PİRHA-Araştırmacı-Yazar Aziz Tunç, Ortaca’da Alevi yurttaşlara yönelik gerçekleştirilen saldırıların yalnızca geçmişte kalmış bir olay olmadığını belirterek, Ortaca Katliamı’yla yüzleşilmesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için barış, demokrasi ve toplumsal hafızanın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Muğla’nın Ortaca ilçesinde 5 Haziran 1966’da başlayan ve 16 Haziran’a kadar devam eden Alevi yurttaşlara yönelik saldırılar, Türkiye’nin yakın tarihinde toplumsal hafızada derin izler bırakan olaylar arasında yer alıyor. Aradan geçen onlarca yıla rağmen Ortaca’da yaşananlar, Alevi toplumunun kolektif hafızasında bir katliam ve zorunlu göç deneyimi olarak anılmaya devam ediyor. Demokratik kitle örgütleri ve Alevi kurumları ise her yıl yaptıkları açıklamalarla Ortaca’da yaşananlarla yüzleşilmesini, sorumluların tarih önünde hesap vermesini ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal barışın güçlendirilmesini talep ediyor.
“ORTACA KATLİAMIYLA YÜZLEŞMEK TARİHİ BİR SORUMLULUKTUR”
Araştırmacı-Yazar Aziz Tunç, Muğla’nın Ortaca ilçesinde Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların yıldönümünde yaptığı değerlendirmede, Ortaca Katliamı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, toplumsal yüzleşme ve demokratik mücadele çağrısında bulundu.
Ortaca’da yaşananların tekil bir olay olmadığını ifade eden Tunç, “Bu katliamlar sadece Ortaca ile ibaret değildi. Ortaca öncesi de var, Ortaca sonrası da var” sözleriyle tarih boyunca Alevilere yönelik saldırıların sürekliliğine dikkat çekti.
“SİSTEMLİ BİR KATLİAM POLİTİKASI SÖZ KONUSU”
Geçmişten bugüne uzanan saldırıları değerlendiren Aziz Tunç, bunun “sürekli sistemli bir katliam ve imha politikası” olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Tunç, günümüzde yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Projesi’nin ise bu tarihsel yaralarla yüzleşmek ve benzer acıların tekrarını önlemek açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
DEMOKRATİK KURUMLARA VE ALEVİ ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
Başta Alevi kurumları olmak üzere tüm demokratik ve devrimci örgütlerin bu sürece daha güçlü sahip çıkması gerektiğini ifade eden Tunç, “Bu sürecin gerektirdiği koşulları yerine getirmeye yönelik tutum ve çabaların derinleştirilmesi, ısrarla bu sürece sahip çıkılması son derece önemlidir” dedi.
Tunç’a göre, yalnızca katliam karşıtlığını tartışmak bile demokratikleşme sürecine katkı sunabilecek önemli bir adım niteliği taşıyor.
Ortaca Katliamı’nın hafızalarda canlı tutulmasının önemine değinen Tunç, Alevi toplumunun ve demokrasi güçlerinin hem bu katliama yönelik duyarlılığı geliştirmesi hem de benzer olayların tekrar etmemesi için mücadeleyi büyütmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasında, bugüne kadar yaşanan katliamlarla yüzleşmenin güncel ve acil bir görev olduğunu belirten Tunç, “Bunun tekrar etmemesi için bugüne kadar süren katliamlarla da yüzleşmek günün acil görevi olarak hepimizin önünde durmaktadır” ifadelerini kullandı.
“DEVLETİ YÜZLEŞMEYE ZORLAMAK HEPİMİZİN GÖREVİ”
Aziz Tunç, barış ve demokrasinin yalnızca devletin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini de vurguladı. “Barışı ve demokrasiyi devletin uygulamalarında beklemek yerine devleti bu tarz bir siyasal süreci başlatmaya zorlamak hepimizin yapması gereken en önemli iştir” diyen Tunç, yalnızca eleştirinin yeterli olmadığını söyledi.
“Devleti katliamcılığıyla, soykırımcılığıyla itham etmek elbette yaşanan gerçeklere işaret eder. Ancak sonuçta bizim de görevimiz devleti bunlarla yüzleşmeye zorlamak ve bunu sağlamaktır. Bu mümkündür” ifadelerini kullanan Tunç, demokratik mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.
PİRHA/KÖLN

Yoruma kapalı.