Alevi Haber Ajansi

Eren Yıldırım: Cemevlerini ocak merkezlerine dönüştürmeliyiz-VİDEO

PİRHA- Okmeydanı Cemevi Başkanı ve Baba Mansur Ocağı’ndan Alevi dedesi Eren Yıldırım, kentleşmeyle birlikte zayıflayan pir-talip ilişkisinde sorumluluğun taliplerden çok inanç önderlerinde aranması gerektiğini söyledi. Cemevlerinin ocakların yerini alamayacağını ancak kentlerde ocak hizmetlerinin sürdürülebileceği merkezlere dönüştürülebileceğini belirten Yıldırım, “Ocaklar da cemevlerini bir ocak gibi kullanabilmeli; burada evlatlarını yetiştirmeli, eğitimler vermeli, paneller yapmalı” dedi.

Anadolu’nun köylerinden büyükşehirlere uzanan göç, Alevi toplumunun yaşam biçimiyle birlikte inancın yüzyıllardır sürdürdüğü ocak-talip ilişkisini de önemli ölçüde dönüştürdü. Geleneksel ikrar bağının zayıflaması, ocakların taliplerine ulaşmakta yaşadığı güçlükler ve kentlerde dede, pir ve mürşit yetiştirme sorunu Alevi toplumunun önemli tartışma başlıkları arasında yer alıyor.

Okmeydanı Cemevi Başkanı ve Baba Mansur Ocağı’ndan Alevi dedesi Eren Yıldırım, kentleşmeyle dönüşen pir-talip ilişkisini, cemevlerinin ocakların işlevini ne ölçüde üstlenebileceğini ve inanç önderlerinin yetiştirilmesi sorununu PİRHA’ya değerlendirdi.

“İNANCIMIZIN BU KADAR BASKIYA RAĞMEN AYAKTA KALABİLMESİ OCAK SİSTEMİ SAYESİNDE OLDU”

Alevi inancının tarih boyunca maruz kaldığı katliam, ötekileştirme ve göçe rağmen varlığını sürdürebilmesinin temelinde ocak ve dergâh sisteminin bulunduğunu belirten Yıldırım, bu sistemin köylerde güçlü bir “ikrarlaşma” ve “rızalık makamı” üzerinden işlediğini söyledi.

Geçmişte dedenin köye yılda bir kez geldiğini ve o gün köyün en büyük evinin cemevine dönüştüğünü anlatan Yıldırım, günümüzde insanların dedeye çok daha kolay ulaşabildiğini ancak bu durumun geçmişteki ikrar bağının aynı güçte sürdüğü anlamına gelmediğini belirtti.

Eskiden talibin, dedenin huzuruna “ak ve pak” çıkabilmek için yaşamına dikkat ettiğini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

“Köye senede bir kere gidiyordu dede ama o meydanda dara geldiğinde ak ve pak çıkmak istiyordu talip. O yüzden de dede bir önceki yıl ayrıldıktan sonra attığı adımı kırk kere düşünüyordu. Korkuyordu çünkü bu sevgiden gelen bir korkuydu. Yola bağlıydı, dedeye vermiş olduğu ikrara bağlıydı.”

“BOZULMANIN SORUMLUSU TALİPLERDE DEĞİL, DEDELERDE ARANMALI”

Pir-talip ilişkisindeki zayıflamanın nedenini yalnızca taliplerin değişen yaşam koşullarında aramamak gerektiğini belirten Yıldırım, Nesimi’nin sözlerine atıfta bulunarak, “Ey Nesimi, can Nesimi, bil ki halk ayinindedir, bunca canların vebali ulemanın boynundadır” dedi.

Yıldırım, “Pir-talip ilişkisinin bozulmasına sebep olan ana unsuru taliplerde değil, dedelerde aramak gerekiyor” diye konuştu.

Bir toplumun varlığını sürdürebilmesinin önemli unsurlarından birinin inanç önderlerinin taliplere doğru biçimde rehberlik edebilmesi olduğunu belirten Yıldırım, yaşanan dönüşümün ocak geleneği ile günümüz Alevi örgütlenmesi arasındaki ilişkiyi de yeniden tartışmayı gerekli kıldığını ifade etti.

CEMEVLERİ OCAKLARIN YERİNİ TUTABİLİR Mİ?

Yıldırım’a göre cemevleri ocakların yerini tam anlamıyla alamaz ancak kentleşmeyle birlikte ocakların bazı işlevlerini üstlenebilir. Görev yaptığı Okmeydanı Cemevi’ni örnek veren Yıldırım, Hubyar Ocağı evlatlarının kendi pirlerini yılda bir kez çağırarak görgü ve sorgu erkânlarını burada yürüttüklerini söyledi.

