PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayında tutulan matem orucunun birlik, paylaşım ve dayanışma anlayışını güçlendirdiğini belirterek, aşurenin tüm toplumla paylaşılan kutsal bir lokma olduğunu söyledi. Tatar, AKD Urla Zeytinalan Cemevi’nde düzenlenecek aşure lokmasına herkesi davet etti.
Alevilerin kutsal aylarından biri olan Muharrem ayı, yalnızca bir yas ve matem dönemi değil, aynı zamanda birlikteliğin, paylaşmanın, dayanışmanın ve toplumsal kardeşliğin simgesi olarak kabul ediliyor. Kerbela’da yaşanan acıların anıldığı bu dönemde, Aleviler hem tarihsel hafızalarını canlı tutuyor hem de insanlık değerlerini yaşatmaya çalışıyor.
Muharrem ayında tutulan oruçlar bölgelere ve ocak geleneklerine göre farklılık gösterebiliyor. Bazı yörelerde 12 gün, bazı yörelerde ise 15 gün süren oruçlarda gece saat 24.00’ten sonra hiçbir şey yenilip içilmiyor. Gün boyunca sürdürülen oruç, akşam saatlerinde gün batımının esas alınmasıyla açılıyor. Bu süreçte gösterişten, eğlenceden ve israftan uzak durulurken, paylaşım, sabır, hoşgörü ve dayanışma duyguları ön plana çıkıyor.
“ALEVİ İNANCINDA ZORLAMA YOK”
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayında tutulan matem orucunun Alevi inancındaki önemine dikkat çekerek, oruçların gün batımında açıldığını söyledi.
Matem ayında 12 gün oruç tutulduğunu belirten Tatar, geçmişten günümüze sürdürülen uygulamalara ilişkin şu bilgileri verdi:
“On iki gün oruç tutulurdu. Oruç kesinlikle gün batımı esas alınarak açılırdı. Gece saat 24.00’ten sonra ise hiçbir şey yenilip içilmezdi. Çünkü o saatten sonrası yeni gün olarak kabul edilirdi. Oruç süresince su içilmez, et yenilmez, tırnak kesilmezdi. Buna ilişkin çeşitli kurallar ve hassasiyetler vardı.”
Alevi inancında zorlamanın yer almadığını ifade eden Tatar, geçmişte oruç ibadetinin belirli geleneklerle tamamlandığını anlatarak, “On iki yıl boyunca oruç tutan kişi, on ikinci yılın sonunda on iki kazan aşure kaynatır, cem yapar ve orucunu bu şekilde çıkarırdı” dedi.
Eskiden köylerde Muharrem orucu başladığında aşure için kullanılacak 12 çeşit kuru gıdanın önceden temin edildiğini anlatan Tatar, bu malzemelerin beyaz bir torba içerisinde muhafaza edildiğini ve kimsenin dokunmasına izin verilmediğini söyledi. Aşureye büyük bir kutsiyet atfedildiğini belirten Tatar, Muharrem ayının manevi yönünün toplum yaşamında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
Muharrem orucunun 12. gününün ardından aşurelerin pişirildiğini belirten Tatar, “On ikinci günün sonunda, 13. gün aşureler hazırlanırdı. Öğlene kadar sürdürülen oruç, aşure ile açılır ve komşulara dağıtılırdı” diye konuştu.
Geçmişte insanların inançlarına daha sıkı bağlı olduklarını dile getiren Tatar, kentleşmeyle birlikte bazı geleneklerin zayıfladığını söyledi.
“AŞURE LOKMAMIZA HERKESİ BEKLİYORUZ”
AKD Urla Zeytinalan Cemevi’nde her yıl düzenli olarak aşure lokması paylaştıklarını, kurban kestiklerini ve cem erkânı yürüttüklerini belirten Tatar, aşurenin Alevi inancında özel bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Cemevlerinin bugün daha geniş kitlelere ulaştığını ifade eden Tatar, şunları söyledi:
“Aşure bizim için çok kutsaldır. Artık cemevlerimiz var ve daha geniş kitlelerle bir araya geliyoruz. Sünniler de Museviler de cemevimize geliyor. Kendi Alevi toplumumuz zaten burada. Biz yetmiş iki millete bir nazarla bakıyoruz. Aşuremizi herkesle paylaşmak istiyoruz. Bizde insanı dışlamak değil, insanı birleştirmek vardır. Birlikte olmak, paylaşmak vardır. Bu nedenle kapı komşumuzdan tüm yurttaşlarımıza kadar herkesi aşure lokmamızı paylaşmaya davet ediyoruz.”
Hasan Tatar son olarak, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerde bulunarak, Alevi toplumuna dönük asimilasyon politikalarının sürdüğünü savundu. Alevi yol ve erkânını yaşatmak için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Tatar, inanç ve kültür değerlerini gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceklerini söyledi.
Semra ACAR/ İZMİR
Yoruma kapalı.