğu, erkek egemenliğinin ve her türlü şiddetin ortadan kaldırıldığı bir toplumsal yaşamı savunduğunu ifade etti.
Açıklamada, “Barışı yine anaların getireceğine inanıyoruz” denildi.
“EKOLOJİK MÜCADELE BARIŞ MÜCADELESİNİN PARÇASIDIR”
Savaş ile ekolojik yıkımın birbirinden bağımsız olmadığı belirtilen açıklamada, savaşların toprağı, suyu, havayı, ormanları ve bütün canlı yaşamını tahrip ettiği ifade edildi.
Ekolojik mücadelenin barış mücadelesinin bir parçası olduğu belirtilerek, toprağın, suyun ve yaşam alanlarının savaş, rant ve sermaye uğruna talan edilmediği bir yaşam savunuldu. Açıklamada, “Doğa tahrip oldukça bizim inancımız da yok olmanın eşiğine gelir” denildi.
FEDA ve DAKB, bütün halkları, kadınları, gençleri, inanç topluluklarını, ekoloji hareketlerini ve demokratik güçleri savaş politikalarına karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırdı.
Açıklamanın sonunda, “Barışı beklemeyeceğiz, barışı inşa edeceğiz” denilerek şu çağrılar yapıldı:
“Savaş değil barış!
İnkâr değil eşitlik!
Egemenlik değil rızalık!
Ayrışma değil ortak yaşam!”
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.