Yıldırım, “Cemevleri ocakların yerini tutamaz ama bir nebze de olsa ocakların yapmış olduğu hizmetleri yapar bir pozisyona geldi. Bugün Hubyar Ocağı’nın evlatları Okmeydanı Cemevi’ni kullanıyorlar; kendi pirlerini çağırıyorlar, burada görgülerini, sorgularını yapıyorlar. Cemevi bir noktada kentleşmeyle birlikte kendi ocak süreklerini yaşamak isteyen insanlara bir mekân oluyor aslında” dedi.

Her talibin kendi ocağında ikrar verdiği pirden ve mürşitten geçmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, bir ocağın talibinin görgüsünün başka bir ocağın dedesi tarafından yapılamayacağını söyledi. Cemevlerinin mekân olarak ocak hizmetlerine imkân sağlayabileceğini ancak ocağın temel işlevlerinden biri olan “ham olanı pişirme” görevini herhangi bir cemevi dedesinden beklemenin doğru olmayacağını ifade etti.

“OCAKLARIMIZ YENİDEN KÖYLERE DÖNMEYE BAŞLADI”

Kentleşmeyle kesintiye uğrayan ocak-köy bağının son dönemde yeniden canlanmaya başladığını belirten Yıldırım, Sivas’ın Hafik ilçesindeki bir köyde iki yıldır düzenlenen Koç Baba Ziyareti festivalini örnek verdi.

“İki senedir festivalini yapıyorlar. Geçmişte köyde yaşadıkları güzellikleri tekrardan hatırlatmak için bir mücadele içerisine girdiler. Ocağına yüz sürdüğü, pirin darına durduğu günlere dönmeye başladık. Bu kıymetli ama bunu biraz daha aktifleştirmek gereken bir dönemdeyiz.”

Cemevlerinde düzenlenen muhabbet erkânlarına katılanlara da kendi ocaklarıyla bağlarını korumaları yönünde çağrı yaptığını söyleyen Yıldırım, “Kendi ocağınızı, kendi pirinizi, mürşidinizi kesinlikle unutmayın. Senede bir kere bile olsa pirinizin kapısına varın, pirinizi hanenizde misafir edin. Çünkü pirin, mürşidin girdiği evde huzur olur, neşe olur, bereket olur” dedi.

“OCAKLAR ARTIK HAM OLANI PİŞİRMİYOR”

Cemlerde erkân yürütecek yetişmiş pirlerin bulunamamasının pir-talip ilişkisindeki bozulmanın nedenlerinden biri olduğunu belirten Yıldırım, kendisinin de yüzlerce haneye hizmet veren bir ocak evladı ve dede olarak bu yükün altında zorlandığını söyledi.

Yıldırım, “Hakka yürüyen insanların hizmetlerini yerine getirmek, ikrarları almak, kırk lokmalarında dua etmek gibi bir derdim var. İster istemez bunları yaparken kendi ocak taliplerime yetişmekte zorlanıyorum” dedi.

Geçmişte dede, pir ve mürşitlerin bizzat ocaklar ve talipler tarafından yetiştirildiğini, bugün ise ocakların bu işlevinin büyük ölçüde zayıfladığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

“Ocak sistemi, insan-ı kâmil çerçevesinde hakikat kapısındaki son makam olan vuslata erebilmek için basamaklardan geçmeye yardımcı olan bir yerdi. Ocak sistemi bunu unuttu, bunu yapmıyor. İşte bunu yapmadığımız için yetişen dede, pir, mürşit bulmakta zorlandık.”

“CEMEVLERİNİ BİRER OCAK MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”

Baba Mansur Ocağı Vakfı Genel Sekreteri de olan Yıldırım, ocağın kökeninin Dersim’de Mazgirt, Muxundî ve Darıkent gibi bölgelerde bulunduğunu ancak büyükşehirlerde yaşayan ocak evlatlarının yılda ancak bir ya da iki kez bölgeye gidebildiğini söyledi.

Bu koşullarda yeni inanç önderlerinin yetiştirilmesinin güçleştiğine işaret eden Yıldırım, çözüm önerisini şöyle anlattı:

“Ocaktaki insan nasıl yetişir o zaman? Biz gidemiyoruz, büyükşehirde yaşıyoruz. O yüzden buraları bir ocak merkezine çevirmemiz gerekiyor. Baba Mansur Ocağı, Okmeydanı Cemevi’ni veya Bağcılar Cemevi’ni bir ocak merkezi gibi kullanmalı; burada evlatlarını yetiştirmeli, eğitimler vermeli, paneller yapmalı.”

Değişen yaşam koşullarına göre ocak sisteminin de kendisini yeniden düzenlemesi gerektiğini belirten Yıldırım, “Merkezi Dersim’de olan bir ocağa İstanbul’daki birinin gidip eğitim alması mümkün değil. Ocaklar da cemevlerini bir ocak gibi kullanabilmeli. Asıl mesele burada. O yüzden bir cemevi başkanı arıyor, ‘Bize perşembe günü bir dede lazım’ diyor. Çünkü dede bulmak zorlaştı, yetişmiyor” diye konuştu.

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.