Alevi Haber Ajansi

Cumartesi Anneleri 1103. haftasında: Gözaltında kaybedilen Kasım ve Halil Alpsoy’un akıbeti soruldu-VİDEO

PİRHA- Cumartesi Anneleri, 1103. hafta buluşmasında 1994 yılında gözaltında kaybedilen Kasım ve Halil Alpsoy’un akıbetini sordu. Eylemde konuşan Halil Alpsoy’un eşi Leyla Erdoğan Alpsoy, “Eşimi gözlerimin önünden aldılar, 40 günlük bebeğimle kalakaldım” derken; kayıp yakını Hanım Tosun ise son günlerde JİTEM kurucularından Cem Ersever’in figürünün normalleştirilmesine sert tepki göstererek faillerin yargılanması çağrısını yineledi.

 

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 1103. hafta eylemlerini gerçekleştirdi. Yoğun güvenlik önlemleri altında, meydandaki bariyerlerin önünde toplanan kayıp yakınları ve hak savunucuları, bu hafta Mayıs 1994’te gözaltına alındıktan sonra katledilen Halil Alpsoy ile kendisinden bir daha haber alınamayan kuzeni Kasım Alpsoy için adalet istedi.

“FAİLİ MEÇHUL DAİRESİ SEMBOLİK KALMASIN”

Eylemde ortak basın metnini, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu üyesi Zeynep Yıldız okudu. Açıklamada, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na doğrudan çağrıda bulunuldu.

Yıldız, bu yeni birimin yalnızca geçmişe dönük dosya açan sembolik bir mekanizma olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu birim; zorla kaybetmeler ve cezasız bırakılmış ağır insan hakları ihlallerini kapsayacak şekilde gerçeği ortaya çıkaracak, failleri belirleyecek ve yargı önüne çıkaracak etkinlikte çalışmalıdır. Aksi takdirde cezasızlık, bu topraklarda fiili bir devlet pratiği olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.”

32 YILLIK CEZASIZLIK ZİNCİRİ

Basın açıklamasında, 32 yıldır hakikatin inkâr edildiği belirtilen Alpsoy kuzenlerin dosyalarındaki kronoloji şu şekilde aktarıldı:

Halil Alpsoy: 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve henüz 40 günlük olan bebeğiyle İstanbul Kanarya’daki evine dönerken kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce gözaltına alındı. Kendisini götüren beyaz Toros bir daha geri dönmedi. 18 gün sonra işkence görmüş cansız bedeni Kırıkkale civarında bulundu.

Kasım Alpsoy: Kuzeninin kaçırılmasından 6 gün sonra, 18 Mayıs 1994’te Adana’da yine kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce evinden alındı. Adana Emniyet Müdürlüğü Sarıçam Karakolu’na götürüldüğü belirlense de daha sonra gözaltına alındığı inkâr edildi ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

“ÇOCUKLARIMIZ BABASIZ BÜYÜDÜ”

Eylemde söz alan Halil Alpsoy’un eşi Leyla  Alpsoy, eşinin gözlerinin önünde kaçırıldığını hatırlatarak maruz kaldıkları hukuki sürece ve acıya şu sözlerle isyan etti:

“32 yıldır bu acıyı çekiyoruz. Eşimi evimin önünden, gözlerimin önünden aldılar. Henüz 40 günlük olan bebeğimle kalakaldım. Yıllardır ne bir mahkeme kuruldu ne failler cezalandırıldı. Biz sadece eşimin, kuzenimizin akıbetini ve adaleti istiyoruz. Çocuklarımız babasız büyüdü, bu zulüm artık son bulsun.”

HANIM TOSUN’DAN CEM ERSEVER TEPKİSİ: KATİLLERİN NORMALLEŞTİRİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ

Leyla Alpsoy’un ardından söz alan kayıp yakını Hanım Tosun ise konuşmasında son günlerde bir etkinlikte JİTEM kurucularından Cem Ersever’in kostümünün giyilmesi ve bu figürün normalleştirilmesine çok sert tepki gösterdi. Tosun, şunları dile getirdi:

“Bizler on yıllardır bu meydandayız ve failleri de katilleri de çok iyi tanıyoruz. Daha birkaç gün önce bir yerlerde bu halka acılar yaşatan, JİTEM’in kurucularından Cem Ersever’in kostümünü giyip onun propagandasını, onun taklidini yaptılar. Bizim canlarımızı alan, bizi bu meydanlara mahkûm eden katillerin bu şekilde normalleştirilmesini, birer figür gibi sergilenmesini asla kabul etmiyoruz. Bu, kayıp yakınlarının acılarıyla dalga geçmektir, hafızamızla oynamaktır.

Bugün devleti yönetenlere ve Adalet Bakanlığı’na tekrar sesleniyoruz; kurduğunuz yeni daire başkanlıkları eğer bu katilleri korumaya, bu zihniyeti aklamaya devam edecekse hiçbir anlam ifade etmez. Biz göstermelik adımlar değil, gerçek bir adalet istiyoruz. Son kaybımızın da akıbeti açıklanıp failleri yargılanana kadar ne bu meydandan ne de kayıplarımızın arkasından yürümekten vazgeçmeyeceğiz.”*

Eylem, meydandaki bariyerlerin önüne karanfillerin bırakılması ve “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” sloganlarıyla sessizce son buldu.

HABER MERKEZİ

Yoruma kapalı.