PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın “kripto kılıç artığı” ifadelerinin ayrımcılığın ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olduğunu belirterek, “Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir” dedi.
Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, sosyal medya hesabından CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “kripto kılıç artığı” ifadelerini kullandı.
Mine Kırıkkanat’ın “Kripto kılıç artığı” ifadeleri tepkilere yol açtı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın ifadelerinin ayrımcılık ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olarak değerlendirdi.
“NE ZAMAN BİR SİYASİ HESAP YAPILSA, İLK HEDEF YİNE ALEVİLER OLUYOR”
Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi ve karanlığa teslim olmaması için en fazla bedel ödeyen toplumlardan birinin Aleviler olduğunu belirten Mat, “Dersim’de soykırımı yaşadı, Maraş’ta katledildi, Çorum’da hedef alındı, Gazi’de kurşunlandı, Madımak’ta diri diri yakıldı. En ağır hakaretlere maruz kaldı. Ama ne zaman bir kriz çıksa, ne zaman bir günah keçisi aransa, ne zaman bir siyasi hesap yapılsa, ilk hedef yine Aleviler oluyor” dedi.
Faşistlerin, gericilerin, mezhepçilerin karanlığı bildiklerini hatırlatan Mat, “Peki ya yıllardır “laik”, “cumhuriyetçi”, “Kemalist”, “ulusalcı”, “sosyal demokrat” maskesiyle dolaşıp fırsat buldukça aynı dili kullananlara ne demeli? Sıkıştığınız her yerde ilk suçlu neden Aleviler oluyor? Beceriksizliğinizi, siyasal iflasınızı, korkularınızı ve yanlışlarınızı neden Aleviler üzerinden aklamaya çalışıyorsunuz?” diye sordu.
“SİSTEMATİK BİR ÖTEKİLEŞTİRMEDİR”
Aleviler olarak kimsenin mezhebini sormadıklarını ifade eden Mat, şunları dile getirdi:
“Bu ülkeyi siyasal İslam’a teslim eden sözde demokratlar; biz sizin mezhebinizi hiç sormadık. 12 Eylül’ün karanlığını bu ülkenin üzerine çöken Kenan Evren’in mezhebini sormadık. Denizleri, Mahirleri, İbrahimleri, Erdal Erenleri, Berkinleri katledenlerin mezhebini sormadık. Alevilere, Kürtlere ve bu ülkenin tüm ötekilerine zulmedenlerin mezhebini sormadık. Bu ülkeyi yöneten başbakanlar, cumhurbaşkanları memleketi parsel parsel satarken; emperyalizme teslim ederken; doğayı talan ederken; yoksulluğu, adaletsizliği ve sefaleti büyütürken mezheplerini sorgulamadık. Çocuklara tecavüz edenlerin, dini istismar edenlerin, halkı soyanların, kul hakkı yiyenlerin mezhebini sorgulamadık.
Çünkü mesele hiçbir zaman mezhep olmadı. Mesele; adaletsizlikti, sömürüydü, zulümdü, ikiyüzlülüktü. Ama konu Aleviler olunca herkes bir anda mezhep uzmanı kesiliyor. İşte bu açık bir çifte standarttır. Bu düpedüz ayrımcılıktır. Bu sistematik bir ötekileştirmedir. Bu, toplumsal barışı dinamitleyen tehlikeli bir siyasal dildir.”
“KİRLİ HEDEFLERİ ALEVİLER ÜZERİNDEN YÜRÜTEMEZ”
Aleviler bu ülkenin yükü değil, vicdanı, hafızası, direnci ve eşit yurttaşları olduğunu vurgulayan Mat, “Lütuf değil, hak isterler. Hoşgörü değil, adalet isterler. Görünmek değil, eşit ve onurlu yaşamak isterler. Kimse Alevileri hedef göstererek kendi karanlığını meşrulaştıramaz. Hiç kimse kendi siyasi hesaplarını, çıkarlarını ve kirli hedeflerini Aleviler üzerinden yürütemez” diye belirtti.
“ALEVİ İNANCININ TARİHSEL VARLIĞINA YÖNELTİLMİŞ AÇIK BİR NEFRET SÖYLEMİDİR”
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kılıç artığı” ifadesi; yalnızca bir kişiye yöneltilmiş sıradan bir hakaret olmadığına dikkat çeken Mat, “Bu ifade; bu toprakların çok katmanlı hafızasına, halkların ortak acılarına ve Alevi inancının tarihsel varlığına yöneltilmiş açık bir nefret söylemidir. “Kılıç artığı” ifadesi, katliamların, sürgünlerin, zorunlu göçlerin ve inkâr siyasetinin dilidir. Bu söz; geçmişin yaralarını yeniden kanatmak, toplumsal fay hatlarını yeniden derinleştirmek anlamına gelir. Burada artık “ama”, “fakat”, “lakin” yok. Hiç lamı cimi yok: Derhal gereken yapılmalı, açık ve net bir tutum alınmalıdır” şeklinde ifade etti.
“HAKİKATİN YANINDA DURALIM”
“Sessizlik, tarafsızlık değildir; suç ortaklığıdır” diyen Mat, şunları ifade etti:
“Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Aksi halde yalnızca siyasi güven değil, toplumun vicdanındaki yeriniz de sonsuza kadar kaybolacaktır. Bir gazete, halkların hafızasına hakaret ederek değil; hakikatin yanında durarak var olabilir. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir.”
(HABER MERKEZİ)
Yoruma kapalı.